toplam 13 kişi bulundu. 13 adedi gösteriliyor.
| tuttum | saphira1903 |
| tuttum | bimisal |
| tuttum | erkekyesili |
| tuttum | drainbamaged |
| tuttum | Rumek |
| tuttum | damdaki ps3 |
| tuttum | eXa |
| tuttum | okeanos |
| tuttum | airbusreconstruction |
| tuttum | herackles |
| tuttum | as if existed |
| tuttum | limoncu |
| tuttum | noi way out |
~16 ahkam var.
müthiş bir ilkbaharı vardır... her tarafta çiçekler açar... baharın kokusunu her yerde hissedebilirsiniz...
amma büyük konuşmuşum yaa=//koşa koşa geri dönmek istiyorum..2 evim hatta 1 .evim..beni kopenhag topraklarına gömün..sadbzjksmaönwd fvaqwfrgbvca=(((((((((
geçen gazetede gördüm dünyanın yaşanılası 1o şehri arasında ilk sıradaydı kopenhag bu yazılanları okuyunca ironik oldu
ilk 1 ay hersey superdir ama daha fazla cekilmez ilkbahar ya da yaz olsa bile.kisin ilk 3 gun superdir.
3.ŞAHSIN ŞİİRİ
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım
gidip gordugum en rahat avrupa sehri.
hem bir yetiskin gibi hemde cocuklar gibi eglenip kudurabilecegin genis imkanlar yelpazesine sahiptir.
iskandinav kültüründen ziyade alman kültürüne yakın bulduğum şehir. oldukça güzel barlara sahiptir. hele jazz ve indie seviyorsanız oldukça tatmin edici olabilir. hans chris andersen'in küçük denizkızının heykeli bu şehirde bulunur. herdaim turist dolu olan bu heykel gidilip görüldüğüne kısmi bir hayalkırıklığı yaşatabilir. tivolide bir gece çocuklar gibi eğlenilmeli, bir gece ise şık şıkıdım giyinilip şık şıkıdım bir restoranda yemek yenmelidir. danhostel kalınmak için oldukça uygun bir tercih olur.
şirin şehir...2 sene yaşamayı düşünürüm ilerde..cbs de gayet güzel okul
istanbuldan kesinlikle ginmeyecek yer :(
erkenden kararan hava, sürekli yağan yağmur sizi güzel kızlarla dolu bu kentte evden dışarı çıkmamaya mahkum eder :(
Hazır işimiz yokken biraz daha yazalım, ifşa edelim bu memleketi!
Ucuz uçak bileti bulmak için yapılacak en iyi şey 25Euro karşılığı otobüs bileti alıp 8,5 saatlik otobüs yolculuğuna katlanmaktır ki sonunda Berlin denilen ucuz bilet cennetine düşersiniz.Yapılacak otobüs yolculuğunda otobüslerin boktan, şöförlerin hıyar olduğunu görünce şaşırmayın çünkü buraların otobüsü tren ve ya uçaktır!Otobüste servis, yardımcı vb. olaylar yoktur, siz gittiğinize şükredin!
Yolculuğun 5,5 saati karada 2,5 saati de denizde geçer.Paranız varsa değmez!
Kopenhag'da dinlenecek en kaliteli ve girişi bedava bar gurubu, yürüyüş yolundaki STRECKERS'deki JeanPaul amcanın grubudur.Fransız bir gençtir, soul gibi bir şeyler söyler.O ne söylese soulleşir zaten!
Grubun bateristi jazz bateri çalar, iyi çalar, çok muhabbettir, yanınızda sarışın kız görürse yavşar!Yalnız şu ara son albümünü çıkardı, pek gözükmüyor ortalarda.
Burda hayat cuma ve cumartesidir! Değişim öğrencileri içinse hergündür! (pazartesi biraz sakin oluyorlar)
Yağmur feci yağar, sakın yağmur bitsin de öyle çıkayım demeyin onun yerine bir yağmurluk ya da şemsiye taşıyın.
Sosislilerin hepsi domuzdur!Yapanların bir kısmı da sosise benzer...
Jazz barları vardır, hatta haftası bile olur.Jazz'a doyarsınız ama klasik sevmem derseniz ayrı. (ben sevmem)
80'lerin sonundaki müzikleri dinlerler.Her diskoda aynı parça çalar, haftalarca aylarca çalar.Siz bayılırsınız ama Danimarkalı bayılmaz, dans eder!
SmoreBrod denilen (o lar boş küme) kanepeleri vardır ama çok pahalıdır.Sanatsaldır vesselam!!!
Bisiklet eldir, koldur, ayaktır.Mayıs-Kasım arası turist bisikletlerine binersiniz bedavaya...Artık trafik de olmaya başlamıştır ama bisikletliyseniz haklı sizsinizdir.Herkes sizden korkar, siz de yayalardan!
Dondurma zevklerimiz çok uzaktır.Kremayı dondurma diye yer, bir de onun için 40-50 kişilik kuyruklarda beklerler.Hayatımda ekşi dondurma yemiştim de, ekşiliğinden miğdemin bulandığı bir dondurma yememiştim.(Amca bütün limonu dondurup satıyor!)
Bisikletle giderken güzel mi güzel kızlar, yakışıklı mı yakışıklı beyfendiler "Haaa, tüüüh" diye tükürürler, arkada giderseniz hem şaşırır hem de gelen tükürükten kaçmaya çalışırsınız.
İskandinavya'nın en pis sokaklarına sahiptirler.25 dakikalık Malmö'ye geçince farkı görürsünüz.(o kadar yani)
Otobüs şöförleri kapılarını kapatırsa hayatta açmazlar.Sizi görürler, daha hareket etmemişlerdir ama açmazlar!Siz de tüm sülaleleri ile tanışmış olursunuz sinirden!
İnsanların "free hash" diye yürüyüş yapabileceği kadar da özgürlüklere saygılıdırlar ama sadece yürürseniz!
Barlarda, kafelerde insanlar "Neeeeejjjj" diye anırırlar.Sizin beyninizi dikerler ve ne olduğunu, nasıl bir tepki olduğunu anlayamazsınız.O tepki, biz de gol kaçınca verilen "hay ananı avradını" tepkisinin Danca olanıdır ve anlamı "hayııırrr" dır.
En baba küfürleri "cehennem olasın" dır.Öyle "senin ananı, kardeşini" gibi küfüler edilmez çünkü kültürel olarak anlamı yoktur.Burda 18'e geldin mi özgürsündür, evden sittir ederler adamı! Ondandır ki "annenler nerde kalıyor" sorusunu sorduğun yurt arkadaşınız cama yaklaşıp "aha orda" der gururla, siz de apışır kalırsınız anlamsız bir bakışla!
Parti olsun da çamurdan olsun derler.
(aklıma gelirse sonra da eklerim...)
İnsanların 3 günde aşık olduğu ama 4. gün kalanların kafayı yediği, köyden bozma küçük insan bahçesidir.(Ben hiç aşık olmadım, İstanbul'dan gelen birisi nasıl aşık olsun, en iyi ihtimalle ağlar.)
Halkı garibandır, her şey düzenli ve sakindir.Yıllarca çalışırlar ama 3 oda bir salon balkonlu bir ev alamazlar çünkü sıraya girmek gerekir.Ev sırası (kiralamak için) 20 yılda çıkar.Danimarkalı kızlara aşık olarak gelip de, pişmanlık içinde günlerini sayan onlarca delikanlı abi vardır.
İnternet sayfalarında görülen o çılgın kıyafetli kızların gittikleri yerlerin, Beyoğlu'ndaki köşe başı barları gibi yerler olduğu görülünce daha bir şaşırılan yerdir.
İnsanları yardım severdir (turistlere karşı) ama arkadaş değildirler.Oğul, babasının evindeki buzdolabından alıp yediği şeyin parasını buzdolabının üstüne bırakır.Bencillik hat safhadadır, buna bireysellik deyip törpüleyebilirsiniz de.
Radhuspladsen denilen yer Taksim Meydanı'nın ucundan geçmez çünkü karşısı Beyoğlu değildir.Stroget denilen ve milletin Beyoğlu zannettiği, koşullandırıldığı yer aslında basit bir yürüyüş yoludur.Torbalı'da da vardır, ama burdakinin farkı yürüyenlerin Danimarkalı olmasıdır.
Trenlerde kimse bilet sormaz, kontrollerde biletsiz yakalanırsanız da hoş olmaz.
Herkes bira içer, içince sarhoş ve kırk yıllık ahbap olur.Ertesi gün de tanımaz.
İnanılmaz çıkarcıdırlar.Burda da "Kopenhag'ın bir havasına, bir de kızına..." derler, İzmir'i hatırlatırlar.
Cumartesi günü saat 13'de, en kalabalık caddeden karşıdan karşıya geçen insan sayısı 100'ü geçmez.Çünkü ülke 1/18 Türkiye büyüklüğündedir ve 1/13 Türkiye nüfusuna sahiptir.Balkonunuzdan "Malmö" yü yani İsveç'i görmek ilginçtir.İnsana; Türkiye'deki balkonundan Tahran'ı görmenin nasıl olabileceğini düşündürtür.
Bir ülkede insanlar bu kadar mı yüzeysel olabilir diye düşünürken, gazetelerde "öldüğü kokusundan anlaşıldı" başlıklı haberler okursunuz.Bir zaman sonra şaşırmazsınız çünkü insanların hal hatır sorma alışkanlığı yoktur, komşuluk bilmezler, 10.000TL'leri kalsa isterler, siz utanırsanız da "enayiye bak" edasıyla üzerine yatarlar.
Yemekleri yoktur, domuzu patatesle haşlayıp "bu da bizim geleneksel yemeğimiz" derler.Hayatınız boyunca ekmeğin köşesini koparıp da tereyağını sürüp ekmeğin sıcaklığından erimesini seyredemezsiniz.Seyri bırakın bu işe girişemezsiniz çünkü taze ekmek "şanlıysanız" İtalyan fırınlarında vardır.Onlarda eşeğin bir organının ordadır.
Arapların "shawarma" dedikleri şey bizim döner değildir.Aman bu tuzağa düşmeyin, satıcı Türkse bile tadına bakmak isteyin.
Radhuspladsen'in karşısındaki yürüyüş yolundaki (Burger King ve 7leven'ın ortasındaki) Döner Palace Türklere aittir ama döner Arap işidir.Mideniz bulanır çünkü döner ekşi ve sirkelidir.
Döner ve her türlü kebabı yemek için Kobenhavn K denilen merkez istasyonun, arkasındaki "Istegade" caddesinde sağdaki soldaki seks şop ve striptiz barlarına aldırmadan ilerlenirse "Sivas Kebap" diye bir yere ulaşılır.İşte Danimarka'da yenilebilecek en temiz ve leziz kebaplar burdadır.
Kısacası;
içi beni, dışı sizi...