martin eden bulur koçumm.etme eyleme
güzel abi=)
bazı açılardan özdeşleştiğim roman...
martin eden jack london un en sürükleyici ve okuyucuyu en çok etkileyen kitaplarındandır;özellikle hayatın tek düzeliğinden şikayet eden ve budurumu değiştiremeyeceğini düşünen insanların okumasında fayda vardır.Jack london un "DEMİR ÖKÇE"adlı romanını da herkese öneririm;çünkü kitapta sosyalizm ile kapitalizm döngüsünü biyolojik açıdan ele alıyor.okuduğunuz zaman görüşleriniz temelden sarsılacak daha doğrusu eskisniden daha sağlam temellere oturacaktır
yaşamın kitaplardan daha anlamlı olmadığına inandığım ve bir haftada iletişime geçtiğim insan sayısının, bir haftada okuduğum kitap sayısını geçemediği bir zamanda tanıştım Martin Eden'la
ve ben de onunla birlikte denizin karanlık sularında boğuldum...
Romanda, aşkın temel devindirici olduğunu algılamaya vesile olan kurgu, ilerleyen bölümlerde sınıf atlama düşü ve aşkın düşsel-ulaşılmaz-platonik yapısı bağlamında kırılır. Çünkü buradaki aşkın temelleri tıpkı yazar olmaktan beklenenler kadar nahif ve kırılgandır. Azmiyle okuru hayrete düşüren kahramanımız ekmeğinden, uykusundan vb. temel ihtiyaçlarından feragat ederek, sevdiği kadına ulaşmaya ve yazar olmaya, dolayısıyla sınıf atlamaya çalışır inatla. Azmiyle takdir edip göklere çıkardığımız Martin, azminin beklentilerini göz önüne aldığımızda zavallı bir mahluka dönüşür!
http://ureti-yorum.org/?p=575
Martin Eden oldukça sürükleyici bir kitap olmakla beraber, bu kitabı okuduğunuz zaman yapmak istediğiniz şeylerde çok gaza gelebilirsiniz. Hırsın, aşkın, kişisel gelişimin dışında, sınıf farklılığı, sosyalizm, liberalizm, felsefe, edebiyat, Herbert Spencer'in Sosyal Darwinizm'ne kadar bir çok alanı bu kitapta bulabilirsiniz. Okumayan arkadaşlar mutlaka okumalı.
Zirveye doğru süratle düşmek acısı Martin'inki...
' Hani bir zamanlar hakir gördüğünüz yoksul ama onurlu bir genç vardı repliğiyle özetlenebilecek bir roman gibi görünüyor. Ne var ki Martin'in hikâyesi henüz bitmedi; daha önce değersiz buldukları yeteneği önünde ancak başarıya, üne ve paraya kavuştuğunda saygıyla eğilen burjuva sınıfının iki yüzlü değerlerinden, içi boş estetizminden, kofluğundan tiksinecektir genç adam. Ekmeğini kas gücüyle kazandığı günlerdeki coşkulu ve tutkulu kişiliğini özlemektedir. Yükselmek için verdiği onca mücadelenin sonunda 'Amerikan Rüyası'nı gerçekleştirmiş ama o rüyadaki cennetin aslında cehennemi andırdığını fark edebilmiştir. Şöhret ve servet merdivenine tırmanırken içinden çıkıp geldiği kesimlerle de bağlarını koparan Martin için bundan böyle iş bitmiştir. '
insanda boğulma isteği yaratan, garip, melankolik bir kitap ve kitabın baş kahramanı
bunu evde denemeyin
jack london'ın bizzat kendi hayatını anlattığı ve bireyciliğe saldırdığı romanı... sonundaki intihar öyle bi tasvir edilmiştir ki adam intihar edip öldükten sonra yazmış bu satırları dersiniz.
sonsözde yazanlar kitabı özetler aslında:
martin eden için neden biraz üzülmeyeyim?
martin eden bendim.
martin eden bir bireyciydi, bense bir sosyalist.
işte bu yüzden ben yaşamaya devam ediyorum işte bu nedenle martin eden öldü.
manita yüzünden kendini dağıtmış bir adam... biliyorum biraz sığ bir yorum ama, bence martin denizci takılsaydı şahane olurdu. ama hangimiz bir kızla tanışıp sapıtmıyoruz?
jack london'un muazzam anlatım şekliyle hikayenin sıra dışılığı tartışılmaz bir yapıt.
"bitirdim
bir kenara bıraktım lavtayı
mor yoncalar arasında
salınıp duran gölgeler de,
şarkılar da,
bitecek yakında.
bitirdim...
bir kenara bıraktım lavtayı
çiy düşmüş çalılar arasında
seher vakti öten
ardıç kuşları gibiydim.
şimdi sesi kısılmış,
yorgun bir bülbülüm.
tükettim şarkıları,
dikkatle söyleyerek.
bitirdim.
bir kenara bıraktım lavtayı
jack london'ın güzel kitaplarından biri. sonu benim için de bi hayalkırıklığı oldu. bi de bazı noktalarda yok artık daha neler dedim ama sonuçta kurgu, sınırlandırmamak lazım. kendimi eshefle kınıyorum
swinburne 'un bu dizeleri martin Eden'in tedavisi olmuştu... ölmeliydi artık
Sevginin aşırısından ve yaşamın aşırısından
Başıboş bırakılmış umut ve korkudan
bizi koruyan her kimse
o tanrılara kısaca bir teşekkür sunuyoruz
Hiçbir yaşam sonsuz olmadığı için
ölüler hiçbir zaman dirilmediği için
Kıvrılarak akan en yorgun ırmak bile
bir yerlerde denizin güvenine kavuştuğu için
Benim için sonu hayal kırıklığı oldu. Tüm kitap boyunca taki yaklaşık son 100 sayfaya kadar bu adamın meşhur olmasını bekledik durduk; sonra da bir çırpıda adamı meşhur ve zengin ettik öldü martin, ben daha gelişmiş bi son bekliyordum.
Sonuç olarak akıcı bir kitaptı ve jack london iyi bir yazar...
ulaşılmak istenen aslında bizim sonumuzu hazırlayan şey martin eden ulaşmak istediği aslında güney sahillerinde ölmekti ve nedeni
ve birgün nehir
güvenle döner denize
swimburn
bilgili olmak mutlu olmayı sağlamaz. hayattaki amaçları iyi seçmek gerek. insan penceresinin önündeki gülleri görmez de, hayal ettiği bir gül bahçesine kavuşmak ister. bu, mutluluğu başka yerde aramak demek. insan mutluluğu kendi içinde bulmalı. martin eden neden, niçin sorularını cevaplayamamış biridir. martin eden özgüveni olmayan bir zavallıdır aslında.
jack london okumaya takıldığım bir yıldı okuduğumda romanı,o yıllarda bir denizciye aşık olduğum için mi yoksa denizle ilgili herşeyi çocukluğumdan beri sevdiğim için mi bu kadar sevmiştim bilmiyorum ama bir solukta okudum kitabı.
kitabı ilk elime aldığımda arkasını çevirdim ve şu yazıyı gördüm.
"Martin Eden için neden biraz üzülmeyeyim.Martin Eden Bendim.Martin Eden bir bireyciydi.Ben se bir Sosyalist.İşte bu nedenle Martin Eden öldü.İşte bu nedenle ben yaşamaya devam ediyorum.
...Bu kitap bireycilere saldırıdır.Martin Eden, başkalarının ihtiyaçlarının farkına varmayan aşırı bir bireyciydi.Hayalleri kaybolduğunda uyruna yaşanacak hiç birşey kalmaz."Jack London...
kitabı okuduktan sonra, aynı yazıyı bir daha okudum, tüm parçalar yerine oturmuştu. hayatımın kitabıdır.