toplam 25 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | flecting |
| tuttum | sadeceyasemin |
| tuttum | black label society |
| tuttum | partisan |
| tuttum | anselmocb |
| tuttum | menhatton |
| tuttum | bixo |
| tuttum | potasyumsiyanur |
| tuttum | Les amants |
| tuttum | moria |
| tuttum | kogis |
| tuttum | stone35 |
| tuttum | noon |
| tuttum | supleks |
| tuttum | bergman |
| tuttum | NoAngel y |
| tuttum | blisss |
| tuttum | Burtonesk |
| tuttum | tropique |
| tuttum | yorke |
~25 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
söz bukowski'den açılmışken "İnsanların yanında mutlu değilim, yeterince içersem kayboluyorlar."ı da anmadan geçemem.
Sanırım içmek, ertesi sabah tekrar hayata dönülebilen ve her gün tekrarlanabilen bir intihar biçimidir. Charles Bukowski.
Filme kaynaklık eden romanın yazarı, kendisi de büyük bir alkolik olan John O'Brien, kitabın haklarını sattıktan iki hafta sonra intihar ediyor. Yazarın babası, 'Bu oğlumun intihar mektubuydu' diyor. Elbette çok çok üzücü.
-Ölmek için mi içiyorsun?
-Belki de içmek için ölüyorumdur.
Alkolizmi bu replikten daha iyi anlatan bir ifadeye rastlamadım.
Her markete girişimde içki reyonunun önünde bir kez aklıma gelen ve bir şişe fazladan almama sebep olan film.
Neden içiyorum neden bunu yapıyorum sorusuna ise inceden gönderme mevcuttur filmde.Ki bence yeterince de alkolizmi anlatmaktadır...
Doğru hatırlıyorsam;
- Neden?...
- Karım beni terkettiği için mi içiyorum?
- Yoksa ben içtiğim için mi karım beni terketti?
Sorularının cevabını bir karede aramıştır...
O boşluk doldurulmamıştırda film için...Yerinde olmuştur.
O boşlukları alkol doldurur zaten.
Dolduramadığı yere kadar devam.
yanılmıyorsam nico bu filmle oscar almış, içki baaamlısı nı cannandırmak bu kadar zor mu bea zuhaha
odun
herşey tamam güsel de adam nie alkolik olmuş,o konuya hiç girmediler bende kafadan bi sürü senaryo yazdım, basıları güsel oldu sanırım
uzun bir sure once coooook uuzun bir sure once aldiqim/indirdiqim yorum we puanlama ya gore harikulade olduqunu dusunduqum fakaat hala izlemek için sahs-i munasir birini bulamadıqım için bekleme de duran film.. :)
elizabeth shue ve nic cage in olağanüstü performans sergilediği şiirsel mike figgis filmi..film, dondurup odanın duvarına asılacak bir ton kusursuz görüntülerle doludur..ve bunlardan biri de nic'in havuzun dibinde şişeyi diktiği sahnedir ki benim favorimdir..ve filmin sonundaki sevişme sahnesi sinema tarihindeki en hüzünlü sevişme sahnelerinden biridir..ağlamamak içten değildir..
- I want you to talk or listen. Just stay.
izlerken çok fena içesim gelmiştir.
:: ismin Sarah mı ?
:: Sera.. S - E - R - A .. Sera..
uyuyan yüzünü izlemek için 500 dolar daha mı ?
içelim güzelleşelim üzerine uzun metrajlı film çalışması.. peki ya elisabeth? vegas meleği..
Yolları başka olsa da kızgın bir Vegas kavşağında hayatları kesişen iki kaybedenin, gişe filmi olmasına rağmen sonuna kadar dürüstçe anlatılmış ve kurgulanmış hikayesi...
Senaryo yazarı Ben Sanderson işten kovulur.
Alkole yenilmiştir, alkole ve hayata.
Aldığı tazminatla şişenin dibini görene kadar alkolde boğularak,hayatının son perdesini böyle kapatmak Onun tek amacı olur. Las Vegas’ a taşınır ve orada bir sokak fahişesi olan Sera’ ya rastlar. Sera, Ben’ in kaba saba davranışları kadar içindeki sonsuz nezaketi ve ince ruhu da görür, Ben’ i daha çok bu yönüyle hayatında varetmeye çalışır ve imkansız aşk çıkagelir.
Her aşk kusursuz olmadığı gibi bu iki kaybedenin geç gelen aşkı da pürüzsüz değildir; Ben Sera’ nın fahişeliğine, Sera da Ben’ in içkide hayatını mahvetmesine karışmayacağına dair birbirlerine söz verirler. Fakat taraflardan biri oyunbozandır ve aslında Sera’nın Ben’ e, Ben’ in de Sera’ ya bu son durakta gerçekten ihtiyacı vardır.
Bu yüzden gözü önünde Ben’in göz göre göre kendini öldürmesine dayanamayan Sera sözünden döner ve Ben’e bir doktora gitmesi için yalvarır. Fakat Ben kararlıdır, geri dönüş diye bir kavram yoktur onun için. Aslında hayatın kendisi artık Ben için ve Ben tarafından programlanmıştır, hedefse yegane sığınak olarak gördüğü ölümdür, bedeli ne olursa olsun.
Neresinden tutarsanız tutun herşeyiyle canacıtan bir film, Mike Figgis’ten.
Oyunculuklar keza, Oscar’ ı kapan Nicolas Cage ve Elisabeth Shue’ dan. Gerçek hayatları yansıtmak Cage’ e hep çok yakışmıştır. Ergenlik dönemimizin pamuklara sarılı Elisabeth Shue’ su ise burada tüm korunaklarından sıyrılmış, olabilecek en gerçek Vegas fahişesi performansıyla, aslında ne çapta bir oyuncu olduğunu gösteriyor.
yer yer boğucu ama bu haliyle en çok yakışan, kasvetli ve gerçek bir anlatım. Filmin yapısına tam oturan caz melodileri yine Figgis’ten, bazı sahnelerde kulakların pasını silen vokaller de Sting’den. Senaryo ise, filmin gerçek kahramanı olan ve çekimlerin başlamasından iki hafta sonra tıpkı filmdeki gibi kendi yolunu seçen Jon O’Brien’ dan. O’Brien Leaving Las vegas’ ı miras bırakıp, bu dünyadan gittikten sonra Figgis, önce projeyi iptal etmek istemiş ancak daha sonra, filmi çekerek yazarın anısına ithaf etmiş ve iyi de etmiş. Çünkü bence sinemada görülebilecek ender güzellikte bir geç kalmış aşk öyküsü ve gerçekten yazık olmuş dedirten bir hayatın, hayatların aynası bu film.
Hüzünlü çünkü gerçek, çünkü içten ve yapmacıksız. Hollywood blockbusterlarında anlatılan mutlu hikayeler ve mutlu sonlar burada yok, çünkü bu filmde mutlu bir hayat yok.
Sahte ve kurmaca mutluluklar çevremizi öylesine sarmış ki, işte bazen Leaving Las Vegas gibileri gelip tüm bu kurmacayı altüst ediyor, tıpkı küçük bir deprem gibi...
ben sanderson - karım beni içki içtiğim için mi terketti, yoksa karım beni terkettiği için mi içmeye başladığımı hatırlamyorum...
Mike Figgis/ bütün kadınlarda Sera bütün erkeklerde Ben Sanderson sendromu yaşanabilir
insanın içesi geliyor
Nicholas Cage in en iiyi erkek oyuncu oscarını aldığı film..
Hatunlardan bezmiş bi adamın kendini alkolle öldürme çabası ve karşısına çıkan diğer bezgin sera ile olan ilişkisinin işlendiği,alkol,kumar ve sex öğeleri ile bezenmiş, Don Henley in Come Rain or Come Shine parçasıyla ruhumuzu okşayan enfes film...
film Sting'in söylediği Angel Eyes ile başlar:
"have you ever had the feeling
that the world's gone and left you behind
have you ever had the feeling
that you're that close to loosing your mind"
duyunca anlarsınız zaten nasıl bir filme başladığınızı..
günün birinde olurda ölmek istersem, kesinlikle ilham alacağım filmdir.