beni hiçbir yere uğramadan, doğruca çocukluğuma götüren mamak türküsüdür.
ayda bir, o samsun asfaltından, o gri ve hosta'da aba piknik'te döner yediğimiz ankara'ya girer,
bir ya da iki gün sonra aynı yoldan geri dönerdik.
çocuk yaşta izlenen uçurtmayı vurmasınları yaşar gibi olurdum ismimle birlikte, o duvarların dışına bakarak.
her dinlediğimde; hiç gitmediğim Mamak'ta, hiç tanımadığım bir ailenin fakir gecekondu sofrasına misafir olurum sanki... bilirim hiç görmediğim halde otların bir zamanlar yemyeşil olduğunu ve boş kömür deposuna evin en küçük, ayağı çıplak çocuğunun hüznüyle bakarım.
ve
yollarda olmanın özlemiyle bir iç çekerim.. ahh!
yeni türkü söyler. ne güzeldir...
geldiğimizde otlar yemyeşildi
ve kuzeydeydi güneş
kömür deposu boşaldı işte
mamağa sonbahar geldi
güneş altında tutsaklar
geçen sonbahara bakıyorlar
şirin mi şirin gecekondu evleri
samsun asfaltında otomobiller
ne güzeldir yollarda olmak şimdi
Kemal Burkay