toplam 57 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | solome r |
| tuttum | moony |
| tuttum | volkansarp1981 |
| tuttum | janjelika |
| tuttum | Vasvela |
| tuttum | kahvekedi |
| tuttum | selebek |
| tuttum | edida |
| tuttum | eylemyenice |
| tuttum | streetstyler |
| tuttum | dryad86 |
| tuttum | lanzedin |
| tuttum | panti |
| tuttum | hallelua |
| tuttum | el mundo |
| tuttum | amoriaband |
| tuttum | tba |
| tuttum | chachania |
| tuttum | roxelanne |
| tuttum | osssgurrr |
~50 ahkam var. 1 2 3 önceki sayfa »
altyazısını ing. dili ve edeb. okumuş biri yapıştırırsa sevinirim
ahahah
öyle bir kadını okuduğum , tanıdığım için siz basit geliyorsunuz: )
[Kocasi Rilke'den. Excuse moi dear etiket, Türkce'sini bulamadim]
To Lou Andreas-Salome
I held myself too open, I forgot
that outside not just things exist and animals
fully at ease in themselves, whose eyes
reach from their lives' roundedness no differently
than portraits do from frames; forgot that I
with all I did incessantly crammed
looks into myself; looks, opinion, curiosity.
Who knows: perhaps eyes form in space
and look on everywhere. Ah, only plunged toward you
does my face cease being on display, grows
into you and twines on darkly, endlessly,
into your sheltered heart.
As one puts a handkerchief before pent-in-breath-
no: as one presses it against a wound
out of which the whole of life, in a single gush,
wants to stream, I held you to me: I saw you
turn red from me. How could anyone express
what took place between us? We made up for everything
there was never time for. I matured strangely
in every impulse of unperformed youth,
and you, love, had wildest childhood over my heart.
Memory won't suffice here: from those moments
there must be layers of pure existence
on my being's floor, a precipitate
from that immensely overfilled solution.
For I don't think back; all that I am
stirs me because of you. I don't invent you
at sadly cooled-off places from which
you've gone away; even your not being there
is warm with you and more real and more
than a privation. Longing leads out too often
into vagueness. Why should I cast myself, when,
for all I know, your influence falls on me,
gently, like moonlight on a window seat.
[Rainer Maria Rilke]
günümüzden cok zaman once tum ınsanlık anaerkil bir toplum düzenine gore yasıyordu. yani diyebilirimki baba belli degildi ama kadın dogurdudugu ıcın kutsaldı. basta semavi dinler olmak üzre milyonlarca yıl icinde bi sekilde simdiki ataerkil düzen basladı. nerde okudugudugumu hatırlamıyorum musevilikle ilgilydi. tanrılar dunyasında bile tanrıcalar tanrılardan daha ustunmus.tanrıcaların oyuna getirilerek yerin altına hapsedildigi lakin birgün tekrar cıkacakları yazar.tabiat ana benzetmesi topragında kadın gibi dogurgan olması anaya saygı toprak ana metaforu. simdi kadınların genetik olarak biz 3 dakikalık erkeklerden daha farklı oldugu we bu farklılıgın aslında üstünlük oldugu diilmidir. toprakmı yoksa havamı dünyaya daha yakın
ayran gönüllü. son günlerde izlediğim filmlerin konusuna -bir kaç umutsuz aşk vak'asında vuku bulan olaylar çerçevesine- bakıldığında,bu kişiden esinlenildiğini düşünüyorum.Hiç sevmem bu tip kadınları.O yüzdendir ki, bahsettiğim filmleri de sevmedim kült sayılıabilecek kalitede olsalar da. taksim'de sallandıracaksın taksim'de...
Adı hep ünlü erkeklerle anılan, benim de kendisini Nietzsche ile tanıdığım ama Angela Livingstone'un kendisi hakkındaki kitabını okuduktan sonra o güne kadar tanıdığım tüm filozof, yazar vs. şahsiyetlerden bir adım önde yerini almış tam anlamıyla nevi şahsına münhasır kişilik.
Kitaptan alıntılar:
Salome, her şeyin ötesinde kadın lmaktan tam anlamıyla hoşnuttu. Ve onun yaşamını ve yapıtlarını incelemenin önemli bir faydasının bizi, zamanının kadınlara getirdiği ahlaki ve mesleki kısıtlamalara ve kendi duygusal sorunlarına karşın, kadın olmakta bilinçli bir dezavantaj görmeyen biriyle tanıştırması olduğnu düşünüyorum. O, kadınların daha mutlu ve daha üstün cins olduğuna emindi; bunu yerleştirecek kuramlar üzerinde çalıştı. Kendi hemcinslerine asla sövmediği gibi gülmedi de..
Var olan her şeyle...kaderde....sınırsız bir yoldaşlık içinde olduğuna dair, ilk başta karanlık olan, hiç son bulmayan, kesin ve temel bir uyanma hissi...
Aşkını bir erkeğe değil, çok daha büyük ve dağınık bir şeye, yaşamın kendisine, yaşama duygusuna gönderdi...
Anlatmakla yazmakla bitmez Salome!
zamaninin en tas ve en kafali hatunlarindan biri olarak nietzsche, rilke ve freudu birbirine dusuren, bu uc dehayi asktan perisan eden rus asilli entellektuel.
yalancı kadın manifestosuna bir darbedir salome...Fransız Teğmenin Kadını yla aynı tabiattadır ve yapmacık bağlanma dürtüsünden çok uzaktır.
Bu şiir ile Nietzsche'yi gözyaşlarına boğan kadın:
Yaşam İlahisi
Gerçek bir dostun bir dostu sevdiği gibi
Bilmece yaşam, seviyorum seni
İster güleyim ister ağlayayım seninle,
İster hüzün getir bana ister neşe
Seni seviyorum, verdiğin acıyla da,
Yine de mecbursan beni yıkmaya
Bir dostun bağrından kopar gibi
Çekeceğim senden kendimi.
Tüm gücümle sarılıyorum sana!
İstersen yak beni, seni muamma
Kavganın en ateşli anında bile
Yalnızca inebilirsin daha derinlerime.
Var olmak! Ve düşünmek! Bin yıllarca
Daha sıkı sar beni kollarınla
Eğer bana vereceğin mutluluğun kalmadıysa
Olsun! Başka acıların var ya.
Lou Andreas Salome
genelde güzel kadın diye bahsedilen ama görünce hayal kırıklığı yaratan tarihi şahsiyetlerin aksine hakikaten güzel bir kadındır.
ayrıca, freud falan ne biçim çalıntılamıştır o ve çevresindeki diğer kadınlardan. sonra kadınlar ne yarattı diye soruluyor, onlardan çalınanlarla çok şey yaratıldı aslında.
Püre tandansında olan her bünyeye, sevgili Lou'dan bir adet lazım..
bir ara öyle bir kadın hayaliyle şizo olmama neden olan hatun
nietzsche nini de dediği gibi kırbacını hazırla