yazdır, sabaha karşı 3'tür, jimi the kewlle bir bahariye de bir oraya bir buraya gidiyoruz, ikimizin de eve dönmesine yetecek kadar paramız yok, sadece jimi gidebilicek çünkü bana kıyasla daha uzak bir yerde oturuyor, bense it gibi eve yüreyeceğim. fakat jimi'in bineceği minibüs ilk seferini saat 6'da yapıyor... üç saat daha kalmış... sağa bak sola bak, geçmişten konuş, son sigaraları iç, bankta inceden uyukla...nitekim saat 6 olur, konuşacak bişi yok zaten daha ne konuşucan, jimi biner, bizde sıfır uyku eve yürürüz...
Nemlizade'den rıhtıma inerken aralıktan vapur görmenin şans getirdiğine inanırdık. Nemlizede ömrümüzü yemiştir, o ayrı.
Gürbüz Türk Sokağın sağından Moda'ya inilir, birkaç dakikada. Ama birkaç dakikada dönülemez geri. Gariptir. Gürbüz Türk'te kedilerimizi pencereye dizmiş, sokağı izlemişizdir.
Kadife'yi yeni ergenlere kaptırdığımızdan beri uzaktan özleyen gözlerle bakarız. Bas bas bağıran bu çocukların önünde oturduğu apartmanda eskiden Melih Cevdet Anday ikamet ederdi.
Postane sokağında Pazar günleri kitap alır, satardık. Satılan kitapların parasıyla kitap alır, akşam ne yemek yapılacağı konusundaki kavgalarda mutlaka birbirimizi suçlardık.
Kadıköy başkadır. Evimizdir. Kürkçü dükkanımızdır. Labirentimizdir.