toplam 80 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | innuendo35 |
| tuttum | brecht21 |
| tuttum | uluminati |
| tuttum | Hippie Blues Lady |
| tuttum | simisra |
| tuttum | kra tos |
| tuttum | komikci vincent |
| tuttum | tom joad |
| tuttum | kimkiduk |
| tuttum | wearyblues |
| tuttum | bloodsimple |
| tuttum | Euribia |
| tuttum | BAIIHAN |
| tuttum | darktranquillity85 |
| tuttum | sineq valesi |
| tuttum | bazarov90 |
| tuttum | zatimuhtesem |
| tuttum | Sabeth |
| tuttum | cerevs |
| tuttum | enfiye |
~37 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
Tanrı katından buraya oyunculuğu tanımlamak üzere gönderilmiş,görev süresi dolunca tekrar geri çağırılmış olan şu an meleklere method acting seminerleri veren güzel insan...
fransız studio dergisinde yayınlanan, brando'yla yapılmış son söyleşi.
Şu anda sizi şu veya bu filmi seçmeye iten nedir?
- Para.
Gerçekten mi?
- Evet.
Yalnızca para mı?
- Evet. Gençken her şey ama her şey ilgimi çekerdi.
Bugün, işlerimden sorumlu olan tip bana gelip şöyle diyor:
'Marlon, vergilerin ödenme tarihi geldi.'
Ben de gönderilen bir senaryoyu alıyorum ve 'İyi tamam, bunu yapacağım' diyorum. Ama o bana şöyle diyor:
'Hayır Marlon, o olmaz, o film çekildi ve çıktı bile.'
Ben de başka birini alıyorum. Aslında tam olarak da böyle değil. Çok büyük başarı gösterecek filmler de geliyor ama ben bunları istemiyorum, çünkü canım o şaşalı sinemanın içine dönmek istemiyor.
Sanki sinema bugün sizin çok önem verdiğiniz bir şey değilmiş gibi geliyor?
- Sinema her zaman aynı şeydir. Bu bir ticari iştir, ama herkes filmlerden sanki sanatmış gibi konuşuyor. Bir filmde belli bir güzellik vardır, çok çarpıcı anlar yer alabilir ama ben sinemayı sanat olarak görmüyorum. Bu bir iştir!
Herkes burada işadamları gibi davranıyor:
Film kaça mal olacak? Dağıtımcı kim olacak? Ne zaman çıkacak? Tanıtımı ne kadar tutacak?
Yine de insanların hayatını değiştiren filmler var...
Birçok insan sinema tarafından zehirlenmiş durumda. Neden böyle olduğunu bilmiyorum. Daha doğrusu, aslında biliyorum. Çünkü biz, oyuncular, halkın düşleriyiz.
İnsanların rüya görme ihtiyaçlarına cevap veriyoruz. Filmlerde insanlar kendilerini bizimle özdeşleştiriyorlar ve kendi hikayelerini var ediyorlar, yani aslında gerçek oyuncular seyirciler.
Oyuncu olmasaydınız bir bilgin olmak ister miydiniz?
- Oyuncu olmasaydım sanırım bir hırsız olurdum.
Ne çalmak için?
- Bilmem, yaşamak için ihtiyacım olan ne varsa.
Uzun zaman önce Paris'te Jean Genet diye birini tanımıştım. Aynı zamanda hem hırsız hem de yazardı.
Bana bir sürü hikaye anlatmıştı, etkileyiciydi. Ama toplumdan kaçılabilen ve bir şekilde hayatın sürdürülebileceği dönem bitti. Artık bu var olan toplumu kabul etmekten başka çare yok.
Fransa'da yaşadığınız bu dönemden ne gibi hatıralarınız var?
- O kadar çok var ki. Fransa'ya taparım, çünkü bu ülke benim için İkinci Dünya Savaşı sonrası özgürlüğün kalesidir.
Saint-Germain'de bir ruh vardı. İnsanlarla dolup taşan jazz kulüpleri vardı. Yazarlar, sanatçılar, entelektüeller vardı. Şimdi bunların hepsi değişti. Bu çok ilginç, çünkü Fransızlar Amerikan toplum hayatıyla dalga geçerlerdi. Şimdi ise kendileri aynı hayat tarzını benimsedi.
İş dünyasının da burayı çok değiştirdiğini düşünüyorum. Hepimiz satıcılara dönüştük. Yazarlar artık televizyonlarda çıkıp kitaplarını tanıtabilmek için can atıyorlar, sırf kitapları satsın da para kazansınlar diye.
Her şeyin alınıp satıldığı bu dünyanın altında boğuluyoruz.
rolün içine işlemekle kalmıyor, bir büyücü gibi bütün başkalığı sahiplenmekle kalmıyor, izleyenin de içine giriyor, o rolüyle izleyende iz bırakıyor,,, her yüz hareketiyle sarsıyor, dönüp dönüp içine girdiği ruha hayran bırakıyor. the godfather'ı hatırlatmak yeter burada bu büyücünün büyüklüğü için: tek kelimeyle, kusursuz...
and maybe Marlon Brando
will be there by the fire
we'll sit and talk
about hollywood
and the good things
there for hire
oskar töreni'ne ırak lı bi çocuk gönderip tşk ederiz biz bunu alamayız diyecek biri daha çıksın...
baba en sade ismiyle.karizma.derdi ki en güzide filminin bir sahnesinde : ailesini düşünmeyen bir erkek hiçbir zaman gerçek bir erkek olamaz mike!tam bu olmasada bunun gibi bir şeydi.önemli olan mesaj
bir sohbet esnasında sohbet ekolü dil uyuşukluğu sebebiyle ismi ağızdan malbrando şeklinde çıkmış nazarlarımızda öyle de kalmış bir insan, öpüyorum seviyorum çok.. "o kilolar gidecek.." -sibel can tandansı..
kızılderelilere yapılan katliamları oscar ödülünü almaya gelmemesiyle kınamıştır ayrıca godfather'ın çekimleri başlamadan önce filmdeki sicilyalı mafya babası rolune adapte olabilmek için mafyayla bir süre birlikte takılmjış gelmiş geçmiş en iyi oyuncudur.
QUESTIONMARX: Apocalypse Now, Çayhane (Teahouse of the August Moon) ve Queimada'yı da listene ekleyebilirsin :)
Hollywood'da bulunmamın tek nedeni parayı reddedecek ahlaki cesaretimin olmayışıdır diyecek kadar cesur 1974'te the Godfather filmiyle aldığı oscarı reddedecek kadar da asi biriydi. 2. oscarını Amerika'nın " Kızılderililere "karşı uyguladığı politikayı protesto etmek için ödülü almaya dahi gelmemiştir.
Asi ve genç ruhlu bir baba ...
2o side karizma 70de nasıl bir insan ben çozemedm..oyunculuk tartışılmaz ekol ,hayat karşı tavrıda çğu aktöre göre cesur ve kendinden emin..
benim bir numaram her yönuyle
Marlon, cok buyuk bir amcamizdi. Genellikle onun buyuk oyunculuk yeteneginden bahsedilirken ilk referans kaynagi "Godfather"dir. Benim icin oyle degil. Benim icin Marlon 1952 yapimi, Elia Kazan'in yonetmenligini yaptigi, ve bir John Steinbeck romanindan uyarlanan "Viva Zapata" adli filminde canlandirdigi Meksikali unutulmaz ozgurluk savascisi Emiliano Zapata karakteriyle ozdeslesmistir. Hayranligimin, oykunmemin, imrenmemin kaynagi, oyuncu Marlon'la gercek tanisikligim bu filmin eseridir. Filmdeki meksikali koylu aksanini edinmek icin birkac ay Meksikali koylulerle beraber yasadigi rivayet olunur, isini asik amator ruhlu profesyoneldir o. Safligi, ofkeyi, aski, binbir duyguyu, cehaleti, gururu, vefayi, binbir durumu, oylesine canli oylesine olagan anlatir ki, "cok iyi rol yapiyor" demek Marlon'a hakaret olur. Yasar ve hisseder, senin benim yasadigimizdan farkli bir sey degildir onun ekranin onunde canlandirdigi karakterlerin yasami. Marlon'un canlandirdigi karakterlere yaptigi sey bir hayat dokunusudur. Onlar hepimiz kadar canli hepimiz kadar sahidirler.
Marlon'un canlandirdigi bir karakterin baskasi tarafindan oynanmasi o kisi icin bastan bir kayiptir. Bertolucci'nin "Paris'te son Tango"sundaki Marlon, kendinden kacan ortayasli bir depresiftir; "On the waterfront"ta yitik bir genc boksor; Arzu tramvayi'da, kenar mahallenin ele avuca sigmaz serserisi; Godfather'da yasam felsefesi olan derinlik sahibi "baba"dir, her bakimdan. Marlon zirvedir, esiktir, herkesin onun iyi bir kopyasi olmaya didinmesi gerekn Platon'un "oyuncu ideasi"dir o. Simarik yeteneksiz oyuncularin kendini bilmezligine bir tokat, cagimizin zuppe az icerik cok paket kulturune mutevazi bir derstir.
baba 1 filminde aldığı 'en iyi erkek oyuncu' ödülünü kabul etmemiş, ödülü almaya kızılderili bir insanı göndermiştir, kızılderililere yapılan katliamı protesto amaçlı.
hiçbir şey yapmasına gerek yok saatlerce bıkmadan usanmadan onu izleyebilirim. etrafındaki hiçbir şey varlığının büyüsünün üstüne çıkamaz.