toplam 227 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | Razorfever |
| tuttum | sugarskull |
| tuttum | lethestyx |
| tuttum | downhand |
| tuttum | arkhangelsk |
| tuttum | iamasmintasmincanbe |
| tuttum | mystery74 |
| tuttum | sirHendrix |
| tuttum | substrat |
| tuttum | dizzy scarface |
| tuttum | Amberyl |
| tuttum | Kirijolith |
| tuttum | Azapta |
| tuttum | perle noire |
| tuttum | REBELDARK |
| tuttum | toprakmerhum |
| tuttum | 1050622685 |
| tuttum | Suckmykiss |
| tuttum | ucuskan kafa |
| tuttum | lucass |
~133 ahkam var. 1 2 3 ... 7 önceki sayfa »
dark tranquillty ile daha girişte uçuşa geçiren güzel parça
Lethe; Unutkanlık Nehri..
Gittiğin gün gömdüm kendimi hadesin tüm varoluşuyla yaşattığı ölüler kentine. kendi ellerimle kazdım toprağımı, saç tellerime kadar örttü üzerimi kızıl toprak..ama bitmedi gözlerinin sonsuzluğu beynimde...
çıktım sonra, kendimi inatla gömdüğüm bu topraktan .
hadesin deli akan nehrine yürüdüm, Lethe'ye .
içime tüm nefesleri çekip daldım lethe'nin unutturan suyuna, nehirden çıkıyordum her defasında sırılsıklam olmuş saçlarımla. sen geliyordun tam karşımda ayder yaylası sonsuzluğunla. lethe bile unuturamamıştı seni bana...
bir ağaç bulup sığınmak istiyordum dallarına, şairin tüm beddularını üzerine yağdırdığı rahatı kaçmış bir ağaç buluyor uzanıyordum altına. sonra sen geliyordun elinde adak bezlerinle, bağlıyordun tüm adaklarını tek tek ağacın dallarına .. taki gözlerimde kaybolana kadar..
hıçkıra hıçkıra ağlıyordum sonra arkandan ,ve oturuyordum lethenin kıyısına .kayıkçıyı bekliyordum getirmesi için beni sana , çiziyordum nehre parmaklarımla yüzünü . zordu beklemek ve doğrulup letheyi bölmeye karar veriyordum tam ortasından.sesini duyuyordum sonra karşı kıyıdan ,bağırıyordun tüm isyanınla .çığlığınla ,hıçkırığınla.. gitmeme izin verdin...bunu diyordun ruhu kırılganım ,talanını içinde yaşayan bozgunum ...
gömdüm sonra kendimi lethenin derin suyuna... Seni unutmak adına herşey..
frockt!..
tutkulu özlemlerde sürükle beni... ve bana sensiz yaşayabileceğim bir hayat bağışla!
lethe methe trişka şarkilardı zaten bizim gerzek depresif hatunlar sayesinde boku cıktı artık focus shift ve lethe nin yaratıcısının aynı grup olması da baska bir ilginçlik
Dark Tranquility'nin en sevdiğim parçası. Dinlerken içim acır hep.
bir sosyomat uyesı profilnde denk geldiğim bu akşam..
çok içlendim be
bana ilk lethe yı dınleten arkadasım geldı aklıma ://
bir zamanlar sabahtan aksama kadar dinledigim parca.
dark tranquaility nin en iyi parcasi bence....
Bundan çok çok zaman önce, insanlar yalnızca bir yerde yaşarmış, “unutuş şehri” denilen yerde. İsmi böyleymiş çünkü şehrin tam ortasından “unutuş nehri” geçermiş. Yeryüzündeki bütün sular ondan gelir ve ona geri dönermiş. Bütün su parçaları ondan ayrıldıktan sonra ona dayanılmaz bir özlem duyarmış, ayrıldıklarında kendilerini hatırlar, onla birleştiklerinde ise onda kendilerini unuturlarmış. Bilge insanlardan birisi bu öyküyü duyduğunda kendi kendisine şunu sormuş:
“ Bunlar neden kendilerini hatırlamak değil de kendilerini unutmak istiyorlar ? Neden ona özlem duyuyorlar? ”
Buna cevap verilmeden önce anlatılması gereken başka şeyler de varmış.
Nehre yalnızca başka su parçaları katılmazmış, insanlar da o nehre girermiş ve bambaşka kişiler olarak çıkarlarmış. Söylendiğine göre nehir herkesi kabul etmez, kabul etmediklerini kendisinde boğarmış.Başka bir bilge insan da şunu sormuş :
“ Nehir neden bazılarımızı boğuyor da, bazılarımıza ölümlüyken ölümsüzlüğü armağan ediyor? ”
Bilgenin ölümüyken ölümsüz olmaktan kastettiği, insanların nehre her girişlerinde geçmişte yaşadığı acıları unutmaları ve yalnızca güzellikleri hatırlamalarıymış. Nehir bunlarla da kalmıyor, insanların istediği kaderi onlara bağışlıyormuş…( Tabi bunlar sadece insanların anlattıkları.)
Fakat insanların yapması gereken bir seçim varmış, o da nehre ne zaman girmeleri gerektiği üzerineymiş. Herkesin bir hakkı varmış, ayrıca nehre girecek olan boğulma riskiyle de karşı karşıyaymış.
Seçim zamanı ve boğulma konusunda anlatılan çeşitli hikayeler varmış, ama en yaygın olanı şuymuş :
“ İnsanlar nehre girecekleri zamanı boğulmaktan korkmadıkları zaman seçmelilermiş, böylece en yüce güzellikler ve sonsuz hayat onlara bahşedilirmiş. Boğulmaktan korkanlar ise insanlıklarından olur, sonsuzluğun sahte bir görünüşünü yaşarmış. Boğulmaktan korkmayanlar ise gerçek sonsuzluğa yol alırmış, gerçek yaşamın en derinlerine...”
Bunu çok çeşitli şekillerde yorumlayanlar oluyormuş, ama genel olarak boğulmaktan korkmayanların boğulmadığı düşüncesi hakimmiş… İçlerinden yalnız birkaçı farklı düşünüyormuş. Bunlar içinde de kendisinden en emin olan bir tanesi varmış, Lethe isminde bir genç. Düşüncesini hiç kimseye anlatmamış ve bir gün ansızın meraklı bakışlar altında nehre girivermiş. Onu bir daha gören olmamış. Şehir halkı onun da diğerleri gibi korktuğundan boğulduğunu düşünmüş…
Lethe suya girer girmez sonsuz ışık demeti gözlerini kamaştırmış, suyun içerisinde nefes alabildiğini hissetmiş… Akıntı onu nehrin en derinlerine çekmiş ve kendini birden daha önce hiç görmediği bir yerde buluvermiş. Etrafına toplananlardan bazılarını tanımış, önceden boğulduğu düşünülen kişilermiş bunlar…
“ Neden bu kadar geciktin ?” demiş içlerinden biri.
Lethe şaşırmış ve herhangi bir cevap verememiş.
Başka bir kişi devam etmiş :
“ Biz gerçekten boğulmaktan korkmayanlarız, tam anlamıyla nehirde kendini unutmaya hazır olanlarız. ”
“Anlıyorum ama neden bu saklanıyor diğerlerinden ? “
“ Kimseden bişey saklandığı yok, sadece herkes kendisi bulmak zorunda, hepsi bu. Kimseye sahip olmadığı şey verilemez.”
Lethe’nin geldiği bu yerde insanlar çok mutluymuş, kötülük ve çirkinlik orada adeta hiçliğe devinmiş, yok olmuş. Lethe hiç gecenin gelmediği yerde, diğerlerinin de bundan haberdar olması gerektiğini düşünüp durmuş. Ve suya tekrar girmiş, bundan sonrasını pek hatırlamıyor ama uyandığında kendisini unutuş şehrinde buluvermiş…Kendine geldiğinde, ona ne olduğunu sormuş :
Şehir halkından birisi onun boğulmak üzereyken kurtarıldığını söylemiş.
(Aslında Lethe’nin suda boğulduğunu düşünmüşlerdi, fakat unutuş nehri bunu onlara unutturmuş ve zihinlerine başka bir durumu yazmıştı.)
Lethe bu cevap karşısında şaşırıp kalmış, ve buna inanmak istememiş.
Hiç gece olmayan yerin olmadığını düşünmek onu çıldırtmış, artık hiç kimsenin ona inanmayacağını biliyormuş, gene de bazı kişilere anlatmış. Anlattığı kişiler onunla alay edip, çıldırdığını düşünmüşler.Şehir halkının da görüşüyle onu bir yere kapatmışlar, oradan ölünceye kadar hiç çıkartılmamış…O şehirde olup da ölen tek kişi oymuş!
Unutuş ırmağının ismini Lethe’den aldığı söylenir, bu hikayeyle nehir ve Lethe özdeş olmuştur. Lethe “kendini” nehirde bırakmış, çıldırmıştır. Nehir ise Lethe’nin bu durumuna üzülür, onu tekrar gecenin olmadığı şehre de götüremeyeceğini bilmektedir.Ve onun ismini alarak onu ölümsüzleştirir, artık nehrin ismi Lethe olmuştur.Böylece unutuş ırmağında ölen tek kişi “kendini” unutuş ırmağında yeniden bulmuş ve ölümsüzlüğünü kazanmıştır.
Öykü böyle sonlanıyor ama Bilgelerin sorduğu sorulara da yanıt vermeliymişiz, yoksa bizde o nehirde boğulurmuşuz…( aslında böyle yaparsak ölümsüzlüğe bile kavuşabiliriz.)
İlk soruya şöyle yanıt verilebilir, su parçaları nehirden ayrıldıklarında kendilerini hatırlıyormuş ama zamanla bu hatırlama etkisini yitiriyormuş ve nehre geri dönüp kendilerini tamamen unutmak istiyorlarmış, çünkü hatırlama etkisini yitirdikten sonra onları nehre karşı dayanılmaz bir özlem sararmış.Özlem ancak onunla bütünleşince son bulurmuş, nehre girdikleri anda kendilerini unuturlarmış ama nehre ilk girdiklerinde “kendiyi” yani kendilerini hatırlamaları gerekirmiş ki “kendilerini” unutabilsinler… Orası hem “kendi” oldukları hem de “kendilerini” yitirdikleri tek yermiş.
İkinci soruya ise şöyle karşılık verilebilir. Şehirdekiler ölümsüzlüğün yani tüm mutlulukların kendilerine; boğulmadıkları için, boğulmaktan korkmadıkları için verildiğini düşünürmüş, ama aslında durum tam tersiymiş. Öyle ki asıl korkanlar onlarmış ve gerçeklerden habersiz olarak sahte bir dünya içerisinde yaşamaktaymışlar.Boğulanlar ise gerçek hayata gözlerini açanlarmış aslında, gerçekten korkmayanlar ve kendi kaderlerini kendileri yaratmayı göze alanlarmış!
Ama en önemli noktayı unutmak bu sırları anlatana hiç yakışmazmış :
O da şuymuş :
“Gecenin hiç olmadığı yerde kendi kaderlerini kendileri yaratmayı seçenler yaşarmış ve onlar gerçekten de ölürmüş.Çünkü sonsuzluk sonluluk olmadan yaşanmazmış. Lethe nehrinin kenarında yaşayanlar ise kendilerini aslında olmayan kadere bıraktıkları için gerçek hayata hiç yaklaşamayanlarmış, onlar sonsuzluğu sonlu olmadan yaşamak isteyenlermiş ve korkmadıklarını söyledikleri halde kendilerinden en çok korkanlarmış...”
Charles Baudelaire 'ın Spleen şiirinde geçen nehir..
ayrıca
... you are the life that i hate...
lethe,
yok eden (eriten) sıvından ver içmek için bana
ve boş ve güçlü unutkanlığın tatlı merhemini ve lütfunu ödünç ver bana;
yakın tut beni. (içten sarıl bana)
gökyüzünden (cennetlerden) hızla ayrılırken,
gece boyunca hızla ayrılırken
çöz yıldızları.
sen, kılıcım ve ipim (darağacım) olduğun için
sen, benim lethe'msin.
kobalt akımlarında
yanan anıları delmek, parçalamak için
kalbime saldırdın sen.
beni tekrar öldürmek için
pençe gibi parmaklarınla
acının keskin bıçak darbeleri içinde
damarlarımı temizle.
çal beni, al (işgal et) beni ve suçla beni yine!
yandığım ve (soğuktan) titrediğim için
(...'nın her hareketiyle) her hareketinle yak beni.
böylece temizlendim bir projektörle.
boş ve güçlü unutkanlığın tatlı merhemi ve lütfuyla
öpülmüş (okşanmış)
yeniden işlenmiş ve yenilenmiş görünüyorum.
lethe,
benim tek arkadaşım ve rehberim!
yakın tut beni (samimi sarıl bana).
senin parmaklarınla boğulurken,
senin aşkınla boğulurken
nefret ettiğim yaşam sen olduğun için
sen, benim lethe'msin.
gözlerimdeki alevlerle ve üstümdeki okyanusla
tutkulu özlemlerde sürükle ben!
ve bana sensiz yaşayabileceğim bir hayat bağışla!
Tanışmam 19 yaşımda bi Kasım akşamıydı...Grişiteki melodilerden bişeyler olucagını hissetmiştim ama bu kadar mükemmel bi şarkı olucagını asla tahmin etmezdim...
Ve 1.20 de şarkı kopuyodu benide benden alıyodu o anda...O anda ruhumu melodik death metale teslim etmiştim...Ve o andan itibaren Dark Tranquillty benim için çok çok farklı bi yerdeki grup olmuştur...
Metal seven yada sevmeyen müzik dinliyorum diyen herkesin bu şarkıyı ölmeden önce mutlaka dinlemesini öneririm...Hayatta böyle mümekkemel parçalar her zaman yapılmıyo.
Ve şarkının son sözleri gerçekten aglatıcak türdendir...
Götür beni Götür beni Nefret ettigim bu hayattan...
Bunu yazarken bile tüylerim diken diken oldu...Michael Stanne büyüksün baba....
ruhuma işleyen şarkı..adam onu söylerken ağlamış gerçekten..ağlanmayacak gibi de değil...
kusursuz bir girişle derinden yakan şarkı.
arınmaya gelince de asla olmayacak..
you re my lethe...girişi son noktayı koyuyor zaten..hayalimde hep bir görüntüsü vardır..adam uçurumun kenrında.altında deniz..tam sarkı giriyorken güm diye su da bi patlama oluyor ve uçurumun tepesine kadar yükseliyor..sonra suların içinden seffaf bi kadın adamı sarıyor...böyle devam ederken sonunda adamda su oluyor..ve ıkısı beraber geri dönüyorlar denize..unutmak için..hatırlamak için..varolmak için..