toplam 1 kişi bulundu. 1 adedi gösteriliyor.
~13 ahkam var.
dîl-harâb-ı aşkınım sensin sebeb berbâdıma
bir tesellî ver gelip bâri dîl-i nâşâdıma
taş mıdır bahrın ki gelmezsin benim imdâdıma
dîni ayrı [bu kısmı yanlış duymuş da olabilirim] zâlim olsa rahmeder feryâdıma
unutturamaz seni hiç bir şey, unutulsam da ben
her yerde sen her şeyde sen, bilmem ki nasıl söylesem
bir sisli hazan kesilir rûhum eğer görmezsem
her yerde sen her şeyde sen, bilmem ki nasıl söylesem
ENDÜLÜS'TE RAKS
Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı... Zevk akşamında Endülüs üç def' kırmızı... Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir. İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir. Yelpâze çevrilir gibi birden dönüşleri, İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri... Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır; İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır. Alnında halka halkadır âlşüfte kâkülü, Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü... Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir; İspanya varlığıyle bu akşam bu güldedir. Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi; Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi... Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli... Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kerre öpmeli.. Gözler kamaştıran şala, meftûm eden güle, Her kalbi dolduran zile, her sîneden: "Ole!"
bağdat gibi diyar olamz
Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin
Geçmiş gecelerden bir durmakta derinde
Mehtap, iri güller ve senin en güzel aksin
Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde
dede efendi - çakkıdı
eyle dilber muhabbet-i deva
çakkıdı çakkıdı zevkü sefa
cüzi arz, cüzi sema
hoppidi hoppidi çeng-ü reva
*bu kadar becerebildim.
(aman be hadi kalk kaynaşalım kız
çakkıdı çakkıdı oynaşalım kız
azıcık alttan azıcık üstten
hoppidi hoppidi hoplatalım kız)
bir canavar yarattınız, dur-durak bilmiyoruz.
bu eserimizin de güftesi -yemdihan dayıcığım, hürmetlerimle- vecdi bingöl'e, bestesi saadettin kaynak abimize aitmiş:
niçin baktın bana öyle
derdin nedir durma söyle
durgunsun sular gibi
içli duygular gibi
gözlerinde sevda var
derin uykular gibi
niçin baktın bana öyle
derdin nedir durma söyle
gül dalında gonca güller
bülbül sevdasında çiler
söyle dermanın olayım
dertli olan deva diler
niçin baktın bana öyle
derdin nedir durma söyle
mahzunsun hayransın
o güzel gözlerle
sürmeli ceylansın
ey hilal kaşlım
ağlıyor musun
kirpiğin yaşlı
ben senin senin ne'n olayım
kulun kölen olayım
kulun kölen olayım
niçin baktın bana öyle,
derdin nedir durma söyle
kadehinde zehir olsa, ben içerim bana getir
dudakların mühür olsa, ben açarım bana getir
ağladığın geceleri, kalbindeki acıları
çekinmeden bana getir, sen tükenme beni bitir
aşk bağının gülü ol da, dikenini bana batır
bakma canım yandığına, sorma benim halim nedir
ağladığın geceleri, kalbindeki acıları
çekinmeden bana getir, sen tükenme beni bitir
diye içi yanarak söyleyip, rakı tokuşturmak da insanın hayatında olmazsa olmazdır.
dede efendi'den:
mâh yüzüne aşıkânım
taze bitmiş gül fidanım
efendim nazlı cânânım
seni gayet sevdi cânım
sebebim yoktur yanarım
hoş edâlı nazik peri
görenler olur müşteri
cânım versem vardır yeri
seni gayet sevdi cânım
baki nedim'den:
derdin ne ise saklama, mahrem olayım ben
cürmüm ne ise söyle de mahkum kalayım ben
aç kalbini dök derdini tahif-i elem et,
güldürmeyeceksen de beni gül güzelim sen,
bir kerre görüp güldüğünü, şâd olayım ben
nuriye hanım'dan
senin aşkın ile ihyâ olurum
bakarım hüsnüne hayrân olurum
vuslat-ı yâr ile dilşâd olurum
bakarım hüsnüne hayrân olurum
üryanizade said efendi'den
reng-i ruhsârına gülgûn dediler
şive-i hüznüne efzun dediler
hâl-i şurideme meftun dediler
sana leyla, bana mecnun dediler.
hüseyin rıfat ışıl'dan
düş ben gibi bir aşka sadakat ne imiş gör
vuslat demi beklerken o firkat ne imiş gör
yok güzelim düşme sakın öyle belaya
gir kalbime orda felaket ne imiş gör
eh, saymakla bitmediğini söylemiştim.
bu dedelerin (ve bir anneannenin) yazdığı sözleri okuduktan/dinledikten sonra -tabii, okuyacak yeterli sabra sahipseniz- tuna kiremitçiymiş, cezmi ersözmüş...
hay aksi... neyse.
saymakla bitmez ama;
kimseye etmem şikayet ağlarim ben halime
titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
perde-yi zulmet çekilmiş korkarım ikbalime
titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
yaşlanınca, pencere önündeki bir koltukta dışarıyı seyrederken, geçmişi düşünüp bıkmadan dinleyeceklerimizdir.
umarım bu esnada ara sıra karşıdaki koltuğa doğru gülümsüyor oluruz.
klasik türk mûsikîsinde sözler umûmiyetle çok beğenilmiş şiirlerden seçildiği için mânâları ve söylenişleri lezîzdir. zâten çoğu zaman bestelenen beyitler , bestesiz de ayrı bir mûsikî güzelliği sergiler. bunun yanısıra klasik mûsikîmizde arûzun belli kalıbları , bestekârlar tarafından çoğunlukla aynı usûllerle bestelenmişlerdir. misal vericek olursak ;
arûz'un remel bahrine giren fâilatün/feilâtün ve recez bahrine giren müstef'ilün/müstef'ilâtün âilesi kalıblarıyla yazılmış güfteler en fazla ağır aksak usûlü ile bestelenmiş.
daha fazla bilgi için bknz: osmanlı dönemi türk mûsikîsi, cinuçen tanrıkorur
bu zevku safa sahnı çemen zarede kalmaz mey içelim raks edelim lale zaman