bu fish olayına bu kadar takılmasını anlamadığım bir grup,ki steve hogarth'la da gayet başarılı albümler yapmışlar.özellikle man of a thousand faces gibi bi şarkı var mesela.ayrıca klasikleri mlasikleri hiç umrumda olmadığı gibi,fish'li marillion'u steve hogarth'lı marillion'dan daha başarılı bulmuyorum.zaten bütün bu sınıflandırmalar,eleştirmenlerin laf kalabalığından başka birşey değil gibi geliyor bana.bunlar grupları,müzikleri dinleyip dinleyip sınıflandırdıkça kendilerini bilim adamı sanıyolar,"filozof oldum,adam oldum" havalarına giriyolar.
dedikten sonra kendimle çelişir gibi olayım ama aslında çelişmeyeyim:
grubun ilk albümlerinden beri, "ne kadar sade müzik yaparsan o kadar iyi." gibi bir fikir izledikleri zaten belli.bu grup için başarı ,müzikte müzisyenin birikim ve becerisini öne çıkartması değil,müziğin kendisininin saf bir şekilde var edilebilmesi.grup,"nasıl olur da şarkılarda hem zengin armonik ve ritmik yapı oluşturup,hem de olabildiğince sadeleştirebiliriz?müzikal ve hissi zenginliği,nasıl saf,duru bir şekilde yakalarız?" sorularının yönlendirmesiyle,her albümlerinde kendi tınılarını yakalayabilmiş.
ayrıca "grup müziği nasıl olur,bir grup nasıl çalışır?" sorularına cevap bulabilmek için de incelenesi bir gruptur.
Fish gittikten sonra büyüsünü yitirmiş olan neo progressive rock grubu, daha sonra Brave ve Marbles'la iyi işler çıkarmasına rağmen, ilk neo progressive albüm sayılan Script For A Jester's Tear veya Misplaced Childhood kadar klasik olabilecek bir albüm yapamadılar, aynı şekilde solo albümler çıkaran Fish de. Dinlemek isteyenlere tavsiyem Script For A Jester's Tear, Forgotten Sons, Fugazi, Chelsea Monday, Grendel, Kayleigh (herhalde en popüler parçaları).
yazılanlar dışında holidays in eden, this strange engine, seasons end albümleri de oldukça güzeldir. hatta harikadır.
ayrıca önümüzdeki nisan ayı içerisinde yeni albümleri somewhere else çıkacaktır. merakla beklemekteyim şahsen.