1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

kelt mitolojisi beni tanımlar diyenler

toplam 4 kişi bulundu. 4 adedi gösteriliyor.

kelt mitolojisi hakkında kelt mitolojisi

~3 ahkam var.

    Galya dilinde yazılmış materyallerin azlığı nedeniyle pagan Keltlerde okuma yazmanın pek yaygın olmadığı düşünülmektedir, her ne kadar Galya dilinin Yunan, Latin ve Kuzey İtalik alfabelerini kullanan bir yazı(lı) çeşidi de kullanılmış olsa da. Sezar Galyalılarda okuma yazmanın var olduğu belirtse de, bu halkın din adamları olan druidlerin dini öneme sahip çeşitli parçaları (ayetleri) yazarak kaydetmelerinin yasak olduğunu da belirtmiştir. (Sezar, De Bello Gallico 6.14)

    Roma fethettiği yerlerde druidlerin gücünü bozmakla kalmadı, yaygın bir kitabe alışkanlığı getirdi; hatta Galya (bugünkü Fransa), Britanya ve diğer eskiden (veya hâlâ) Keltik konuşulan bölgelerde keşfedilmiş tanrılara dair kitabelerin çoğunluğunun Romalıların fethinden sonra yapıldığı ortaya çıkmıştır.

    İrlanda ve bugünkü Galler'in bölümlerinde yaşayan erken dönemdeki Keltler ise kısa yazınları (çoğunlukla kişi isimleri) kaydetmek için Ogham alfabesini kullanmışlarsa da, Romalılar tarafından fethedilmemiş bölgelerde Hristiyanlık'ın gelişine ve yayılışına kadar daha sofistike yazınlar mevcut değildi. Aslında, bu yörelerin çoğu mitini ilk kaydedenler Hristiyan rahiplerdir, fakat pek tabii ki bu kayıtlarda çoğu orijinal dini anlamlar bulunmaz.

    Kelt dini konusundaki kaynaklardan birisi de Keltler tarafından yapılmış veya Keltlere bağlı tapınaklardan geriye kalanlardır. Fakat burada şöyle bir sorun çıkmaktadır; bulguların da gösterdiği gibi heykellerden, motif ve figürlere kadar bulunan şeylerin çoğu Greko-Romen gelenekten esinlenmiştir bu nedenle özgün Kelt kültür ve mitine dair sağlam çıkarımlar yapmak zorlaşır. Yazınsal verilerin azlığı da ikonografiyi tanımlamak ve açıklamak için yeterli düzeyde değildir.

    Julius Sezar'ın Kelt Dini Üzerine Yorumları [değiştir]Sezar'ın Commentarii de bello Gallico`sunda Galya'nın Keltik tanrılarını konu alan bir metin vardır. Burada Sezar Galya'da tapılan beş baş tanrıyı zikreder (dönemin geleneğini takip ederek bu tanrıların Roma mitolojisindeki en denk figürlerinin isimleri ile) ve rollerini açıklar. Merkür (Mercury) içlerinden en önemlisidir ve birçok farklı temsili keşfedilmiştir. Merkür tüm sanatların yaratıcısı, kaynağı ve gezginler ile tüccarların koruyucusu olarak görülür. Ayrıca kâr ve ticaret konusunda da en büyük güç onundur. Galya'da bu tanrıdan sonra gelen dört tanrı ise (yine Roma'daki en denk tanrıların isimleriyle) Apollo, Mars, Jupiter ve Minerva'dır. Bu tanrılar konusunda Keltler de diğer topluluk ve kültürlerdekine benzer inançlara sahipti: Apollo hastalıkları def eder, Minerva yetenekleri arttırır, Jupiter göklere hükmeder ve Mars savaşı, savaşçılığı etkilerdi. Bu beşine ilaveten, Galyalıların kökenlerini Dis Pater'e bağladıklarını belirtir.

    Dönemin tipik bir Romalısı olarak Sezar da bu tanrıların orijinal Keltik isimlerini yazmaktansa onları kendisinin denk veya eşit gördüğü Roma tanrılarının isimleriyle yazmıştır. Ayrıca ortaya koyduğu titiz küçük şemada yer alan denk tanrı ve görev/roller yaygın yazından biraz ilgisizdir. Yine de, tüm kısıtlamalarına rağmen, Sezar'ın küçük listesi kesin bir gözlem oluşunun yanı sıra faydalıdır da. Onun tanımlamaları var olan sözlü gelenek ile dengeli biçimde harmanlandığında kişi rahatlıkla bu tanrılarının rollerinin ve çevrelerinin ayrılığını hatırlayabilir

    maria magdelena   03 Temmuz 2009 23:17   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Keltler, kültürleriyle, yaşam tarzlarıyla, inançlarıyla kendilerinden sonra gelen bütün nesilleri etkileyebilmiş, unutulmamayı başarmış bir toplumdur. Bu etkinin nedeni, onların, zamanlarına göre yüksek bir kültür seviyesine sahip olmaları değilse de, şu an bizim canilik olarak nitelendirdiğimiz dini uygulamalarıdır. Kafaların kesildiği, insanların bataklıklara atılarak veya yakılarak öldürüldüğü dini seanslar şüphesiz, insanları oldukça etkilemiştir.

    Keltleri düşününce kafamızda canlanan imgeler bu kadar korkutucuyken, korku sinemasının bu kaynaktan yararlanmaması beklenemez. Kelt Mitolojisinin , korku sinemasının bir alt türü olan , yetmişlerde başlayan “Teen Slasher” akımı üzerinde büyük etkisi vardır. Gençlerin değişik yöntemlerle doğrandığı bu alt tür için çeşitli , ilginç öldürme biçimleri ve konu arayışı içinde olan yapımcılar için Kelt Mitolojisi zengin bir kaynaktır, zaten bu türün çıkış noktası olan korku döngüsünün temelinde gençlerin yer alması, saf bakirelerin kurban edildiği pagan bayramlarındaki korku unsuruyla özdeşleştirilebilir. Wes Craven’in 1996 yapımı “Çığlık” adlı filminde bir manifesto içinde belirtildiği gibi evin içinde kendisini kovalayan sapık katilden kaçan bakire kız imgesi teen-slasher filmleri için vazgeçilmez bir öğedir.

    Kelt inançları ve korku sineması arasındaki paralellikler bir kaç film ile ele alınmak istense, 1971 yapımı John Carpenter’ın yönetmenliğini üstlendiği “Halloween” bu filmlerin başını çeker. Filmin adında bile Kelt inançlarının izi görülür. Hıristiyanların 31 Ekim’de cadılar bayramı olarak kutladıkları bayram aslında Keltlerin “Samhain” adını verdikleri kışa giriş bayramıdır. Yüzyıllardır varlığını küçük değişimlere uğrayarak sürdüren Samhain kötü ruhların anısına kutlanan, karanlığı sembolize eden bir bayramdır. Bu bayramla ilgili geleneklerin en önemlisi insan kurban etmeleridir, tanrılara olan saygılarını göstermek için gerçekleştirdikleri bu eylem günümüze kadar büyük değişikliğe uğramış ve çocuklara şeker verme halini almıştır. John Carpenter bu geleneği Keltlerin uyguladığı şekliyle filminde kullanmış ancak cinayetlerin ya da kurban etmelerin dini sebeplerden dolayı değil kıskançlık sebebiyle gerçekleştirilmesini uygun bulmuştur. Filmde olaylar, bayram arifesinde 31 Ekim’de gerçekleşir. Kız kardeşini banyodan sonra, üzerinde havluyla gören genç adeta çıldırır ve her yıl 31 Ekim tarihinde ortaya çıkıp cinayetler işlemeye başlar. Jamie Lee Curtis’in canlandırdığı kız kardeş karakteri ise her sene abisinin – çoğumuzun bildiği ismiyle Mike Myers’ın- elinden kurtulmayı başarır.

    Bir düşman tarafından sürekli rahatsız edilme, öldürülme ve kurtulama korkusu da Kelt inançlarında yerini bulur; Keltler savaşta öldürdükleri düşmanlarının ruhu tarafından rahatsız edileceklerine inanırlar, bundan kurtulmanın tek yolu düşmanın ruhunu ellerinde bulundurmaktır. Ruhu içinde barındırdığına inandıkları organı, kafayı, kesip evlerine götürerek bu sorunu çözebileceklerine inanırlar, nitekim “Halloween 20 Years Later (H20)” adlı Halloween serisinin üçüncü ve son filminde katil ancak kız kardeşi tarafından kafası kesilince durdurulabilir. Serinin her üç filminde de bıçaklanan, yüksekten düşen, yanan hatta omzuna balta saplanan ve ölmediğine inandırıldığımız Mike Myers aslında ilk filmde ölmüştür, ikinci ve son filmde gördüğümüz onun manevi temsili, ya da belkide ruhudur.

    Kelt Mitolojisiyle paralelliklere sahip olan başka bir film ise Robin Hardy’in yönettiği 1973 yapımı “Wickerman”dir. Film ile Kelt inançları arasındaki ilişki, sadece küçük benzerliklerden ibaret değildir, film tümüyle pagan inanışlarından uyarlanmıştır. İsmini Keltlerin kullandığı bir kurban etme metodundan alan film, aldığı bir mektup üzerine küçük bir kızın kayboluşunu araştırmak için bir İskoç adasına giden polis memuru Howie’nin (Edward Woodward) başına gelen garip olayları konu alır. Zaman geçtikçe adadaki insanların garip davranışları, ölüm ve ibadet konusundaki farklı fikirleri Howie’nin ilgisini çeker, pagan liderlerini -druidleri- anımsatan ada yöneticisi (Christopher Lee) ile tanıştıktan sonra küçük bir kızın kurban edildiği konusunda şüphelenen polis memuru kayıp kızı bulmak için araştırmalarına devam eder. Pagan ibadetlerinden oldukça yararlanmış bir filmdir “Wickerman”.

    Bir diğer film ise ülkemizde “Hasat” adıyla gösterime giren, “Slash”tir (2002). Filmde bir rock grubu solistinin aile bireylerinden birinin ölümüyle, grubunu da yanına alarak babasının yaşadığı çiftlik evine gitmesi ve orada vuku bulan cinayetler anlatılır. Fakat asıl önemli olan cinayetler değil, onların sebebidir. Filmin sonunda püskürtülen kanla sulanan tarlaları görünce, cinayetlerin verimlilik adına işlendiğini anlarız. Keltlerin, “Beltain” adlı bahara giriş bayramı da verimlilik için yapılan kurbanlarla kutlanır, tarlalar kanla sulanır mıydı bilinmez ama amacın aynı olması film ile Kelt inanışları arasındaki benzerliği ortaya koyuyor.

    Bu üç filmdeki açık paralelliklerin dışında birçok korku filminden Kelt Mitolojisine ve Kelt halkının yaşamına, geleneklerine, ibadetlerine referanslar verilebilir. Örneğin kesik kafa öğesi, Halloween’deki kullanımı dışında pek çok filmde salt korku öğesi olarak kullanılmıştır, “Evil Dead”, “Re-Animator” hatta bir bilim kurgu-korku harmanı olan “Faculty” adlı filmde bu obje bir korku öğesi olarak yer almaktadır.

    Kelt mitolojisinin yapımcıların ilgisini çektiğini bu örneklerden rahatlıkla anlayabiliyoruz. Gelecekte de bu ilginin devam etmesi farklı türde yapıtlar görmek isteyen korku severler için sevindirici olacaktır.

    alıntıdır

    sslap   09 Mart 2007 09:54   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bilen arkadaşlar kaynak yazarsa sevinirim. "kelt şafağı" dışında tabii :)

    marisol   19 Kasım 2006 12:01   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :w i t c h t r a p

bu etiketi açan kişi(?) : marisol

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage