toplam 10 kişi bulundu. 10 adedi gösteriliyor.
| tuttum | ganjAgoblin |
| tuttum | lillytill |
| tuttum | laraken |
| tuttum | ohannesevribadi |
| tuttum | logicbomb |
| tuttum | onogono |
| tuttum | tako |
| tuttum | aftermath |
| tuttum | Ramizes34 |
| tuttum | Khanjar |
~9 ahkam var.
clipper koleksiyon ediyorum ark.lar çok zevkli bi iş bence :)))
içki şişesi, eski kitaplar, bilimkurgu romanları, kültablaları vs...
bir John Fowles romanı.
stockholm sendromundan, efendi köle ahlakına kadar pek çok hassas noktayı eşelemiş, insanı zaman zaman sağlam geren bir kitaptır.
William Wyler romanı 65'de sinemaya da uyarlamış, başrolleri Terence Stamp ve Samantha Eggar paylaşmışlardır ama film, Stamp'in harika performansına rağmen romanın yakaladığı etkileyiciliğe sahip değildir.
stockholm sendromundan medet uman ve fakat beklentileri boşa çıkan birinin hikayesi. hayır, iki anlatıcısı bulunan romanın ortasını dile getiren kişiyi hakir gödüğümden değil hikayeyi öbürüne mal etmem; yalnızca diğeri bana daha yakın geldiği için sanırım.
birkaç yıl önce somya rahatsızlığından (insomya sendromu) uyuyamadığım bir gecenin sonuna doğru tv'de izlediğim bir türk filmi aklıma geldi şimdi de. adını hatırlamıyorum, aytaç arman ve zuhal olcay oynuyordu filmde. komple bu romandan indirmişlerdi konuyu, fakat adaptasyon sırasında oldukça ciddi bir konuyu nasıl olup da komediye bağlamışlardı, akıl sır erdirememiştim gerçekten.
ah, zuhalciğim, gene gelsen de atölyenin bahçesine, kahve içsek beraber, sonra şarkılar mırıldansan durup dururken. hadi dingile küstün, bize de mi küstün? tamam, konu dağıldı, pek iyi değilim bugün (aslında dün).
John Fowles'in yazdığı, favorilerim arasında olan roman.
Not : Koleksiyoncu tek "l" ile yazılır, insanlar bu yanlışı çok yapıyor.
koleksiyon nedense yanlış bilinir bizde.
sözcük, toplayıcılık olsa da, gerçekten merak edip de içine bakıldığında (anlamaya çalışıldığında) bunda da bir düzen olması gerektiği anlaşılır.
yani, herşeyi toplamak, koleksiyonculuk değildir.
tabii ki herşey toplanabilir, ancak belli bir düzen ve kural içerisinde.
anlamsız görülebilir yukarıda yazdıklarım. açmaya çalışayım:
en temel koleksiyon ya da koleksiyonların temeli, pul koleksiyonculuğu'dur.
çünkü bunun başlamasında yapılacak koleksiyonun (toplanacak pulun) maliyetinin olmaması gelmektedir.
zira, kişiler kendilerine gelen mektuplar, zarflar, vb. gönderilerin üzerilerindeki iptal edilmiş ("cancelled") pulları çok basit bir yöntemle, yapıştırıldıkları kağıdından çıkarıpp bir kaç basit uygulama ve az bir zaman sonrasında pul defterlerinin içine yerleştirebilir duruma gelirler:
yöntem şudur:
zarfın pullarının olduğu bölümü pullara zarar vermeden kesip bir kap içindeki ılık suya bırakmak.
(bu kesme işlemi, elde fazla zarf varsa, kap içerisinde yer tutmaması içindir.)
2-3 dakika sonra bile pullar, kendilerini yapışık oldukları yüzeyden ayırmaya başlarlar.
kişi, bunu eliyle yoklayarak da anlayabilir.
ayrılan pullar da, ön yüzleri aşağıya bakacak şekilde, sularını çekecek bir gazeteye yatırıldıktan 2-3 dakika sonra bir kitap arasına konarak bekletilir.
(bu, pulun düzlüğünü sağlamak için yapılır. yoksa pul kabarık kabarık ("ondüle") olur -ki bu da koleksiyon vasıflarından biri değildir.)
şimdi, bu basit ve masrafsuz yöntem nedeniyle yaygın olan pul koleksiyonculuğu, kişisel keyif ve tatmin için oldukça güzel bir uğraşıdır.
ancak, bir amatör koleksiyoncu önüne her gelen pulu toplamaz.
bir planı vardır.
yukarıda anlattığım şey, bize tüm dünyadan posta geldiğini varsaymamız durumunda, karışık bir "dünya ülkeleri" koleksiyonu gibi görünse de, bunu koleksiyon olarak adlandırmak güçtür.
pul koleksiyonu 2 şekilde yapılır:
1- geleneksel koleksiyonculuk
2- sergi koleksiyonculuğu
yalnız burada bir virgül koyup, "koleksiyon" ve "koleksiyonculuk" hakkında yazdıklarımı anlatabilmek için, pulu öncelikle ve özellikle seçtiğimi yeniden belirtmem gerek.
bu bölümü geçtikten sonra, bu iki kavram hakkında söylemek istediklerim daha rahat anlaşılacaktır, diye düşünüyorum.
arkası var.