1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

kilit ile ilgiliyim diyenler

toplam 4 kişi bulundu. 4 adedi gösteriliyor.


kilit hakkında kilit

~3 ahkam var.

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    Altan Erkekli ve Gürgen Öz ün basrollerini paylaştıgı oldukca güzel bir tv filmidir.

    kompozit malzeme   09 Şubat 2007 14:25   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    giderek açılan bir yazi Kilit – istenmeyen ama vazgeçilemeyen (yazan: Antre Parantez)
    Nerede olursanız olun, ister kalabalık bir cadde, ister bir sokak arasında (yalnız doğada olursanız başka) dört bir yanınızda kilitler görürsünüz. Cebimde en az üç anahtar taşırım. Biri apartman kapısının, ikisi daire kapısının. Bunlar olmadan dışarı çıkmam. Kilitlenmiş alanın dışındayken iki şeyi (artık cep telefonuyla üç oldu) mutlaka yanımda götürürüm: anahtarlar ve cüzdan. Bu öylesine gündelik, öylesine bildik bir şey ki insan üzerinde düşünmeye bile gerek duymuyor (ama ömrümüzün bir kısmında hepimiz kendi kendimize sorarız, kimimiz üniversitede, kimimiz orta yaş bunalımı sırasında, kimimiz belki ömrünün sonuna yaklaştığında).
    Akşam evime giderken karanlık, iki yanına araçlar park edilmiş sokaklardan geçiyorum. Araçların hepsinde üç beş tane kilit var (burada Hollywood filmlerinden üç tanıdık sahne akla geliyor: kapanan kapı dilinin yakın plan çekimi, düz kontak yapılan motor kilidi ve panik içinde arabayı çalıştırmaya çalışırken bir türlü yerine girmeyen kontak anahtarı. Birincisinde kendimizi arka koltukta oturan savunmasız kişinin yerine koyuyoruz, ikincisinde kanun dışılığın sınırını bir çırpıda aşmanın o anlaşılmaz ama bir o kadar da çekici hazzını yaşıyoruz ve sonuncusunda da yaklaşan tehlikeden kaçıp kurtulma çabasının sonuç vermemesi yüzünden yüreğimiz ağzımıza geliyor, yine mağdurun kimliğine bürünüyoruz) ve bunların hepsi de kesinlikle dokunulmaz. Kapılardan birini ya da bagajı zorlarken birisi sizi görse, normal hayatınız birden kabusa dönebilir (tabii bunu düşünürken kaçınılmaz olarak zekice bahaneler sıralanmaya başlıyor insanın zihninde: – aman, pardon kendi arabam sandım, – sahibini tanıyorum, kapı açık kalmıştı, ittirdim kapattım, – yok siz yanlış gördünüz, anahtarımı düşürmüştüm, ona bakıyordum. Birincisinde, – peki kendi arabanızın anahtarını görebilir miyim; ikincisinde, – iyi de araba benim, sen kimsin kardeşim; üçüncüsünde, – polis, kimlik görebilir miyim, soruları bahaneleriniz pek de zekice olmadığını ortaya çıkarabilir). Zaten niye zorlayalım ki bu kilitleri? Yolumuzu kapatıp yürümemizi zorlaştırmaları dışında neden ilgimizi çeksinler ki?
    Sonra kaldırımın bittiği yerde evlerin ve dükkanların kilitleri başlıyor. Bu kilitleri zorladığınızda başınıza geleceklerle ilgili fantezilerin de sınırı yok elbette. Şehirde yaşayan insanlar için kilit hem bir engel, hem de özel hayatı koruyan bir araç. Tek başınıza yaşamıyorsanız odanızın bile kilidi oluyor.
    Kilidin özel hayatı korumak dışında bir amacı daha var: güvenlik. Dükkanlarda hem kapının kilidi var, hem de kasanın. (Gene Hollywood filmlerinin bir klişesi gözlerimizin önüne geliyor: silah zoruyla kasayı açtıran maskeli hırsız. Nedense kimse kendini hırsızın yerine koymuyor. Böyle sahnelerin çekilme tarzından dolayı illa ki kurban ya da kahraman rolündeyiz.) Bankalarda ve müzelerde ise çok daha karmaşık kilit sistemleri var, hatta ortalık kilitten geçilmiyor diyebiliriz.
    Biz yine yolumuza dönelim. Arabamız yok. (Hatta ehliyetimiz de yok, bunun nedeni ya parasızlık, ya da keyfimiz için araba kullanmayı aptalca buluyor olmamız. Zevahiri kurtarmak gereği ikincisi daha makul olmakla beraber, genelde bu iki neden bir arada bulunuyor.) Toplu taşıma araçlarını kullanıyoruz ve belki tam da bu yüzden yolda yürüdüğümüz sırada dizi dizi kilitli özel aracın yanından geçerken tuhaf bir huzursuzluk, tüm kilitleri açma isteği duyuyoruz (belki duymayanlar da vardır, ama bunların kendi arabaları olması ihtimali büyük, ya da özel aracı olanların kaymak kesiminin bir şekilde yarattığı, yalnızca kendi içinde mantıklı ahlaki değerleri benimsemişlerdir, benimsemeyenlerin cezasız bırakılmadığını da unutmamak gerek). Elbette hiçbir şey kolay kazanılmıyor, ya ömrünüzden ya insanlığınızdan bir şeyler götürüyor edindiğiniz her mülk. Sağlıklı bir insanın insan gibi barınma ve ulaşım hakkını elde etmesi için ortalama kırk yaşına kadar kendini harap etmesi gerekiyor (elbette buna mecbur kalmayanları lanetleyip, ihtiyaç duymayanları yüceltmek veya onlara acımak boynumuzun borcu).

    unplugged   19 Aralık 2006 23:19   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    giderek açılan bir yazi Kilit – istenmeyen ama vazgeçilemeyen (yazan: Antre Parantez)
    Nerede olursanız olun, ister kalabalık bir cadde, ister bir sokak arasında (yalnız doğada olursanız başka) dört bir yanınızda kilitler görürsünüz. Cebimde en az üç anahtar taşırım. Biri apartman kapısının, ikisi daire kapısının. Bunlar olmadan dışarı çıkmam. Kilitlenmiş alanın dışındayken iki şeyi (artık cep telefonuyla üç oldu) mutlaka yanımda götürürüm: anahtarlar ve cüzdan. Bu öylesine gündelik, öylesine bildik bir şey ki insan üzerinde düşünmeye bile gerek duymuyor (ama ömrümüzün bir kısmında hepimiz kendi kendimize sorarız, kimimiz üniversitede, kimimiz orta yaş bunalımı sırasında, kimimiz belki ömrünün sonuna yaklaştığında).
    Akşam evime giderken karanlık, iki yanına araçlar park edilmiş sokaklardan geçiyorum. Araçların hepsinde üç beş tane kilit var (burada Hollywood filmlerinden üç tanıdık sahne akla geliyor: kapanan kapı dilinin yakın plan çekimi, düz kontak yapılan motor kilidi ve panik içinde arabayı çalıştırmaya çalışırken bir türlü yerine girmeyen kontak anahtarı. Birincisinde kendimizi arka koltukta oturan savunmasız kişinin yerine koyuyoruz, ikincisinde kanun dışılığın sınırını bir çırpıda aşmanın o anlaşılmaz ama bir o kadar da çekici hazzını yaşıyoruz ve sonuncusunda da yaklaşan tehlikeden kaçıp kurtulma çabasının sonuç vermemesi yüzünden yüreğimiz ağzımıza geliyor, yine mağdurun kimliğine bürünüyoruz) ve bunların hepsi de kesinlikle dokunulmaz. Kapılardan birini ya da bagajı zorlarken birisi sizi görse, normal hayatınız birden kabusa dönebilir (tabii bunu düşünürken kaçınılmaz olarak zekice bahaneler sıralanmaya başlıyor insanın zihninde: – aman, pardon kendi arabam sandım, – sahibini tanıyorum, kapı açık kalmıştı, ittirdim kapattım, – yok siz yanlış gördünüz, anahtarımı düşürmüştüm, ona bakıyordum. Birincisinde, – peki kendi arabanızın anahtarını görebilir miyim; ikincisinde, – iyi de araba benim, sen kimsin kardeşim; üçüncüsünde, – polis, kimlik görebilir miyim, soruları bahaneleriniz pek de zekice olmadığını ortaya çıkarabilir). Zaten niye zorlayalım ki bu kilitleri? Yolumuzu kapatıp yürümemizi zorlaştırmaları dışında neden ilgimizi çeksinler ki?
    Sonra kaldırımın bittiği yerde evlerin ve dükkanların kilitleri başlıyor. Bu kilitleri zorladığınızda başınıza geleceklerle ilgili fantezilerin de sınırı yok elbette. Şehirde yaşayan insanlar için kilit hem bir engel, hem de özel hayatı koruyan bir araç. Tek başınıza yaşamıyorsanız odanızın bile kilidi oluyor.
    Kilidin özel hayatı korumak dışında bir amacı daha var: güvenlik. Dükkanlarda hem kapının kilidi var, hem de kasanın. (Gene Hollywood filmlerinin bir klişesi gözlerimizin önüne geliyor: silah zoruyla kasayı açtıran maskeli hırsız. Nedense kimse kendini hırsızın yerine koymuyor. Böyle sahnelerin çekilme tarzından dolayı illa ki kurban ya da kahraman rolündeyiz.) Bankalarda ve müzelerde ise çok daha karmaşık kilit sistemleri var, hatta ortalık kilitten geçilmiyor diyebiliriz.
    Biz yine yolumuza dönelim. Arabamız yok. (Hatta ehliyetimiz de yok, bunun nedeni ya parasızlık, ya da keyfimiz için araba kullanmayı aptalca buluyor olmamız. Zevahiri kurtarmak gereği ikincisi daha makul olmakla beraber, genelde bu iki neden bir arada bulunuyor.) Toplu taşıma araçlarını kullanıyoruz ve belki tam da bu yüzden yolda yürüdüğümüz sırada dizi dizi kilitli özel aracın yanından geçerken tuhaf bir huzursuzluk, tüm kilitleri açma isteği duyuyoruz (belki duymayanlar da vardır, ama bunların kendi arabaları olması ihtimali büyük, ya da özel aracı olanların kaymak kesiminin bir şekilde yarattığı, yalnızca kendi içinde mantıklı ahlaki değerleri benimsemişlerdir, benimsemeyenlerin cezasız bırakılmadığını da unutmamak gerek). Elbette hiçbir şey kolay kazanılmıyor, ya ömrünüzden ya insanlığınızdan bir şeyler götürüyor edindiğiniz her mülk. Sağlıklı bir insanın insan gibi barınma ve ulaşım hakkını elde etmesi için ortalama kırk yaşına kadar kendini harap etmesi gerekiyor (elbette buna mecbur kalmayanları lanetleyip, ihtiyaç duymayanları yüceltmek veya onlara acımak boynumuzun borcu).

    unplugged   19 Aralık 2006 23:19   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :unplugged

bu etiketi açan kişi(?) : unplugged

İLGİLİ OLABİLECEK ETİKETLER

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.