toplam 4 kişi bulundu. 4 adedi gösteriliyor.
~6 ahkam var.
kelimeler, karşılıklı, birbirine bağımlı bir yaşamı desteklemek amacıyla iletişimi kolaylaştırmak için yarattığımız yapay kurgulardır.
dedelere ninelere amca teyze deyin amcalara teyzelere abi abla deyin
Kelimeler de yaşar aynen bizim gibi... Kelimeleri anlamak için onları tanımalısın yoksa sadece uzaktan onun dedikodusunu yaparsın ancak. Onların maskelerini düşürmek için yaşamalısın onlarla beraber. İlk kızgınlık, sevinç, ve üzünütyle tanışırsın ve anlarsın aslında ne anlattıklarını sonra daha bir özenle seçersin tanıdıkça nerede kullanacağını. Ardından özlem gelir o kendisini tanıtır onuda anlarsınız, seversiniz ve heyecanlanırsınız çünkü ardısıra kavuşmayla tanışacağını bilirsin, o ise dünyalara bedeldir senin için. Sonraları nefreti öğrenirsin ve istemezsin onunla yakınlaşmak ama mecburen onuda tanırsın...
Birde maskelerini indirme hususunda nazlı olanlar vardır aralarında. Sevilmek onlardan biridir eninde sonunda gelir yanına fakat uğraştırır seni. Değişik bir duygudur onunla tanışmak mutlu olursun ama korkarsın senin yüzünden hayal kırıklığı ile tanışmasından sevenin. Hayat ise tanışmak için pek bir heveslidir ilk kendisiyle tanışırsınız aslında ama kendisini anlamak zordur buna kolay kolay izin vermez nazlanır. Onu anlamak için zamana ihtiyacınız vardır aynı yalanda olduğu gibi.
Bazı kelimeler vardır ki kimsenin anlayamadığı ve pek azının tanışabildiği. Zaten onunla tanıştığında bir çok kelimeyle tanışır hepsini birden anlarsın.Aşktır bu! Onunla beraber mutluluk, sevme, sevilme, kadın, erkek, acı, keder, bencillik, üzüntü, sevinç gibi bir çok kelime maskesini indirir sygısından. Aşk ile tanışan mutluluk ve üzüntüyü hep yanında taşır sıkı dost olur ikisiyle de. üzüntüyü pek sevmesede ayıramaz yanından çünkü Aşka aşıktır, vazgeçemez. Aşkı anlamaya çalışır fakat başarama. Bırakmakta istemez Aşkı, onsuz yaşayamayacağını düşünür....
Ve en sonunda hiç kimsenin tanışmak istemediği lakin her insanın bir kere tanıştığı kelime gelir. Hayatta en son maskesini indiren kelimedir bu, onunla tanıştıktan hemen sonra pişmanlığı çok iyi anlarsını zira artık hiç bir şeyin anlamı yoktur. İşte sizinle tanışmıştır ölüm! Ve en sonunda ölümün ne olduğunu anlarsınız....
Crescent...
kelimelerin yetersiz kaldığı düşünülen "o" zamanlar her şey berbat olacakmış gibi gelir. ama hiç de öyle değildir. kelimeler her zaman yeterli ve yerli yerindedir. herkesin bildiği anlamlarıyla kullanılmak üzere beklerler. hatta bazen yetersiz sanılan o kelimeler cümle kurup beklerler; söylendiklerinde kademe atlayıp değerleneceklerdir. ama kişinin işine gelmediğinden, cesaretini tam olarak toplamadığından, her şeyi berbat ederim korkusundan, belki de boş konuşuyormuş durumuna düşmek istemediğinden ya da yanlış anlaşılacağından söylenmesi gereken kelimeler -kelimeler işi kolaylaştırıp cümle bile kurmuşken- kenara atılıyorlar. yeterli kelimeler yerine kaçamak, anlamsız, basit kelimeler seçiliyor. hiçbir zaman cümle kuramayacak kelimeler..
sonra biraz daha uğraşılıp o boş kelimelerin yanına göz boyamak adına yedekteki kaçamak kelimeler koyuluyor. bir konuşan, bir dinleyen; sıra ile.
dialog belki böyle dakikalarca sürüyor. iki taraf da kendi kendilerini kapana sıkıştırıyor. acı olan her ikisinin de bunu farketmesi. birbirlerini aptal yerine koymaktan ama kendisinin aptal olduğunu ilan etmekten başka birşey değil bu. yalnız kaldıklarında sırf kendi gerçek aptallıklarından kafalarındaki uğultularla, keşkelerle, "niye"lerle baş etmeye çalışarak zaman harcamaları da işin komik yanı. zamanında söylenmemiş sözler, yapılmamış iltifatlar, edilmemiş küfürler işi bu derece zorlu hale getiriyor. kelimelerin yetersizliği de aslında insanların "doyumsuzluğundan" kaynaklanıyor. artık herkesçe bilinen ve gerçekten tek bir anlamı ve "güzelliği" olan kelimeler ve onların oluşturduğu cümleler insanlara nedense 'ehhh!' dedirtecek kadar bayağı geliyor.
aslında amaç mevcut kelime ve cümleleri kendilerince süsleyip gereksiz takı ve kelimelerle lüks hale getirmek olmuş onlar için. sonra oluşturulan yeni kelime veya cümleler sırf kullanılmış olmak ve yaratanın "mükemmelliğini" göstermek için ilk firsatta belki de en lüzumsuz zamanda karşıdakine satılıyor. karşıdaki alır veya almaz; önemli olan oluşturulmuş kelime sırasının sunulması ve sunanın kendini tatminidir.
amaçlar böyle iken gerçekteki kelimelerin yeterliliği bir anda kelimelerin yetersizliğine dönüyor ve tek suçlu 'kelimeler' oluyor. oysa sevgiyi anlatmak için abuk subuk benzetmeler ve tamlamalardan, tanımlamalardan çok, bilinen bir seni seviyorum en benzersizi ve yeterlisi.
bu kadar şeyden sonra bir itirafta bulunmak, bu kadar yazılanı, düşünüleni aniden unutturup başka bir yöne çekmek hainlik mi olur bilmiyorum ama itirafta bulunmazsam da bu sefer benim kafamdaki uğultu ve keşkeler zamanımı boşa harcatacak. aslında susmalı, konuşmamalı. bırakmalı kelimeleri kendi bütünlüklerinde, birlikteliklerinde. göstermeli, hissettirmeli, yaşatmalı, 'bil'dirmeli. kelimeler zaten yerlerine gider; ayrı ayrı veya birlikte.
ama gittiklerinde de her şeye yeterler.