toplam 50 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | thetriton |
| tuttum | pengvn |
| tuttum | binhuzunluhaz |
| tuttum | poediac |
| tuttum | filizseviselimmi |
| tuttum | 6rinder |
| tuttum | qevan |
| tuttum | neyzenx |
| tuttum | brecht21 |
| tuttum | durugoru |
| tuttum | stereotype |
| tuttum | seni sectim allah |
| tuttum | lilya4ever |
| tuttum | minimo |
| tuttum | guel |
| tuttum | hayyam01 |
| tuttum | who is tyler durden |
| tuttum | ipenama |
| tuttum | inceayar |
| tuttum | roninares |
~20 ahkam var.
eğer benim gibi tümcelere karşı zaafınız varsa, onları anlamakta güçlük çekiyorsanız, bu kelimelerde bir yanlışlık var, diyorsanız; alıp okuyun bu adamı. o da sizin gibi bir samimiyetsizlik görmüş olacak ki, hayatını bu işe adamış. temelden dil yapınıza bir by pass uyguluyor. mantığınızla algılamanız gereken noktalara sağlam neşter darbeleri vuruyor ki, doyuruyor pek çok yerde. hoş, bu adam felsefi soruşturmalar 1la o güne kadar yazdıklarının yanlış olduğunu ispat etmeye çalışmış. olsun onu da inceler bir orta yolunu buluruz artık.
I don't know why we are here, but I'm pretty sure that it is not in order to enjoy ourselves
Efendim Wittgenstein Beyefendi, Birinci Dünya Savaşı'nda bir askerdir ve cephede karnında sakladığı deftere yazılarını yazmıştır. Kendisine beslediğimiz muhabbetin bir hududu yoktur.
Wittgenstein'ı felsefeye yönelten, çocukluğunda kendine sorduğu şu soruymuş :'Eğer işime yarıyorsa neden yalan söylemeyeyim ki?'
1.Dünya olduğu gibi olan her şeydir.
1.1. Dünya olguların toplamıdır, şeylerin değil.
1.1.1. Dünya olgular yoluyla belirlenir, ve bunlar tüm olgular olmak üzere
"Başkasının derinlikleriyle oynama"
ilkokul öğretmenliği, bir manastırda bahçıvanlık ve kızkardeşinin evinin mimarlığı gibi işlerle de ilgilenmiştir.
tractatus logico philosophicus ve Felsefi Soruşturmalar düşüncelerinin iki döneminin sonuçlarıdır.
tractatus logico philosophicus en önemli eserlerinin ilkidir. türkçe çevirisi de bu ad ile yayınlanmıştır. daha olgun eserleri olan "Felsefi soruşturmalar" ve "Mavi ve kahverengi kitaplar" ı okuyabilmiş değilim.
witgenstein, "tractatus logico philosophicus" ta genelin yasalarını bir dizi önerme ile ortaya çıkarmaya çalışır. önsözünde açıkladığı gibi gerçeğin sınırları, aynı zamanda onu ifade etmeye çalışan dilin sınırlarıdır.
eserin ilk önermesi şöyledir:
"dünya olduğu gibi olan herşeydir" en başından yanlış gibi gözüken bu önermeyi ilk okuduğumda şu önermeyi sunmuştum içimden "eğer dünya olduğu gibi olan herşey ise biz yokuz". böylesi bir polemik ki burada bunu sürdüremem, :) witgenstein ile daha en başta bizi ayırıyordu.
Ve sırası ile her bir önermede witgenstein efendi ile kavga ede ede okudum kitabı açıkça söyliyeyim.
kitabın bitişi içimi rahatlatmıştır zira: "bu tümceler şu yolla açımlayıcıdırlar ki, beni anlayan bunların saçma olduğunu görür..."
ve şu da en son cümledir: "üzerine konuşulamayan konusunda da susmalı" tam barışmıştık yine bozuştuk,çok ciddi sorunum var benim bu witgenstein' la daha doğrusu tüm "büyük anlatı(grand lectis)"larla :))
kendini imha etse bile..
dil üzerinden bu kadar toz kaldırarak bilinen her şeye "bir de bu açıdan bakmaya ne dersiniz" tadında yaklaşan bir adamın 1. dünya savaşında olgunlaştığı! gerçeği enteresandır..
insan beyninin, bazen kendi kendini bile sozcuklerin etkisiyle uyusturmasını, sasirtmasini ve kandirmasini anımsatmıs insadir bizlere.
postmodernistlerin de pek sevdigi kavramlara sahip oldugu icin el üstünde tutuldu postmodernlerce.
"kı.ından daha yukseğe s.cmaya uğrasma" der, dunyayı kurtarabileceğini dusunenlere..
Hayatı boyunca intiharı düşünüp sonunda kanserden ölen insanlardan biridir.
felsefi kariyerini anlamlı, anlamsız ve anlam-dışı önermelerin ayrımı üzerine kurmuş olan wittgenstein, yaşamınıysa, haklarında susmalı dediği anlam-dışı önermelere adamıştır.
odasında delicesine dolaşırken kendisine, tedirgin bir halde, günahlarını mı yoksa mantığı mı düşündüğünü soran russel'a "her ikisini de" diyecek kadar içindedir anlam-dışı'nın.
Kariyerinin başlarında, felsefi geleneğin bir parçası olarak, sonrasında eleştirilerinin hedefi haline getirdiği o zamanki hocalarından frege'nin yatak odasına da uğramıştır. tractatus'u ilk dünya savaşı yıllarında cephede kaleme almıştır. descartes'in yöntem üzerine düşüncelerini de hesaba katarsak, devir kıran felsefeler için yeni savaşlar gerekiyor da diyebiliriz rahatça.
"eğer bir aslan konuşabilseydi onu anlamazdık" der kendileri. nitekim wittgenstein'a göre "bir sözcüğün anlamı, onun dil içindeki kullanımıdır."
'bir cümle bir şeyin ancak nasıl oldugunu belirtebilir, ne oldugunu degil' demiş bulundugundan kendini tanımlamamak gerektigini düşünüyorum.
wittgenstein için mantık evreni bilme aracı olarak kullanılamaz, mantık olsa olsa evren hakkındaki deyilerin düzenlenme alanıdır.
"mantığın evren üzerine bir şey söyleme hakkı yoktur."
Cogito'nun Wittgenstein sayısında Roland Jaccard'ın hazırladığı "Wittgenstein'ı sevmek için 50 neden" yeterince açıklayıcıdır..
Ayrıca Derek Jarman hakkında hoş bir film yapmıştır. Değinilleri okunası, yüzyılın en önemli filozoflarından biri.
"dilimin sınırları, dünyamın sınırlarını belirler"
der sonra da
"üzerinde konuşulamayan konusunda susmalı"
buyurur. geçen yüzyilin en onemli filozoflarindan biridir.