toplam 15 kişi bulundu. 15 adedi gösteriliyor.
| tuttum | Hippie Blues Lady |
| tuttum | DyingSlowly |
| tuttum | Dark Moon |
| tuttum | hanzele |
| tuttum | la mettrie |
| tuttum | sinemaniacfighter |
| tuttum | derek vinyard |
| tuttum | otistiq |
| tuttum | cagdash81 |
| tuttum | Detweiler |
| tuttum | carmela122 |
| tuttum | beggo85 |
| tuttum | misirliportlek |
| tuttum | OTTO botto ROBOTTO |
| tuttum | dayzeedays |
~33 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
ne de guzel söylemıssınız sevgili bulutumsu, yazdıklarınıza katılıyorum ben de...
4 duvar ardında kendi küçük hayatlarımız küçük hesaplarımız ve yabancılaşmalarımız..benim en sevdiğim duygusu ise..birini sevmek için kusursuz olması gerekmiyor işte..sahip olduüun şey ne kadar değerli olursa olsun en az senin kadar eksikleri olan hataları kusurları ve yoksunlukları olan birinin yanında daha rahat hissedebiliyorsun kendini...kusursu olmaya çalışmak kusursuzluğu aramak boş...
fake fotoğraflarınızı almadan kendisini onurlandıralım. zidliyezu33@hotmail.com merak edenler ekleyebilir. şu ana kadar benle beraber 6 kızın fotoğrafını çaldığını tepsit ettim. daha fazlası da var ama benim ispat edeceklerim 6 kişi.
kate winslet çok doğal çok güzeldi
film biraz hayal kırıklığı yaşatsada izlemeye değer
filmin dışında ing. "küçük çocuklar" demektir.
bknz: sözlük olarak sosyomat.
aslında erkeklerin tek olayının kendilerini kendilerine kanıtlamak olduğunu ve güzel hikayelerin hiçbir zaman mutlu sonla bitmediğini anlatan film. çok da haklı.
(İzledikten bir hafta sonra yazabildiklerim)
Bu filme dair okuduğum eleştirilerin, izlediğim programların pek çoğunda konuşulanların ortak noktası, "Little Children"in tam karşılığı olan "Küçük Çocuklar" (ya da "Ufak Çocuklar") yerine, ülkemizde "Tutku Oyunları" adı ile vizyona girmesiydi.
Son yıllarda, yayınlandığı pek çok ülkede popülerlik kazanmış (hatta, Çin'de olduğu gibi, gösterilenlerin "ahlaksallığı" ülke genelinde tartışılan bir mesele haline gelmiş, sansürlenmeye çalışılmış) bir dizi olan Desperate Housewives (Umutsuz Ev Kadınları) ile yaygınlık kazanan "dış sesin öyküyü anlatması" ve "farklı hayatlara sahip insanlar"ın, bir yerde, farkında olmadan kesişiyor olmaları üzerine kurulu bir üslubu, bu filmde de görüyoruz.
İşte, bu noktada, nasıl ki "Desperate Housewives"de, beş kadın üzerinden, gündemdeki konuların gündelik hayattaki karşılıkları gösteriliyorsa; "Little Children"de de, çocuklar üzerinden, "tutkuların yönlendirdiği hayatlar" ortaya koyuluyor. Bu bakımdan da, filmin iskeletini oluşturan çocuklar yerine, filmin konusu, filmin gösterimde kullanılanacak isime yön veriyor.
(Ne kadar yerinde olduğu tartışılır. Reha Erdem'in, SİYAD'dan "en iyi film" ödüllü, köydeki bir ailenin yaşantısı üzerinden "baba-oğul-tutku" üçlemini ele aldığı, "zaman" üzerine kurulu Beş Vakit filminin, isminden dolayı insanlar tarafından "farklı" anlaşılabilmiş olmasını da göz önünde tutarsak; "Tutku Oyunları" isminin de seçilmesinin yerinde olduğunu düşünebiliriz.)
*
Filmin becerebildiği en iyi şey bence, olayın geçtiği yerdeki zamanın akışını ve ortamın dinginliğini çok güzel yansıtmış olması. O mevsimlerde, oraya benzer yerlerde çöken "öğlen miskinliği"ni izlerken hissettirebiliyor.
En kötüsü de, dakikalarca, gereksiz ayrıntılarla ve zihin yormayan basit göndermelerle ördüğü öyküsünü bağlayamıyor olması. Ne Sarah Pierce'nin (Kate Winslet) o son sahnedeki telaşı; ne de bir alışveriş merkezinde, yanlışlıkla(!) bir çocuğu öldüren eski polis memuru Larry Hedges'in (Noah Emmerich) megafonu kullanarak mütemadiyen taciz ettiği, dışladığı, "çocuk tacizliği"nden hükümlü, kendisi ile aynı mahallede yaşayan Ronnie J. McGorvey'nin (Jackie Earle Haley), evindeki çocuk biblolarını ve saatleri kırarak, kendini yaralayarak çocuk parkına gitmesi ve de annesine zarar veren "megafonlu"nun kendisinin yardımına koşması oturtulamamış filme. Bunların yanında, en kötüsü de, Brad Adamson'un (Patrick Wilson), evini, birkaç eşyasını alarak gizlice terkedip "yeni hayatı" ile olan randevusuna koşarak giderken, "tutkusu" olan kaykaylara takılıp kalması ve "'tutkusundan aldığı hasar'la, mevcut hayatına geri dönmenin yerinde olacağını düşünmesini" filmin, çok kötü somutluyor olması olmuş...
bence yardımcı erkek oyuncu oscar'ı alamayan bi film olduğu için, "oscar"ın aslında ne kadar geçersiz ve abartılmış bir film yargılama sistemi olduğunun 815. kanıtı olduğunu düşünüyorum.
türkçe "aşk bir varmış, bir yokmuş" diye çevirildiği için kendimi harlequin okuyomuşum gibi hissettiren şogüzel kapaklı bi kitab oldu bi kaç gündür.
dış sesin ağzından her çıkanı çerçeveletip duvara asmak istediğimden kitabını okumalı insan 3 vakte kadar. bu 3 saat olur 3 gün olur belli olmaz.
yardımcı erkek oyuncu ödülünü alanı da izlemiş olduğuma göre jackie earle haley ödülü almalıydı diyebile-biliyorum.
annenizle ve ablanızla birlikte izleyeceğiniz en son film olmalıdır kanımca-bir diğeri için bkz:oldboy-..özellikle arabadaki mastürbasyon sahnesinde ayağa kalkıp salonu terketmeniz an meselesi..fakat iyi filmdir en nihayetinde..bir banliyödeki kırık hayatların birbirinden kırık hikayelerini anlatır yönetmen..diyaloglar pek güzel yazılmış ve gayet iç karartıcı olabilecek bir hikayeyi o kadar da iç karartıcı olmadan anlatabilmiş yönetmen ki az önce ne demek istediğimi bende anlayabilmiş değilim..son olarak kaçırmamanız tavsiye olunur..en azından kate winslet ın oskarı hakedip hakketmediğini görmek için..
binbir tane duyguyu birarada barındırıyor Little Children,izledikten sonra duygu karmasası içine giriyorsunuz.çok etkileyiciydi,çok sevimliydi.
filmde asıl oscara layık olan, muhteşem oyunculuğuyla Phyllis Somerville aslında. yine de adaylar kate winslet ve jackie earle haley'in kazanmasını istiyorum. kate winslet'ın bi adet heykelcik alma vakti çoktan geldi.
Films
1994 Heavenly Creatures
1995 A Kid in King Arthur’s Court
1995 Sense and Sensibility
1996 Jude
1996 Hamlet
1997 Titanic
1999 Hideous Kinky
2000 Holy Smoke
2000 Quills
2001 Iris
2002 The Life of David Gale
2002 Enigma
2004 Eternal Sunshine of the Spotless Mind
2004 Finding Neverland
2006 Romance and Cigarettes
2006 All the King’s Men
2006 The Holiday
2006 Little Children
kate winslet gerçekten oscar ı hakediyor,çok başarılı bir oyunculuk ve çarpıcı bir film
Kate Winslet'ın gelmiş geçmiş en çirkin haline şahit olunan filmdir zannımca..
Filmin tek bir karaktere odaklanmadığı dikkat çeken unsurlardan biri. Her ne kadar başrollerin sahibi evlilik dışı ilişki yaşayan çiftmiş gibi görünse de asıl başrol Jackie Earle Haley'e aittir. Zira tüm hikaye, tüm karakterlerin kesişim noktası ve sebebi bu şahıstır. Filmin en rahatsız edici ve en etkileyici sahneleri de haley'in içinde olduklarıdır.
Günümüz ortasınıf Amerikan aile yaşantılarından kesitler sunan bir film, ne konu çok enteresan ya da bize uzak, ne de karakterler..
bu sene senaryo oscar'ını hakeden son derece çarpıcı film..
sonunda herşey öyle bi tersine dönüyor ki, böyle bi filme daha başarılı bir final düşünemiyorum..
kate winslet her oynadı filmde gözümde çok çok daha büyüyo yücelio...
filmin senaryosu hakkaten çok basarılı...bn de izlerken biraz gerildim açıkcası ama çok beğendim...