toplam 3 kişi bulundu. 3 adedi gösteriliyor.
~50 ahkam var. 1 2 3 önceki sayfa »
kitlesel tek bir hareketin bile başarıya ulaşmamış olması ne enteresan bir durumdur.
kitlesel hareket dediğiniz olgu,olay,durum, tepki o tepkiyi ilk yaratan kişinin iradesi ile sınırlıdır. o irade o kadar güçlüdür ki o iradei takip eden bir çok kişi olsada başlangıcı yaratan kişi davasından vazgeçerse asla başarıya ulaşılamaz.
martin luther king, aman be banane deyip boşverseydi
fatih kızaklarla gemi yüzdürmekten vazgeçseydi
falandı filandı.
kitleler ancak onları güdecek iyi bir çoban bulunduğunda işe yarar.
çoban yoksa hepsi açlıktan ölür sürü kaybolur.
aslında sanırım bahsedilmeye çalışılan şey irrasyonel olduğu ama.. neyse ben karışmıyim, kavga çıkıcek korkuyorum
kitlelerin ve kitlesel hareketlerin iradeleri ve düşünceleri olmasa bile kitlelere hareket veren düşüncelerdir...
şimdi böyle büyük büyük konuşuyosun..sonra küçük küçük yutuyosun..olmuyo ama..
"8 Mart 1857 tarihi, New York'lu kadın dokuma işçilerinin kitlesel biçimde greve gittikleri gündür.
New York'lu kadın dokuma işçileri ne istiyorlardı?
New York'lu kadın işçiler, işgününün süresine karşı çıkıyorlardı. Normal bir işgünü 12 ile 14 saat arasında değişiyordu. İstemleri, 8 saatlik işgünü ve kendilerine seçimlerde oy hakkı tanınmasıydı.
Greve 40.000'nin üstünde kadın işçi katılmıştır. Ancak bu grev Amerikan yönetimi tarafından kanlı bir biçimde bastırılmış ve olaylarda 129 kadın dokuma işçisi katledilmiştir. Böylece kadın işçilerin bu en temel istekleri kanla boğulmaya çalışılmıştır. Kadın emekçilerin bu direnişi, aynı zamanda sömürüye, baskıya, zulme, haksızlığa, eşitsizliğe karşı bir başkaldırıdır. Böylece 8 Mart 1857, tarihe kadın işçilerin ilk kitlesel grevi olarak geçmiştir."
Living Dreams hazretlerine arz olunur...
Bu kısa alıntı tarihteki nice mücadelelerden bir örnekti, tarih mücadelelerle doludur, ki tarih başlıbaşına zaten sınıf mücadelesidir.
"kitlesel hiç bir hareket başarıya ulaşmamıştır tarih boyunca."
Tarih bilginize hayran kaldım:)
"kominist ya da her nasıl yazılıyorsa o ideolojiye sahip arkadaşlarımızın..."
Türkeş de komonist derdi:)
Sizi dikkate almakla hata etmişim, bir sözcüğü bile doğru yazamıyor, ama burada işkembe-i kübradan bol keseden sallayabiliyorsunuz, önce birkaç sözcüğü (doğru yazarak) yan yana getirip anlamlı bir cümle kurmayı öğrenmeniz gerekiyor, sonra ilkel komünal toplumdan sosyalist topluma kadar yaşanan aşamaları öğrenmeniz gerekiyor, neyse, kısacası, çok şey öğrenmeniz gerekiyor, gerçi öyle bir niyetinizin de, çabanızın da olacağını sanmam, en azından buralarda madara olmamak için birkaç kitap karıştırın ya-hu:) İşte adentre bir fiskeyle sizi duvara yapıştırıverdi:)
living dreams hayal dünyasında yaşıyorsun eyvallah da sanal dünya bu kadar içselleştirilir be kardeş.
. kitleler sokaklara dökülerek bir çok hakkı kazandı.hatta kitleler halinde ölerek.sen bugün kıçını yayarak oturabiliyorsun. bi boktan haberin yok.cahilliğinle böyle sanallarda maymun olacağına aç kitap oku tarih oku sosyoloji oku sonra bir duş al,klavye başına gel..
halkların kardeşliği,bilmem ne yürüyüşü, toplu eylemler, eşitlik hareketleri
kitlesel hiç bir hareket başarıya ulaşmamıştır tarih boyunca.
kominist ya da her nasıl yazılıyorsa o ideolojiye sahip arkadaşlarımızın 3-5 kümelenerek sadece sanal alemde başlattıkları ve sokaklara taşıyıp dayak yemeleri ile sonuçlanan kitlesel hareketlerin günümüz dünyasında hiç bir şeyi değiştirmediği-değiştiremediği gerçeğini de göz ardı etmemeli
sadece onlar dayak yiyip dışlanacaklarını bildikleri için bütün bunları yaparlar. çünkü mutsuzlar.. ve mutsuzluğu gizlemek için böyle aptalca yollara sapıyorlar
falan filan.
Tam da bu yüzden kitlesel hareketler gerçekleşir, iradesi de cemaat ile ölüm ilişkisinin yorumlama tiplerine göre değişir, vardır kısacası, iradesi idare edilir fakat sıkça durum "Şato" ya benzer. Sen de örneğin, kitleden kopuk olduğunu düşünen bir tür Gregor dan ötesi olamazsın. Yani yaşanmaması gerekenin ta göbeğinde, sindirim sistemi, onun olmuşcasına. Üstün-sürü... Kavramlarla veya bir şeyi (satrancı) düşünmekle yaşamaz bunlar. Ve "bunlar" ın gerçekten pek çok "ortak" davranış karakteri vardır.
Bir de, işin komik yanı, hiç bir siyasal söylemin bugün herhangi bir kitleye hitap ettiği veya kamulaştığı herhangi tek bir "kitle" nin olmamasıdır. Rakamlar kavramları aşar, yener, yok eder vs... Örneğin İzmir 5 milyon, "çevrem" neyse, kaç insan ediyorsa o kadar. Gerisi Hint kastına gider... Vs.
popüler kültürün guzladıkları diye bi etiket açmıştım..yıllar sonra idolumüz olan 68 kuşağıyla ilgili diziler etkiliyor kitleleri..devrim en dar alandan yayılacak kitlelere doğrudur,ama gözlemlediğim en devrimci kitlesellik çarşı grubunun amblemiyle başlayan anarşist işaretinin gündeme trübünden gönderme yapması (galatasaraylıyım) 1977 500 bin emekci 12 eylül öncesi sabah devrim umudyla kalkan o büyük kitleler darbeyle almışlar soloğu kenan evren çıkmış ve erbakanın girişiyle yapılan darbeyi nü tablo yaparken sanatsal bir duruşmuş gibi anlatıyor yıllar sonra..12 eylülden sonraki kuşağın o zaman olmadı şimdi geçin bu işleri boşverin demesinin altında yatan kitleselliğin sadece taraf olmakla kaldığı,mayoz mitoz bölünmelere kadar giden fraksiyonların mantar gibi türediği bir kitlenin popüler guzladıkları şimdilerde fal bakıyorlar amerikan dış işleri bakanlarıyla.. sadece burdan anlayabiliyorum etiketin haklılığını iradesi ve düşüncesi olan bi duruş bu kaygan noktaya gelirmiydi???
sosyomattaki en büyük kitlesel hareket altttaki üstteki etikettir. kitlenin bu kadar ilgi gösterdiği etiketin iradesi ve alt okuması gayet net şekilde gözlemlenebilr.
yani bir şeyle bile genel kitlenip tepkisini yönlendirip kendi amacınıza yönelik kullanabilirsiniz.
kaynak belirtmeden yapılan copy pastelerin ciddi anlamda bir emek hırsızlığı olduğunu düşünüyorum!!!
hani şu 10 un üzerinde puan alan türler..
yeni birşey içermeyen makaleler hoşuma gitmez. fikir kabul edilemese bile kişisel özgünlüğü benim saygımı kazanır sorun budur
yoksa bizde bilioruz kimin ne deyip neyi savunduğunu. bu kolaydır. bu özgür değil dayanak ve tutanak bulup otoriteye sığınma ihtiyacıdır.
bence hiç de hoş değil.
harbiden yaa hep senin yüzünden huan..ben de o etikette gülüyodum..teeeh
alla alla. kardeşim sen hiç içinde alıntılar olan ama yeni birşeyler de söyleyen makale okumadın mı hayatında?
tabi toplumun o bilinçlilik durumuna ulaşması sıradan halkın yavaş yavaş nereden geldiği belli olmayan bilgileri özümseyerek olmuştur. muhtemelen böyledir gökten zembille inmiştir.
öğrenilmiş ve kalıplanmış ezberlenmiş özgür düşünce önünde engel olan bütün felsefi öğretilere karşıyım
felsefeden anladığını düşünen insanların felsefenin özü olan sorgulamak ve özgür olmak düşüncesine aykırı tutum ve davranışları da benim dayanağımdır..
özgür olamıyorsam sınırlarım varsa düşünmenin anlamı yoktur. zaten düşünülmüştür.
zurnanın tam da zırrrttt dediği yerde biri çıkmış ve demiş ki Onlara:
"-Zavallı koyunlar kılavuzlarına:"Sen hep önde git.böylece seni takp etme cesaretini asla yitirmeyeceğiz" derler. Ama zavallı klavuz kendi kendine düşünür:"Hep beni takip edin. böylece size yol gösterme cesaretini hiçbir zaman yitirmeyeceğim."
F. Nietzsche
hacı abi, bilim birikerek ilerler,ama sen daha kafadan ben öğrenilmiş felsefi sistemleri reddediyorum, diye girdin muhabbete sonra da neden sonuç ilişkisinden filan bahsetmeye kalktın...ikincisi; fransız devrimi feodal üretim ilişkilerinin kendi kendini yok etmesi ve ortaya yeni çıkan bir sınıfın iktidarı ele geçirmesine denir, cihan padişahını filan geç, goy goy yapmanın anlamı yok.
--hayat acıdır...
--biber acıdır...
--o halde biber hayattır, hayat da biberdir.
**1453'te istanbul fethedildi. **rönesans ve reform yaşandı. **fransız ihtilali oldu.