toplam 1 kişi bulundu. 1 adedi gösteriliyor.
~8 ahkam var.
Sustu Another Life gazinosu
Sustu şarkılar,
Paletimde renk sustu, fırçamda şekil
Ve bu gece ilk defa şimal körfezinde
Sustu Peramos'un mazgallarından
Şehre pancur pancur dökülen arya,
Artık ne tayfalar mevcut, ne komondoslar,
Ne o kor tenli, kızıl saçlı kanarya.
Bu medar ikliminin tenha gecesinde
Sardı bambu kamışlarını pişman bir sükut
Sardı bu sızı
Hani birdenbire bazen bütün etrafımızı
Sapsarı bir şüphe sarar ya işte öylesine berbat bir hal var.
Hiç bir şey düşünmek istemiyorum, hiç bir şey
Ama dördüncü tarassut kulesinde
Bir şüpheli sinyal var
Hayır hayır yalan bütün bunlar
Artık ne kadere inanıyorum ne fala
Yalan söylüyor o falcı kadın
O hintli parya.
Ben yalnız sana inanıyorum
Yalnız sana, MARİA...
Beni kahrediyor böyle geçen her gece
Bu hoyrat yıldızlar, bu su, bu okyanus, bu yer
Ve gökyüzünde emanet duran şu asma fener.
İnan ki sevgili MARİA
Ne varsa hepsi yalan, hepsi keder
Ve hepsi omuzumun üstünde çaresiz bir yük
Ve hepsi angarya.
Biliyorum bu sabah güneşle beraber biliyorum
Bir vapur demirleyecek bu nankör limanda
Pol'un ebedi matemine rağmen
Virjini olabilirdi bu vapurda
Ama sen yoksun biliyorum sen yoksun.
Baharda geleceğim diyordun hani
Haydi gel daha ne bekliyorsun işte mevsim bahar ya.
Fırçam neden böyle titrer bilir misin?
Ve neden resimlerimde fon sapsarı
Anlıyorsun değil mi yavrum
Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun
Bu tropikal zehir, Bu müzmin malarya,
Sensiz nasıl da boş iskele, sensiz nasıl da tenha şehir
Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde
Koydan yıldızları çalmışlar bir bir,
Yine de birkaç çımacı, birkaç palikarya.
Ama kim düşünür yıldızları,
Yüzbaşı Arnold'u vurmuş yerliler
Matemler içinde tekmil batarya.
Bu insanlar, bu gök, bu deniz, bu yer
Birer birer kaybolmaya mahkum, birer birer
Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde susuz
Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz.
Nasıl, ağlıyor musun MARİA? ..
Sil gözlerini, sil yavrum
Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
Aşkımız var ya.
...................................bekir sıtkı erdoğan abimiz
Yine hayallerdeyim ve gözlerim seni arıyor
Dilim bedeninde nakış dokumaya elverişli
Islanmış.
Ellerim;
Vücudunda ki her atom parçasını tek tek tanıyor
Ah bee maria nerdesin
Biliyorum sen benim hayalimin ürünüsün
Ama ama hayalin bile beni bitiriyor
ben bir zamanlar gençtim ve üniversiteye gidiyordum sosyomat. ve o zamanlar çet pek bir modaydı. herkesler çet yapıyor ve nedendir bilinmez atıp tutuyor, kendini olmadığı şekilde anlatıyordu. bu kazalardan biri de benim başıma geldi. nasıl mı? ben işte bir gün okuldayım ve pek tabii olanlardan olabildiğince habersizim. telefonum çaldı. efendim dedim her telefonu çalan insan gibi. vakitlerden öğlen olmasına rağmen son derece sarhoş olduğu her halinden belli olan adam mariaaaaaa, maria diye ağlamaya başladı. "hayrola?" dedim. konuşamayacak kadar sarhoş yabancı birkaç kez daha maria dedikten sonra telefonu kapattım. ertesi gün tekrar, bir ertesi gün tekrar... telefonda ağlıyordu bu adam. sonra tuhaf ama benle konuşmak istedi. elbette daha ayıktı. buyrun dedim, ben maria değilim ama belki bir yardımım dokunur. meğer maria takma isimli kızımız kendine aşık ettiği bu adama kafadan atmak suretiyle bir numara vermişti ve piyango bana vurmuştu. üzülme, dedim yabancıya, unutmayacaksın ama hatırladığında eskisi kadar acımayacak canın..
bu da böyle bir anımdır sosyomat. bu sabah vapurda aypodum rastgele seçmesiydi bu parçayı altmış milyon mahrum kalacaktı bu hikayeden.. ya yaa..
siyah beyaz klibiyle gönül sayfalarımızda yerini alan, ricky martin e ilk salyamızı akıttığımız, kıvır emri gibi şarkı..
un dos tıressss...mariyaaa..
vepppaaaa