Kontrast, negatif görüntü üzerindeki gümüş birikintisinin yoğunluğudur. bütün fotoğrafik görüntülerin bir yoğunluğu vardır. eğer bir film üzerindeki her hangi bir noktada bir gümüş birikintisi yoğunluğu yoksa o nokta saydamdır ya da film tabanı renginde ve opallik derecesindedir. bütün fotoğrafik görüntüler, emülsiyon içinde bulunan kristallerin üzerindeki ışık görmüş gümüşün developerin etkisinde kalarak birikinti halinde dibe çökmesi sonucunda meydana gelirler. developman ne kadar uzun sürerse o kadar fazla gümüş iyonu developerin etkisinde kalarak dibe çökecek ve sonuçta negatif o derece yoğun olacaktır. görüntünün renk tonlarını ve ayrıntılarını meydana getiren bu gümüş birikintisi kalınlaştıkça kontrast artacaktır. kontrastlı bir negatif görüntünün bazı kısımlarının çok yoğun ve diğer bazı kısımlarının da çok az yoğun gümüş birikintilerinin meydana geldiği negatiflerdir. düşük kontrastlı negatiflerin üzerindeki görüntü yoğunluğunda ise bu derece büyük farklar yoktur. görüntü birbirine yakın değerlerde gümüş birikintilerinin meydana getirdiği kısımlardan olur. diğer basit bir tanımla kontrast, filmin üzerinde bekleyen, görüntünün, filmin ışığın etkisinde kaldığı süreyle orantılı olarak beyazdan siyaha kadar giden gri rengin tonlarıyla oluşmasıdır. beyazdan siyaha kadar sıralanan bu gri renk tonlarına gradasyon yani derecelenme denir ki, fotoğrafik deyimle bu kontrasttır.
gradasyon, derecelenme bazen, yan yana olan gri renk tonları arası uzun ve aralıklı olursa bu takdirde yumuşak-soft, derecelenme kısa, yani yan yana gelen gri tonlarının araları kısa ise bu takdirde görüntü sert kontrastlı olur.