kazancı bedihin mekanıymış diyolar
1 mayıs 1977.deki katılımcılar için kahpelik yapmış olan soktuğumun yokuşu
zeki müren'in de aynı adlı bir şiiri var zira kendisi msü yani güzel sanatla rakademisi mezunu
kazancı yokuşu
paris sokaklarında sabaha karşı
çöp tenekelerinden aşk dökülür
aşıklar balık kılçıklarında
ölür...
şanzelize yağmurda buğulu ayna
çiçekli jartiyerlerin gölgesi iz iz
kişiler geçer kişiliksiz
madrid balkonlarında zehirli asma gülleri
kök temiz filiz kirli
roma, nerondan arta kalan yaralar
aşk çeşmesinde kalp paralar
kazancı yokuşunda bir yatır var
ömürle yarışır mumları erimekte
beni orada bekle
ne çilekeş
ne vefakar
o ne sırdaş dede
o yokuş baharda da ıslaktır
güzde de
kayan kendi ayağın
düştüğün kendi kaldırımın
o yokuşta niceleri neler diler
o yokuşta gün ışırken
çöp tenekeleri ve yalnız
kediler...
yokuşu çıkmadan önceki 1 saat sigara içmeyiniz
at catlatan yokus...
yokusuna tüküriim acil wc ihtiyacım ve ayağımdaki topuklularla tırmanmak zorunda kalmıstım
yokuşun en öldürücü kısmındaki tek yön uygulaması için konulan kapanları etkisiz hale getiren epey enteresan fikirlerle (kilim,ayakla basıp araca yön tarif etmek,saksı koymak vs.) karşılaşılabilecek yer:1 yıldır bağışıklık kazanılamayan eğim;yaşlılık hisleri.
ferhan şensoy'un kitabının adı birde
the marmaranın yanından fındıklıya inen yokuştur
yokuşta oturup, yokuşu hep aşağı doğru kullananlardanım, belki de bunu yapan tek benim. ben bu yokuşun en çok inişini sevdim:)
eşşek öldüren yokuşu
kışın o yokuştan çıkmak öldürüyor insanı. yağmur yağınca sel geliyor, kar yağınca da yokuştan aşağı kayan insan ya da araba.
fakat çok şahane bir yokuştur, etrafındaki diğer sokaklara benzemez, kendine has bir havası var. Bir de ahmet abisi var, meşhur. o yokuşun muhtarı gibi. zamanında iddia sonucunda etek giyip aşağıya kadar koşmuş diye bir efsane dolaşıyor hakkında.
hala öyledir