toplam 31 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | fantasticvolk |
| tuttum | thetriton |
| tuttum | one man band |
| tuttum | PITIRCIKS |
| tuttum | lupathelatino |
| tuttum | conson |
| tuttum | sezak |
| tuttum | streetstyler |
| tuttum | seni sectim allah |
| tuttum | geyikligece |
| tuttum | noth |
| tuttum | pskolytica |
| tuttum | Daevolat |
| tuttum | ivipassana |
| tuttum | theliax |
| tuttum | Han Solo |
| tuttum | Underdark |
| tuttum | archii |
| tuttum | mujj |
| tuttum | bhartrihari |
~20 ahkam var.
adama "gel yol gösterenimiz ol, sana tapalım, sürükle bizi" demişler. "hadi lan" demiş arkasını dönüp gitmiş.
"bir kimseyi sevmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? bir ağacı, bir kuşu ya da bakıp gözettiğiniz bir hayvanı sevebilir misiniz? size hiçbir karşılık vermese, gölgesinden de yararlanamasanız, arkanızdan da gelmese, size bağımlılık duymasa gene de sevebilir misiniz?" der.
''önemli olan tanrıya inanıp inanmamak değil , onu nerde bulacağımızdır '' diyor kendileri ..
hayır soyutlanmak değil hatta kendimizi keşfetmek için ilişki elzemdir. Tabii kiminle ne derinlikte bir iletişim kurabiliriz artık bu ortamda o da meçhul.
zihin, zihnin özgürlüğü bunu sağlayabilen iç özgürlüğüne de kavuşmuş olur.Ama bu karmaşık yoğun stresli dünyada bunu kaç kişi başarabilir?zihni dinginleştirmek için sakinlik gerekli,huzur gerekli,düşünmeyebilme gerekli.bunu sağlamak için soyutlanmamı gerekli?
Nedense bazıları temiz insanlara bok atmayı çok seviyorlar!
Krishnamurtiyi bir mistik olarak algılamak komiktir. Evlenmemiş olması cinsel hayatı olmadığı anlamına gelmiyor elbet. Sevebilen birinin cinsellikten uzak kalması düşünülebilir mi? Kedi ulaşamadığı ciğere mundar dermiş ya! Bu yorumu böyle yorumluyorum. Ahlaklı ve özgür bireyler aşağdakiler tarafından hep aşağı çekilmeye çalışılır :)
"Krişnamurti'nin öğretinsinin karşı çıktığı mistik gelenekle pek çok ortak yönü vardı. Mistik felsefeler bizi acı çekmekten kurataracak bir aydınlanma vaat ederler; fakat sundukları umut aslında sırttan indirilse daha iyi olacak ağır bir yüktür. İnsanlar diğer hayvanlarla paylaştıkları yaşamı geride bırakamazlar. Buna kalkışacak denli bilge de değiller. Kaygı ve acı onlar için huzur ve neşe kadar doğaldır. İinsanlar hayvan doğalarını geride bıraktıklarına inandıklarında, bir tek kendilerine özgü nitelikler sergilerler : Saplantı, kendini aldatma ve sürekli tedirginlik.
Krişnamurti'nin hayatı hakkında bilinenlere baktığımızda, bu, olağan bencilliğin de ötesinde bir öykü gibi görünür. Pek çokları gibi, onun da gizli cinsel ilişkileri vardı; fakat ortalama insanın tersine, ruh öğretmeni olarak konumunu çervresini saran kimseleri teslimiyete zorlayacak şekilde kullanabilmişti. Bencil olmamayı öğütlerdi; ama kendi yaşamını mistik esrimeyle daha bilindik avuntuları bağdaştırmasına fırsat vereek şekilde düzenlemişti. Yaşadığı hayatın aykırı yönlerini fark etmediği anlaşılır.
Bunda şaşılacak bir yan yoktur. Hayvan doğalarını tepenler insan olmaya son vermezler, yalnızca insanlığın alay konusu olurlar. Neyse ki insan yığınlarının azizlerine gösterdiği saygı da, küçümseme de eşit ölçüdedir." John Gray, Saman Köpekler.
Özgür bir insan,düşüncenin ötesine geçebilmiş bir ermiştir.
Tanrıyı zihninizde yaratmaktan vazgeçin o bir ilizyon ve bir esarettir. Özgür olmak için kendinizi çözmelisiniz. Benlik çözüldüğünde ilizyon da uçacaktır. O zaman gerçek olanla direkt bağlantı kurabilirsiniz. O zaman ona ne isim vermek isterseniz verin, farketmez. O değişmez olan tek gerçektir. :) bu da bu faninin yorumu :)
Her şeye başkaldırıyorum. Başka insanların kendilerini üzerimde yetke saymalarına, başkaları tarafından eğitilmeye, başkalarının bildiklerini bana kabul ettirmeye çalışmalarına başkaldırıyorum. Kendim bulmadıkça hiçbir şeyi doğru kabul etmiyorum. Başkalarının benden farklı düşünmesine karşı değilim, ama onların bana düşüncelerini, yaşamla ilgili görüşlerini zorla kabul ettirmeye çalışmalarına katlanamıyorum. Daha küçük bir çocukken de başkaldırıyordum. Dinliyor, izliyor, ama bir yandan da sözlerin yanılsamasının ardındaki hakikati arıyordum.
Hava kapanmıştı, bütün tepelerin üzeri her yönde kümelenen bulutlarla kaplıydı. Yağmur çiseliyordu, en küçük bir gökyüzü parçası görmek bile olanaksızdı; güneş batmıştı, ağaçlar uzakta dimdik yükseliyordu. Kararan gökyüzüne doğru uzanan yaşlı bir palmiye ağacı, bütün ışığı tutuyordu. Irmak kenarı sessiz, kızıl kumları nemliydi, ama kuşlar ötmüyordu, hepsi susmuş, sık yapraklar arasında gizlenmişlerdi. Kuzeydoğudan hafif bir rüzgâr esiyordu, rüzgâr, daha çok yağmur bulutu ve çisenti getirdi, yağmur tam anlamıyla yağmıyordu; ama biraz sonra boşalacaktı. Öndeki yol hoştu, kırmızı, kaba ve kumluydu, karanlık tepeler bu yolun yanından göğe yükseliyordu. Arada sırada bir iki arabanın ve öküz arabalarıyla bir köyden ötekine giden köylülerin geçtiği hoş bir yoldu bu. Köylüler giydikleri paçavraların içinde oldukça pislerdi, iskeletleri sayılıyordu, mideleri içeri çökmüştü, ama hepsi de dimdik ve dayanıklıydı; yüzyıllardır böyle yaşıyorlardı, hiçbir hükümet onları bir gecede değiştiremezdi elbette. Gözleri ne denli bitkin olsa da, bu insanların yüzünde gülümseme eksik olmuyordu. Zorlu bir iş gününden sonra dans edebilirlerdi, içleri kaynıyordu, bu yıl ise, kendilerine daha çok yiyecek, çelimsiz hayvanlarına yem sağlayacak şanslı bir yıl olabilirdi. Yol uzayıp gidiyor, vadinin ağzında birkaç otobüsün ve arabanın geçtiği büyük bir yolla birleşiyordu. Bu yolun üstünde, uzaklarda bir yerde pislik, sanayi, zengin evleri, tapınaklar ve körelmiş zihinlerle dolu şehirler vardı. Ama burada, bu uzayıp giden yolda, yalnızlık, yaşlı ve kayıtsız tepeler vardı.
Bu yolda yürürken beyin bütünüyle boştu; zihin, bütün deneyimlerden, binlerce dün yaşanmışsa da, düne ilişkin bilgilerden özgürdü. Düşüncenin ürünü olan zaman durmuştu; sözün tam anlamıyla, önce ve sonra hiçbir hareket yoktu; hiçbir ileri gidiş, varış ya da öylece duruş söz konusu değildi. Uzaklık bağlamında uzay yoktu; tepeler ve çalılar vardı, ama yüksek ya da alçak değillerdi. Hiçbir şeyle ilişki yoktu, ama köprünün ve üzerinden geçen yolcunun farkına varılıyordu. Düşünce ve duygularıyla beynin yer edindiği zihin bütünüyle boştu; boş olduğu için enerjisi, ölçüye sığmaz bir biçimde derinleşen ve genişleyen bir enerjisi vardı. Bütün karşılaştırmalar, ölçümler düşünceye, dolayısıyla zamana özgüdür. Başkalık zaman kavramı olmayan zihindi; saflığın ve büyüklüğün soluğuydu. Sözcükler gerçeklik değildir; yalnızca iletişim aracıdır, saf ve ölçülemez olan değildir. Yalnızca yokluk vardı.
deneyimlerin gölgelerinden kurtulup olguları algılayabilmek objektif o keyfi tadabilmek
"Bölümsel ve bütünsel sürekliliği olan fikir yığınının -"ben"in, zihnin- ötesine geçebildiğiniz an, ancak düşüncenin sakin olduğu an deneyim yaşarsınız. İşte o zaman kişi hakikat nedir, bilir."
"Yeni bir şey keşfetme yolculuğuna kendi başınıza çıkmalısınız; tümüyle soyunmuş, yoksun başlamalısınız, özellikle bilgiden yoksun; çünkü bilgi ve inançla deneyim sahibi olmak çok kolaydır."
Yaşamımı ve yaşama bakış açımı hayal edilemez şekilde değiştiren fikirlerin babası. Gelişini bekleyen dünyanın en zengin tarikatlarından birini lağveden kişi. iç özgürlük okunmalı.
Belirli bir alışkanlıkla savaştığınızda ona yaşam kazandırırsınız, alışkanlıkla savaşmak başka bir alışkanlığa dönüşür. Ama karşı koymadan yalnızca alışkanlığın bütün yapısının farkında olursanız, ondan özgür olduğunuzu görürsünüz ve bu özgürlükte yeni bir şey açığa çıkar.
J.Krishnamurti