fakirin yegane eğlencesinin adıdır artık tanrısal zaman ve kendi hiçliği içerisinde yitip giden bu insanın siluetini görünce, an be an ve gelecek an ve tüm anların içerisinde nerede olacağını fark ediyor, onun kör algısına zıt bir pırıltı ile zamanın tüm anlarında durmaya başlıyoruz; hepsinde artık sadece bu anın olacağını bilerek.
Umudunun malzemesi bittiyse bile kökü asla bitmiyor. Filmin sonunda Uğur'un evine geldiği zaman elindeki poşet Bekir'in umudunun kökünü simgeler adeta. dikkat etmemiştim ama diğer filmlerinde de boş boş uçuşan poşetler varmış.
Ama filmin içinde geçen bir şarkı umudunun malzemesini eksiltiyor:
''tüm aşklar bir gün bitecek ''
İlk kez izledikten sonra 1 haftadır etkisinden çıkamadığım türk filmi insanın suratına bazı şeyleri tokat gibi çarpıyor.Filmdeki en can alıcı sahnelerden bi taneside uğurun annesiyle yaptığı kavga sahnesi ve sonrası yaşananlardı.Bunu benzer bir filmi daha önce izlemiştim adı Lilja Forever dı aynı şekilde bazı olayları insanın suratına tokat gibi çarpıyor ve etkisinden uzunca bi süre çıkamıyorsunuz
kader diye bir şey yoktur. kapitalizm vardır.
kader deyince insanın aklına bir film gelir mi? gelio işte demekki. bekir'in uğur'a olan aşkının hikayesi. hapse düşen erkek, pavyona düşen kadın, onun peşindeki diğer erkek bana eskinin arabesk filmlerini hatırlatıyor. post-arabesk gibi bir terim uydurulabilir bu film için. derlenip toparlanmış, küfür eklenmiş, biraz daha sanatsal kaygı konmuş gibime gelio. bu kadar sevilmesini de eski filmlere olan alışkanlıktan olduğunu düşünüyorum. yalnız bir kaç yerde geçen stalker'dan hatırladığım müzik bizim tırt bekirle pek gitmiyor açıkcası.
ablamın adı ve çok derin anlamı olan bi isim..
bekir uğura aşık,uğur zagora, zagorda şiddete ve suça aşık ne uğur zagoruna nede bekir uğuruna kavusabılıyor muhteşem bi kısır döngü içerisinde gerçekleşen öyküde türk filmlerinin mutlu son olan kaderini de yaşıyor....
ekliyorum şiddetle izlenmesi gereken film
Resûlullah Salla’llâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
Bir kul, hayrı ve şerri ile kadere imân etmedikçe; kendisine isabet edenin ondan şaşmasına; kendisine isabet etmeyenin de ona isabet etmesine kesinlikle imkân olmadığını bilmedikçe; mü’min olmaz! ..
Ve eğer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O'ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O'nun hayrını engelleyebilecek kimse yoktur. (Yunus 107)
Allah'ın izni olmadan hiç bir nusibet isabet etmez. (Tegabun 11)
Muhakkak ki biz her şeyi kader ile yarattık. (Kamer 49)
Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri bizim indimizde olmasın... Biz onu ancak ma’lum bir kader ile indiririz. (Hicr 21)
De ki: 'Hiçbir zaman bize Allah'ın bizim için takdir ettiğinden başkası dokunmaz. (Tevbe 51)
Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır. Bunu bilerek elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez. (Hadid 22-23)
kısmet, nasip, çok şükür bin şükür.
-bütün hayatın boyunca orospuluk mu yapacaksın ?
istersen evleniriz size bakarım, zagora da bakarım..
-bekir boş konuşuyosun...
kader filminden...
Bir tartışma sırasında ya da sevdiğin biriyle konuşurken
kendini ifade edemediysen tam söylenmesi gereken yerde içindeki sözü söyleyemediysen sıkılma buna
Çünkü ancak "O" dilerse bir istek kaderde yerini bulabilir
İnsanlar ne kadar isteseler de
ister kötü niyetli olsunlar ister iyi niyetli
İster inançlı ister inançsız
istedikleri şeyler ancak Allah dilediği takdirde gerçekleşebilir
eğer O dilemezse ister söyleyeceğin söz büyük bir sevgiyi aşkı ifade etsin
ister bir kuran ayeti olsun
yine de onu dile getiremene izin vermeyeblir
çünkü senin planından uygun gördüğün senaryondan önce Onun bir planı ve kaderi vardır
çok iyi bilir insan aslında kendinden daha iyi ve üstün olan irade ediciyi
hiç bi Allah'ın kulu inkar edemez aslında Onu
ancak inkar etmeyi arzular ve inkar ettiğini zanneder
Güneş ne senin arzuladığın bir iş için bir dakika evvvel doğar ne de senin arzulamadığın bir iş olmasın diye bir dakika geç
Kötü ile iyinin yani hayatın
bir insanların arzu ettikleri hayal ettikleri kısmı vardır
bir de Allah'ın irade ettiği kısmı
insanlar arzu ettikleri hayal ettikleri kısımlar için ceza veya sevap görürler
ne kadar bilmesek de daima iyiyi Allah'ın istediği yazdığı gerçek kaderi istemek gerekir
çünkü bilirsin sana kötü gelen bir şey belkide iyidir
iyi gelen şey de belki kötü
onun için başına gelenlere gelmeyenlere mızmızlanma
bütün insanların isteklerini gerçekleştirme gerçekleştirmeme kudreti tek başına elinde olan Allah'a güvenerek yaşa
insanlar kaderde yani gerçekte (hak'da) bulunabilmek için yaptıkları şey kötü bile olsa o şeyi yapmaktan çekinmeyebilirler
mesela susmak iyi bile olsa zırvalamayı tercih edebilirler
hatta belki bi yere kadar zırvalamalarına izin verir "O"
ama bir yere kadar elbette
çünkü her insan acizliği yaşamış olarak iyi bilir ki
hakaret ve zorlama
ve olmadığı halde kendini başkasından üstün görmek iyi şeyler değildir
bana göre kader;
kişi kombinasyonların kaç adım sonrasını aklında tutabiliyorsa kaderin o kadarını çözmüş demektir.yani zeka ve hafsala işidir. bu derece kombinasyonu uç uca ekleyebilen yaratık kaderini yazar. müdehale edilebilirliği veya edilemezliği de buradan gelmektedir. maçası sıkan varsa yapar
inanılmaz bir film çekimş zeki demirkubuz. anlatmak istediğini çok güzel anlatmış, sahneler, konuşmalar o kadar gerçek ki içinde kaybolabilirsiniz.
-herkesin inandığı bir şey var bu ..mına koduğumun dünyasında..
"dedim bekir bu kapı ahiret kapısı, burası sırat köprüsü. bu seferde geçersen bi daha geri dönemezsin. iyi düşün dedim. düşündüm, düşündüm.ama olmadı, dönemedim.
sonra bak oğlum dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok. kaderin böyle. yol belli eğ başını usul usul yürü şimdi..."
bu sahne koptuğum andır, herkesin kafasında bi şey var benimki de sensin napayım, diyor ya sonra...
bağımlılıkların insana neler yaptırdığını requiem for a dream kadar olmasa da gözümüze gözümüze sokuyor bu film...
vildan atasever muhteşem yakışmış karaktere..hele bi "ulan puşt!" diye bi çıkışı var ki aynısını masumiyette tekrar görürüz gerçekten aynı insanlarmış kadar benzerdir tepki...
hiç bir tepkiyi hiç bir duyguyu kaçırmamak için iki kere ve ara vermeden izledim dün filmi, olmuş be yahu olmuş bu film.
son 3 günde 2 kez izlediğim muhteşem Zeki Demirkubuz filmi.sanırım takıcam arkada oynicak ben evde öyle dolaşcam.replikler o kavgalar laflar kafamdan çıkmıolar..devamlı..
-çok saçmaaa!
-bela çıkarmaya gelmedim..
-senin hertarafın bela olsa nolur lan!
-ne konuşcaz daha, daha ne konuşcaz söyleseneee!
kaç kez konuştuk, söyleyecek ne kaldı?
-sensiz olmuo.
-kader işte..
yaa kader tabi kesinlikle:))çok iyi ya
(masumiyet)bekirin çayır üzerindeki anlatımından alınmış güncel zamana aktarılmış zekice çekilmiş bir film
"Herkesin inandigi bir sey var,bu amna koydugumun hayatinda.Benimki de,sensin" cümlesi anlatır az çok, masumiyet filmiyle dipdibe sanki...
bayrakların gölgesinin bekirin üstüne düştüğü sahne kaldı aklımda...
aralarındaki mesafenin hiç kaybolmadığı, hatta giderek arttığı, kilometrelere sığmayan bir aşk öyküsü. zeki demirkubuz sinemasına kendimi yakın bulamasam da, bu film beni etkiledi. oyuncular beklediğimden çok daha iyiydi. ufuk bayraktar hakkında zaten bişi söylemeye gerek yok fakat vildan atasever karaktere çok yakıştığı için midir bilmiyorum, 2 genç kız'a göre oyunculuğu daha oturmuş.
ya bi sinema dergisinde okumuştum ya da bir sinema programında duymuştum... takva filmi ile bu film arasındaki bir benzerlik, her iki filmin de baş karakteri film ilerledikçe değişime uğruyor, tamamen tersine bir çizgi çiziyor. belki de bastırılmışlıkları açığa çıkıyor. yalnız biraz ani bir değişim olmuş sanki. filmin ilk yarısında adamımız her uyandığında karşısında kızı görüyor. en son görüşünün ardından aniden bambaşka bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.
zeki demirkubuz'un filmlerinde kendisini göstermeden edemediğini düşünüyorum artık. gerçekten gerekli miydi o sahnede çıkıp herkesi dağıtması...
bana göre filmin en akıllıca sahnesi, kafaların çekildiği bir anda, filmdeki aşk öyküsünün başka biri tarafından anlatıldığı sahne. "leyla ile mecnun'un hikayesinden beter bir hikaye..." diye tanımlayarak girizgah yapıyor fakat bizim adamımız onu susturup öyküyü tam da filmin en başından başlayarak anlatıyor. tabii kendi fantazisini katarak...
stalker'dan hatırlayacağımız müziği bu filmde tek 'soundtrack' tınısı olarak duymak mümkün. açıkçası bence bu kadar bilinen bir filmin müziğini kullanmak seyircide farklı kodlar açıyor.