Dün gece en yakın dostum,benden ayrı uyuyamayan,her yemek verişimde teşekkür eden,80 gündür ayrı uyumadığım kedim Alfie zehirlendi.
Pet shoptan aldığım pire damlası tüylerine yayılınca o da yalamış sanırım.Akşam eve geldiğimde nefes alamayan gözleri mosmor,yalpalayan,çırpınan,beni korkutan sesler çıkaran bi haldeydi.O benim çocuğum,oğlum,arkadaşım.En derin uykusundan ben oda değiştirince kalkıp peşimden gelen,patisiyle bana sarılıp televizyon seyreden;"sevgiliye ihtiyaç yok,dışarı çıkmaya gerek yok" dedirten 5 aylık yavrum boktan bir sebeple ölüyordu.Kusmuş,korkmuş yavrumu havluya sardım çıkardım.taksiye bindik ama "hayvan seviciliğiyle" ünlü koca cihangirde taksimde beşiktaşta ortaköyde mecidiyeköyde gecenin ikisinde açık veteriner yoktu.iki saat geçti ve artık takside ölecek diye bekliyordum.Sonra "Tarabya"da bir yer olduğunu öğrendik,götürdük.İki gündür orada.Serum,iğne,insülin, herşeyi verdiler.Oksijenle biraz kendine geldi.Şimdi 18 saat oldu hala orada.Yarın çıkacak ve umarım iyileşecek.Tabi bu arada bir insana mikrocerrahi ameliyatı yaptırsan vermeyeceğin(vermediğim) parayı istiyorlar.Umarım senetle filan rehin bırakmak zorunda kalmamı engelleyeceğim.
Hayatımın en kötü gecesiydi çünkü elimde bir can gidiyordu.hayatımdaki en değerli şey.hem de küçücük,masum bir kedi.Hiç bu kadar adrenalin salgılamadım sanırım,hiç bu kadar ter...
Belki bir hayvanla bu kadar yakın olmayan-olamayan anlayamaz ama odamın kapısını "açarak" girişini özlediğim kedim ölseydi kendimi vuracaktım.hem de hemen,orada...
Tek düşündüğüm buydu...
Yaşayamazdım...
Seni çok özledim Alfie,şimdiden...hadi yarın gel de sarılıp uyu babanla hem ton balığı aldım,sonra da çay bahçesine gideriz...