yeni kıyafetler isterler. kapıya gelip yeni kıyafetler isterler, kırşehire götürmek için, ve polise kaydolmak için ve her ay ikamet parası ödemek için ve ödeyemezse faizin faizi bir borç ödemek için üstüne. umutlu gözleri olur umutlu, talepkar, ve bazen fazlasıyla kaotik, hep üzerlerinde ceketleri ve ellerinde sertifikalarıyla orda, siz bahçede sigara ve sade kahve içip etimolojiden bahsederken, beklerler.
beklemektir mülteci.
MÜLTECİ
Mülteci bir çift gözle karşılaştınız mı?vedalaştınız mı hiç?Rengi ne olursa olsun İçindeki parlaklık ve matlık aynı tonda vurmaz yüreğinize.
Gözlerinde bir ışık,bir de fersiz bir nokta yakalarsınız,””gidemediği yerlere giderken karşısındakine gözlerini verir””hasret duyduğu özlemle bakmak istediği her yere sizin bakmanızı isteyen içinizi yakacak gibi bakar gözlerinize.
“”Kelimelere dökemez isyanını,ama gözlerinden yazıp okutur”” size ve bir yanınız buruk ayrılır sürgünde yaşayanlardan.
Yüreğin sürgünse ve tutsak ise topraklarında ”mülteci kılıcı” boynundadır.Bir yanınız öylesine kavurur ki sizi ayrılırken sarıldığınızda bırakmaktan korkarsınız çünkü o paha biçilmez ince cam vazodur artık.
Gözlerinin rengini alır tüm bedeni sanki bırakınca düşüp kırılacaktır.Aynı anda hem tüm bedeninizle sarılır tenine kendinizden bir koku bir soluk bırakırsınız hem de incitmeyip kırmamak için yüreğinizin çarpmasını titremenizi ayakta duramayacak kadar bitkinliğinizi,boğazınızda yumruk büyüklüğündeki
yumruya rağmen İnsanüstü çaba ile konuşur vedalaşırsınız.
“”Avuçlarınızda yüreğinizin gözleri”” rüzgarla savrulup dostun yüreğine konar,O kor ateştir artık harlanmayı bekleyen belki bir kavuşma anında ,ya da vedalaşırken bir dost yüreğinin sıkıştığını duyumsayınca,bir yaşama veda haberine kadar….ıslak..sıcak ve yumuşak asılı kalır havada bir çiğ tanesi gibi…….
kendinden kaçıp, kendine gömülendir mülteci. bütün fotoğraflarını yakmaya benzer mülteci olmak. hatıraları geride koyup kaçarken insan kendini bekleyen flaşların umuduyla düşer bazen. iki satır bırakmak geriye, belki çocuklar biz gibi olmasın gayreti, dinlenilebilecek zamanların arayışı. soluk alma girişimi. aslında yalanla başladı bu yazı. kendinden kaçmak kendini kandırmaya çalışmaktır. nereye gitse insan, hangi yolları devirse, hangi kadınların tenine dokunsa, kendinden bir iz bırakır oraya. yıkanmakla çıkmayacak bir işaret. bir koku. bir hezeyan. bir kaybediş.
yeni bir ad, yeni sokaklar, yeni evler, yeni yataklar, yeni yenilgiler.
-sahi cahit neden saldın bu bayramkuşlarını üzerime-