1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

kuzgun ile ilgiliyim diyenler

toplam 48 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.


kuzgun hakkında kuzgun

~25 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    peki...

    KuZgUn34   01 Ekim 2008 14:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    "Çek gaganı kalbimden, çek suretini kapımdan"...dedi KUZGUN "hiçbir zaman'
    (poe)

    Lykia   09 Eylül 2008 02:39   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    the crow filminin esin kaynağı olan o güzel şiiri hatırlatır ilk duyulduğunda.. Bu filmde çok belli edilmese de kitabını okuduğunuz zaman her bölüm POE alıntılarıyla başlıyor... POE ve kızılderili mitolojisinin muhteşem bir ürünü olarak filmi ortaya çıkarmışlar!!
    uzun ömürlü olmalarından dolayı en güzel sıfatarla nitelendirilen bu hayvanlar hakkında aynı zamanda bir çok efsane mevcuttur ki meraklısı illaki biliyordur..
    :)

    PotniaTheron   29 Ağustos 2008 00:13   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    kuzguuuuuuunnnnnnn içinde neler var dünyada üzgün olmaya değer ne varrrrrrrr yasemin mori şarkısı hem kendisini severim siyah asaletin hemde şarkıyı sevdim::: ne dedim ben ya:::

    kork   14 Ağustos 2008 00:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    nde kuzgun,ruhu huzura kavuşmamış,son dileği yerine gelmemiş kişinin hayata tekrar geri dönmüş halidir.mitolojide geçen hikayede,çocukları son dileğini yerine getirmediği için bir anne kuzgun olarak geri gelir ve her gece evlerinin önünde bekler,hatta çocukları rahatsız eder ta ki onlar kuzgunun aslında anneleri olduğunu anlayana dek.annelerinin onlardan istediği şeyi yaptıklarında bakarlar ki kuzgun bir daha asla görünmez,çünkü ruhu huzura ermiş ve artık ait olduğu diğer dünyada yerini almıştır...

    p i j   09 Ağustos 2008 16:43   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    ruhu olmayan hicbir canlı yoktur kuzgunun ruhsuz oldugunu ileri süren sen ruhun ne oldugunu bilmiyormusun ?

    KuZgUn34   01 Ağustos 2008 00:23   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    KuZgUn34   15 Temmuz 2008 08:53   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bkn. Ortaçağa savaş sporları derneği

    agilewrist   17 Mayıs 2008 10:35   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    mitolojik olarak, araf kavramını ve huzura kavuşamamış ruhları sembolize eder.

    yeb   08 Nisan 2008 14:35   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    and the raven quoth, nevermore!

    engelskirchen   22 Mart 2008 20:57   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    eski evcil hayvanım

    blondi   15 Mart 2008 09:34   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Hz Nuh un tufandan sonra ilk saldığı----ve lanetlediği "lanet senin üstüne olsun sen ki oyalandın haberi getirmekte insanlara çirkin olasın"ee iyide akıllı istikrarlı becerikli kuvvetli lanet olsun tek eşli:)))))

    Pejmurdee   04 Mart 2008 11:04   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Kadıköy'de Karga Arnavutköy'de Kuzgun. . .

    Mr Smirnoffapple   25 Mayıs 2007 11:06   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    the raven, ayrıca the crow'daki kuş da karga değil kuzgundur. karga ile karıştırılır genellikle.

    Eric Draven   13 Nisan 2007 20:25   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    kuşlar aleminin en akıllı üyesidir.

    gully foyle   29 Ocak 2007 19:55   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bizim sokak

    Drulenia   13 Ocak 2007 02:46   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    poe(-tik) bi durum.
    nevermore!

    mrflaneur   13 Ocak 2007 02:45   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    Ölümsüzlüğü temsil eden asıl ruhsuz hayvan

    Misanthropic   03 Ocak 2007 17:46   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Tevrat'ta Hz. Nuh 'un tufandan sonra gemiden ilk saldığı hayvan olarak geçer.

    bircinsperi   31 Aralık 2006 16:01   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Yem olmamak için azgın fırtınaya, sığınmıştım bir ardıcın kovuğuna;
    Sabırsızlıkla beklerken sabahı, ilişti gözlerime sıcak bir odanın
    aydınlığı.
    Gözlerimi diktim camlara, baktım içeride genç bir adam tek başına
    oturmakta;
    Ölümün gölgesi düşmüş gözlerine, başı önde derin derin düşünmekte
    Kendi çilem yetmezmiş gibi bana, uçtum yüzü kederle güzelleşen bu
    adama
    Mezer taşını andıran bir koltukta oturan o yıkılmış adama.

    Kasvetli bir gece yarısı, düşünürken zayıf, tasalı
    Yabansı, tuhaf sesi üzerine eski, unutulmuş bilgilerin,
    Uykunun eşiğinde düşerken başım öne, aniden bir tıkırtı geldi içeriye
    Sanki biri usulca vurdu, vurdu kapısına odamın
    "Bir ziyaretçi olmalı," diye mırıldandım, "bir ziyaretçi çalıyor kapısını odamın
    Yalnızca bu, başka bir şey değil,

    Korkunca kanatlarımın sesinden, ürküttüm onu istemeden,
    Başladı kendi kendine konuşmaya, belki de ihtiyacı vardı bir arkadaşa
    Nasıl bir acıydı onu böyle içine döndüren, gözleri açıkken kabuslargördüren,
    Keşke konuşacak kadar gelişmiş olsaydı dilim, bu düşküne hemen yardım ederdim
    O ise unuttu bile beni, unuttu odasının önündeki gölgemi.
    Anlamsızca mırıldanıyor dudakları, yitik bir bakışı gizliyor gözkapakları.

    Ah, çok iyi anımsıyorun, solgun bir aralıktı
    Ölen her kor bırakıyordu hayaletini döşemeye ayrı ayrı
    Nasıl diledim nasıl, bir sabah olsa; -ödünç almak için aradım kitaplarımda
    Acının ara verdiği anı boşuna -yitirdiğim Lenore'un verdiği acı-
    O eşsiz, ay yüzlü masum kız, meleklerce konmuştu Lenore adı,
    Sonsuzluğa karışan o yitik adı
    Fısıldayınca böyle sevgilisinin adını, yaşayacak sanıyor yeniden otutkulu anları
    Buruk bir sanrı salınıyor tüllerle, salınıyor tüllere bürünmüş birgenç kız görünümünde
    Salınıyor ışığın aydınlatmaya yetmediği bu alacakaranlık adamınyüreğinde,
    Bitmek tükenmek bilmeyen o uğursuz kış gecesinde,
    Titrek bacaklarının üzerinde doğrularak, dinlemeye çalışıyor o tuhaf hayali
    En renkli düşlerin bile özlemini dindiremeyeceği o narin hayali

    İpeksi mor perdelerin üzgün, kararsız sesi
    Ürküttü beni, o güne kadar hissetmediğim bir dehşetti kaplayan içimi
    Hızla çarparken yüreğim, sürekli yineledim
    "Bir ziyaretçi," dedim, "içeri girmeyi diliyor kapısında odamın
    Geç kalmış bir ziyaretçi, girmeyi diliyor kapısında odamın
    Hepsi bu, başka bir şey değil"

    Dikkatsiz bir kıpırdanış, fark ettirdi beni, fark ettirdi kara gölgemi.
    Yine de anlamış değil, benim yalnızca bir kuş olduğumu;
    Ona yardım etmek için güvenli yuvamı bırakıp penceresine konduğumu.
    O kendi cinnetini büyüterek içinde, savuruyor belleğini karanlık rüzgarların önüne;
    Gizli bir zevk de alıyor bundan, damarlarında dolaşan o katıksız acıdan.
    İşitiyorum korkusunu duvarların ardından, görüyorum sararmış yüzünü pencerenin kenarından.

    Ruhuma güç geldi aniden, artık ikircime düşmeden
    "Bayım," dedim, "ya da bayan, diliyorum sizden affımı
    Ancak şudur olan, uyukluyordum, çalındı kapım,
    Çalındı belli belirsiz, kapımı tıkırdatan sizdiniz;
    Öyle ki emin olamadım duyduğuma bir tıkırtı" - İşte açtım ardına dek kapımı;
    - Yalnızca karanlık, başka bir şey değil

    Yanlış yerde arıyor beni, bir insan sanıyor bu solgun sisler içinde bekleyeni.
    Çok genç sayılmasa da tanıyamamış daha insanoğlunu;
    Umut diye onlara sesleniyor hala, hiç anlayamamış yaşamı bu zavallı budala.
    KAhrediyorum dilsizliğime, seslenmek isterdim bu talihsiz şaire;
    Boşuna dikme gözlerini gecenin sisine, o genç kızın hayalini artık bekleme,
    O çoktan karıştı toprağın tenine, çoktan alıştı sessizliğin sesine.

    Karanlığın derinliklerini gözledim, uzun süre orada korkuyla merakla bekledim
    Şüpheyle düşledim hiçbir ölümlünün düşünmeye cesaret edemeyeceği düşler;
    Ama sürekliydi sessizlik ve hiçbir yanıt vermedi
    Söylenen tek sözcük, fısıldanan bu addı, "Lenore?"
    Fısıldadım, yankı bana fısıldadı yeniden, "Lenore!"
    Yalnızca bu, başka bir şey değil.

    Odama döndüğümde, bütün ruhum yanıyordu bedenimde.
    Yeniden duydum daha güçlü bir tıkırtı,
    "Eminim," dedim, "eminim, bu bir şey penceremin kafesindeki;
    Bakmalı ne ise oradaki, çözmeli bu sırrı;
    Yalnızca rüzgar, başka bir şey değil!

    Kepengi açınca, gördüm kanat çırpan telaşla,
    Geçmişin kutsal günlerinden gelen heybetli bir kuzgun,
    Aldırmadan hiç bana, durup dinlemeden bir dakika,
    Bir lord ya da lady edasıyla, tündei odamın kapısına,
    Tünedi Pallas büstüne, duran kapımın hemen üstünde;
    Tünedi ve oturdu, hepsi bu.

    Bu abanoz siyahı kuş takındığı sert, kara ifadeyle,
    Döndürdü karamsarlığımı bir gülümsemeye.
    Dedim: "Kesinlikle korkak değilsin, kırık olmasına rağmen sorgucun,
    Gecenin kıyısından gelen, ölüye benzeyen antik kuzgun,
    Söyle nedir gecenin ölüler kıyısındaki adın!"
    Dedi: "Hiçbir zaman!"

    Şaşırdım bu tuhaf kuşun konuşmasına, böyle açıkça,
    Çok kısa ve ilgisiz olmasına rağmen yanıtı;
    Katılmadan edemeyiz bu fikre kutsanmamıştır hiç kimse
    oda kapısının üstünde bir kuş görmekle;
    Kuş ya da canavar tüneyen kapısının üstündeki büste,
    anılan "Hiçbir zaman" gibi bir isimle.

    Ama kuzgun tek başına oturarak sakin büstün üzerine;
    Yalnızca bir sözcük söyledi, o sözcük taşıyordu sanki ruhundan;
    Ne tek bir tüyünü kıpırdattı, ne de başka bir şey çıktı ağzından.
    Ta ki ben zoraki mırıldanana kadar, "Daha önce diğer arkadaşları uçup gitti;
    Yarın o da terk edecek beni, tıpkı uçup giden umutlarım gibi,Ama kuş dedi: "Hiçbir zaman!"

    Ürktüm sessizliği bozan bu yerinde yanıttan,
    "Kuşkusuz," dedim, "bildiği bu birkaç sözcüğü,
    Öğrenmiş, insafsız belaların kovaldığı mutsuz bir sahipten;
    Şarkıları tek nakarat oluncaya kadar kovalanan o mutsuz kişiden.
    Öğrenmiş, umudun ağıdı olan şu kederli nakaratı:
    "Hiç-hiçbir zaman!"

    Ama kuzgun hala döndürüyordu hayalimi gülümsemeye;
    Oturdum kuşun, büstün, kapının önündeki koltuğun üstüne;
    Gömüldükçe kadife yastığın içine, gömüldüm hayalden hayale,
    Düşündüm geçmişten gelen bu uğursuz kuşu;
    Geçmişten gelen bu zalim, tuhaf, korkunç, sıkıcı, uğursuz kuşu.
    O tekrarladı ilençli sesiyle, "Hiçbir zaman!"

    Oturup, tahmine koyuldum tek hece söylemeden kuşa,
    Ateşli gözleri kalbimi dağlayan kuşa;
    Tahminimi sürdürdüm yaslayarak başımı;
    Lambadan süzülen ışığın aydınlattığı yastığın kadife kumaşına,
    Lambanın aydınlattığı menekşe moru kadife şekilleniyordu ışıkla;
    O hiç yaslanamayacak, ah! Hiçbir zaman, bir daha!

    Sanki hava ağırlaştı gizli bir buhurun kokusuyla; sallandı yer,
    Ayaksız meleklerin adımlarıyla, ayak sesleri dönüştü tüy kaplı zeminde
    çıngırak seslerine.
    "Zavallı," diye bağırdım kendime, "Tanrın gönderdi bu iksiri sana melekleriyle,
    Unutasın diye bir an Lenore'un anılarını.
    İç, kana kana iç bu ilacı, unut artık şu yitik Lenore'un aşkını!"
    Kuzgun dedi: "Hiçbir zaman!"

    "Peygamber!" dedim, "ilençli varlık! -kuş ya da şeytan, yine peygamber!-
    Bir kışkırtıcı mıydı seni gönderen, ya da fırtına mı bu kıyıya getiren,
    Yine de çok cesursun bu ıssız, büyülenmiş yerde-
    Korkunun terk etmediği bu evde -yalvarırım bana doğruyu söyle-
    Var mı? Var mı umar Tur-i Sina'da? -söyle- yalvarırım söyle!"
    Kuzgun dedi: "Hiçbir zaman!"

    "Peygamber!" dedim, "ilençli varlık! -kuş ya da şeytan, yine peygamber!-
    Üzerimizde uzanan cennet adına, ikimizin inandığı tanrı adına;
    Söyle bu hüzün yüklü ruha, o uzak cennette,
    Sarılabilecek miyim, meleklerin Lenore diye adlandırdığı o kutsal kıza?
    Sarılabilecek miyim meleklerin Lenore diye andığı o eşsiz, ay yüzlü kıza?
    Kuzgun dedi: "Hiç - hiçbir zaman!"

    "Bu sözcük ayrılığımıza işaret olsun kuş ya da iblis!" diye bağırdım.
    "Geri dön fırtınana, dön gecenin ölüler kıyısındaki diyarına!
    Tek bir kara tüyünü bile bırakma, işareti olarak ruhunun söylediği o yalanın!
    Yalnızlığımı bozma! Kapımın üstündeki büstü terk et!
    Gaganı çıkar yüreğimden, bedenini kapıdan al git!"
    Kuzgun dedi: "Hiçbir zaman!"

    Kuzgun bir an olsun ayrılmadı, oturdukça oturdu,
    Oturdukça oturdu oda kapımın hemen üstündeki Pallas büstünde;
    Benziyordu gözleri hayal kuran bir şeytanın görüntüsüne,
    Vuruyordu kara gölgesini yere lambadan yansıyan ışık;
    Kapalı kaldu ruhum bu kara gölgenin içinde,
    Kurtulamayacak - Hiçbir zaman!

    nadan   23 Aralık 2006 16:53   aferim     (4 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :stalker

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.