son zamanlarda izledigim en sıcak naif filmlerden birisiydi! son derece saglam senaryosu (ki oscar aldı) sayesinde inanılmaz bi basarı sagladı. ne cekim tekniklerinde ne yonetmenlik konusunda ekstra bi sey olmamasına ragmen yine de bircok buyuk produksiyona kafa tutacak kalitede bir film. izlemeyenlere siddetle tavsiye ederim.
Klişe "yol macerası" temasıyla,film bittikten sonra insanda samimi sıcak ve şapşal bi tebessüm bıraktıran,son zamanlarda ruhumu ve duygularımı en çok etkileyen film.Steve Carell'i da es geçmemek gerekir kanımca.Bu adamın her rolün oyuncusunu olduğunu bir kez daha gösteriyor.
inanılmaz güzel tabiri caizse sıcacık bir film..
en güzel yol filmlerinden biri. kaybeden de olsak bi yerde kazananız işte..
olagan üstü bir film değil. asla kült fimler arasında giremeyecek. ama çok ince bir noktası var ve o noktayı yakalayanlar için, gerçekten mutluluk ve huzur veren bir film..
dedigim gibi, çok basit bir senaryo, ortanın üstü oyunculuk, sıradan bir prodüksüyon.. ama bir şekilde yakalıyor insanı o huzurlu ve mutlu aile yapısı..
şimdi ben size, o bütün aile sahnede dans ederken, kalkıp ben de dans ettim desem inanır mısınız ?
inanmayın boşverin..
i won! i won! i won! i won!
cok uzun zamandan beri izledigim en guzel filmlerden biri..hatta izledigim en iyi birkac amerikan filminden biri..konu o kadar yalin karakterler o kadar komplike ki ister istemez kanin kayniyo..hele ki final sahnesi..keske boyle dedem,keske boyle dangalak ailem olsa dedirtcek cinsten bi duygusal komediydi..duygusal komedi kavramini tumden degistircek bi duygusal komediydi..
"film böyle olur" dedirten bir film...
gayet başarılı ya çok hoşuma gitti:) çok güzel anlatmak istediğini anlatıyor ve sonuda gayet süpriz bi bitiş olmuş
güzellik yarışmasında küçük,şirin ötesi yavrumuz olive sahneye çıkıp o kaplan dansını yapmaya başladığında ve yine aynı sahnede akabinde gelişen olaylar devam ederken tabir-i caizse resmen gülmekten yırtındık ve şahsen gözlerimden yaş geldi.
çok güzel bi film ayrıca.eroinman dedemiz bi numara!
mükemmel harika süper harkulade enfe. vb.. daha ne denebilirki!
bi tek ben mi beğenmedim bu filmi ya ayrı filmlerimi izledik acaba..
benim en güldüğüm sahne intihar eden kardeşin frank'di galiba ismi, porno dergi almak için gittiği markette aşık oldugu eleman ile karşılaşması ve düştüğü durumdu :)
oyuncularin filmin yazisini okuduktan sonra, film karsiliginda para almayi reddetiren bir konusu olan, acayip ucuza cekilmis olan film. dede karakterini oynayan adam odulu kazandiginda "kufur ettigim her an o kucuk kizin muzik dinlediginden emin oldum" dedi. ama kiz odul torenine kadar 8 kere filmi izlemis ve bu ailesinin takdiridir dedi. 18 yas siniri vardi.
dansa ve hastaneden dedenin olusunu calma sahnelerine bayildim. ezilmis, ve kendini bisey sanan insan piskolojisini cok guzel anlatmis film.
you can't touch this'li final bizi bizden aldi :))
cok güldüm dün gece, ozelliklede vw icindeki diyaloglara :)
Divorce? Bankrupt? Suicide? You fucking losers!
bir ara televizyonun önüne gidip babanın bıngıldağını patlatasım geldi.
olive gibi penguen göbekli kız çocukları istiyorum etrafta.
izlerken güldüm film bitti ağlamaya başladım.
stresli gecen bir hafta ve is ile gecen haftasonunun ardindan adrenalini 20 kilometrelik dag bisikleti sporu ile ormanda atip eve gelerek, kocaman bir kase salata hazirlayip tv'nin karsisina gecerek little miss sunshine dvd'si ile bir pazar gununu noktlayabilir, hatta yeni bir gune, yeni bir haftaya, yeni bir mevime son derece enerjik basalyabilirsiniz.
fuck them alll....
uzun zamandır ,hatta net zaman vermek gerekirse amelie'den beri,izledikten sonra dilimde bitter çikolata yemişim hissi veren bi filmdi.alan arkin'e minik kıza,sessizlik yemini eden ağbiye,jim carrey gibi kendine yapışan şebek imajını üzerinden atan steve carrol'a senaryoyu yazan ağbiye şapka çıkarıyorum.ayrıca kıbrısta askerliğini yapmakta olan kardeşim mahmut'a da burdan sevgiler..
suyu mu çıktı ne...
büyükbabanın repliklerini hatırladıkça halen gülüyorum.