toplam 4 kişi bulundu. 4 adedi gösteriliyor.
~14 ahkam var.
"trip kafası" diye bir şey hem oluyor hem olmuyor. trip ile kafası arasında bir nüans farkı var ama ben sizin kadar çok kelime haznesine sahip olmadığım için ne olduğunu anlayamıyorum. sadece sezebiliyorum. (sezme kafası)
sezdiğim şeyse herhangi bir yan mahsül kullanmadan normal ve dinç bir kafanın herhangi bir tribe girmeye olan yatkınlığı. yatkın olma durumu bir şeyin kafası değil. kafası olmasına sebep olan şey o ruh halindeymişçesine davranmak ve hatta kısa bir süre sonra o ruh haline girmiş olmak. işte bunun kafası.
bu durumda trip ile kafası aynı şey değilmiş gibi geliyor.
mesela başbakan geçen günlerde davostan kalkıp gitme bir daha gelmeme kafasındaydı. bu, kafanın, dış etkenlerden etkilenebileceğine örnek olabilir. olmayadabilir.
Baba sen niye "yanıyorsun" ben anlamadm ki? Seni tutan mı var kavram üretme ve içini doldrma konusunda? Yallah tazyik vur, kır, parçala, bu maçı kazan.
kafası bence enfes bir handle, yerine de daha iyisinin geleceğindne şüpheliyim. manası da örnek verdiğin üzere tutuşu, koşuşu, tadı ya da tandansı değil ki. tandans besbelli meyil, tadı besbelli o durumdan alınan tad, kafası besbelli ki "mahut varoluş hali"nin ismi.
dahası üzülerek söylemek istiyorum ki "kafası" beraberinde andığın kelimlerin hepsinden farklı bir oluş ve hal i anlatıyor. örnek verdiğin kelimelerin hepsi de kendi içlerinde ayrı ayrı duruş ve durumlara denk gelen kullanımlara sahip.
bu saydıklarımın dışında kalan bir isimsiz lgu ve varoluş varsa onu anlatan bir kelime çıkar, o da onu anlatır. "kafası"nın anlattığını değil. yani kafası bir ihtiyaca yanıt veriyor, ihtiyaç kelimesi nasıl portre ve tasvir edebiyatını zayıflatmıyorsa, kafası handle ı da ardından gelen uzun uzadıya izahı imkansız kılmıyor.
yani senin derdin izah ve tanımların "kafası"ndan öte yapılmaması, kelimenin işaret ettiği kavram ya da olgu değil.
kafası geliyorsa hertürlü sarılır bilumum ortamların jargonunda yer edinmiştir.
bu kafası, tadı, tandansı, hissi, süzüşü, zırtı kelimelerinde tırt olan şey, birbirinden farklı durumları izah etmek için aynı etiket-kavramın sürekli tekrarlanması ile olayların, olguların içini boşaltması, yeni durumlara o duruma özgü kavramların uydurulamaması.
elbet bunu tdk yapacak, bu duruma uygun kavram şudur diye dikte edecek değil, kafası toplum içerisinden çıkıyor, genel kabul görüyor "sevgiliyle öpüşme kafası" ile "ot kafası", "eski sevgiliyle mektup değiştirme kafası" bir yerlerde denkleniyorsa kullanılacaktır da, en nihayetinde bu kelimeler üşengeçlik kaynaklı "sevgiliyle yemek yeme kafası iştaabi" şeklinde tasvir edilip bitirildiği anda bir beyin jimnastiği olmuyor. ona yanıyorum.
yoksa 2 sene sonra kafası gider, gözü gelir, tadı gider tutuşu gelir dert edilecek şey değil . tandansındayım.
bacaklarımı van dam gibi ayırmak suretiyle bu terim ile varoluşçuluk arasında bir köprü kurmak istiyorum.
albert camus şey der hani, "ankesörlü bir telefon klubesinde birisyle kavga ettiğini gördüğümüz (ama duyamadığımız) birisinin varoluşu bize absürd gelir."
"kafası" bir an için o klubede o tartışan kişi olmak gibi, adamın "saçmalığı"nın sandığımız kadar da absürd olmadığını fark etmek gibi geliyor bana. sonra klubeden bir çıkıyon aaa klubenin içine doğru baklan kendinle yüz yüze geliyon, kendi "kafan"ı da görüyorsun. bir an için kendin kendine absürd geliyon, ne diye mal mal bakıyor bu herif diye şaşalıyon.
kafasının içi belki bu kadar dolu değildir, olamaz da. ama altından ben böyle bir empatojen refleks görüyorum.
argoya meyil, kendi ayrıksılaştırma ise aynen ve net var, ek tipleşme korkusunun tam gaz yaşandığı (ve bu müşeterekten tek tipleşilen) 21. yy kafasında içi boşalan, son kullanıcıya geldiğinde manasını yitiren ayraçlardan birisi bence bu.
misal yine madde dostları dünyasından literatüre giren dandik kelimesinin ben "dandik"liğin için çok net doldurduğuna eminim. yani "eeh işte dandik"ten ziyade içi dolu bir öfkeyi yansıtıyor olmalı. ama ciddi ciddi bir ürüne dandik diyene denk gelemeyiz, sanmıyorum.
onun gibi kafalar.
Bua nlamda tadı ve hissinden de farklı zira sadece aldığın tada, hazza/acıya yönelik bir barem değil, tam bir paketten bahsetiyoruz. orada olmak ile orada olmaya dair düşüncelerin bütünü gibi, ama konumsal/fiziksel bir durum değil.
yani öpüşme örneğinden hareketle gidersek "hani ilk kez öpüştüğünde böyle elini kolunu saçma sapan eğreti tutarsın"dan ziyade "nereye koyacağını bilememek, bilmek istemek" gibi.
yani aethe haksızlık etmişsin olm lafa, senin zaten eğitimin bitmedi. bambaşka kafaları bir bir gözlemleyelim
mentalite gibi ama metalite çok ağır çok içi dolu teknik analitik izah gibi bir şey.
yani sevgiliyle ilk kez öpüşme mentalitesi diye bir şey pek mümkün değil, ama sevgiliyle ilk kez öpüşme kafası mümkün. zira o sırada aldığın hazzı, doyumu, düşüncelerini, korkularını, inançlarını beklentilerini anlatıyor. mentalite ise disipline edilmiş bir zihin faaliyeti gibi.
kimse ilk kez öpüşmeyi mentaliteye çeviremez, çevirdikten sonra da karikatürize olmamayı başaramaz.
Ben 150 kelime argümantasyonuna pek inanmıyorum ya. Sözlükte de izah ettiydim, temelinde kendi kafamızda herkesi ortalamalaştırma yanılgısındayız. bu ortalamadan ayrılan her türlü ayrıksı kafayı da "mim"liyoruz, mimleyip de isimlendirdik mi ona bir handle vermiş, bir kulp takmış oluyoruz ki fikir atlasımıza girsin. (eski ahit'in tanrısından sartrea bu isim verme, isimleştirme, isimlenen şeye hükmetme olgusu çok irdelenmiştir.)
yoksa yeni sevgiliyle sinemaya gitmek de olur ama yeni sevgiliyle sinemaya gitme kafası diyince o anki konuma değil, o konumun oluşturduğu içdünyamıza focus atmış oluyoruz diye düşünüyorum ben.
insanlara bir şey izah etme kafası
yine gençlerce kullanımı yaygınlaşan çok başka kafalar kalıbı da var. Tam olarak avangard sıfatının yerini alabildiği gibi, çağımızda üretilmiş kendi ortamındaki diğer eserlerden herhangi bir şekilde form ve bağlam olarak başkalığı ifade etmek gibi yarı-belirli bir işlev de kazanabiliyor. Bir yüceltme ve aşkınlık belirtme ünlemi olarak da kullanımı mevcut.
"memur kafası" ile zaten hayatımızda vardı, ancak "ot kafası"ndan sonra "kafası"nın anlamı değişti. artık farklı bir fenomen, algı düzeyi "kafası" ile anlamlandırılıyor. "bakire kafası", "an-ne kafası iştaaabi", "sözlükçü kafası" gibi pejoratiflerinin yanında, "einstein kafası", "oolm deha kafası", "başka kafalardayım abi kafası" ve nihayetinde "bambaşka bir kafa abi" ile övgüleyici olanları da var.
bu tip kelimelerde gördüğüm sorun barındıkları cümlelerin genelde bir şey ifade etmemesi ancak mevcut olguyu tanımlamakta duyulan acziyetin bu kelimelerin yaptığı vurgu ile kapatılması -kafası/tandansı/tadı/tribi.
yoksa ne kafası olacak anasını satayım, de anlatamıyorum abi, elimden gelmiyor, tasvir bakımından zorluk çekiyorum, 150 kelimelik dil bilgim ötesine el vermiyor, elini sıkalım, tadına varalım.
tadı.