1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

masal beni tanımlar diyenler

toplam 130 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.

masal hakkında masal

~55 ahkam var. 1 2 3 önceki sayfa »

    bir varmış, bir yokmuş, bir olmuş, bir hammış, dalından kopmuş.....

    kanlimasal   11 Şubat 2011 15:56   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Prensin (ya da prensesin) gelip bizi öpmesini ve her şeyin düzelmesini mi bekliyoruz?

    busraduy   01 Kasım 2010 01:30   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    odamın kapısı 8 mt karelik fantastik bi masal diyarına açılıyo

    sidiklili   03 Nisan 2010 16:13   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    - k a r a t a h t a m a s a l l a r ı -

    scrubs   03 Nisan 2010 15:13   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    masallarda gerçek dünya yoktur, yaşamın gerçek rengi ve kokusu duyulmaz, yenilgiye uğrayan kötü insanlar ve her daim kazanan iyi insanlar tanıtılır..
    gerçek yaşama dönelim, ihtiyar bilge sözü dinlenip mutlu olunulmuyor.

    fatal tragedy   03 Nisan 2010 15:07   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    su başında durmuşuz
    çınarla ben.
    suda suretimiz çıkıyor
    çınarla benim.
    suyun şavkı vuruyor bize,
    çınarla bana.

    su başında durmuşuz
    çınarla ben, bir de kedi.
    suda suretimiz çıkıyor
    çınarla benim bir de kedinin.
    suyun şavkı vuruyor bize
    çınara, bana, bir de kediye.

    su başında durmuşuz
    çınar, ben, kedi, bir de güneş.
    suda suretimiz çıkıyor
    çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
    suyun şavkı vuruyor bize
    çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

    su başında durmuşuz
    çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
    suda suretimiz çıkıyor,
    çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
    suyun şavkı vuruyor bize
    çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

    su başında durmuşuz.
    önce kedi gidecek
    kaybolacak suda sureti.
    sonra ben gideceğim
    kaybolacak suda suretim.
    sonra çınar gidecek
    kaybolacak suda sureti.
    sonra su gidecek
    güneş kalacak,
    sonra o da gidecek.

    su başında durmuşuz
    çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
    su serin,
    çınar ulu,
    ben şiir yazıyorum,
    kedi uyukluyor,
    güneş sıcak,
    çok şükür yaşıyoruz.
    suyun şavkı vuruyor bize
    çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

    nazım
    7 mart 1958, varşova - şvider

    himmet gayret saffet   02 Kasım 2009 11:57   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    "anlatsam inanmazlar ogul, masal derler,
    masala inanmazlar, masali yalnizca dinlerler
    sanki hakikati bilirmis gibi.
    sanki hakikatin sirrina ermis gibi.
    masala inanmayan gercege inanir mi?"


    ekimm   20 Şubat 2009 23:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Masalların sonunda gökten teklifsiz düşüveren
    üç elmanın kurduyum ben...
    masalımın elmalarını çürütecek kadar VAZGEÇTİM SENDEN...
    Halbuki ! dört güvercin kanadı gücünde sevmiştim seni
    şimdi kimbilir kaç güvercin kanadı yol uçtum..

    bir varmış... hiç yokmuş!

    MsL   17 Şubat 2009 14:42   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    şu an yaşadığım şey :)

    ranewen   30 Ocak 2009 07:50   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    porsche959   25 Ocak 2009 04:44   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Her gece gönlümün masalını okuyorsun
    Ertesi gün beni bir masal gibi unutuyorsun.
    H.A.Saye

    roseflood   01 Kasım 2008 13:14   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    duman

    the87   16 Eylül 2008 03:37   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    masallara ınanan realıst..

    felidaem   16 Eylül 2008 03:30   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bir zamanlar bulutların üzerinde özgürlük sevgi ve saygının hüküm sürdüğü doğanın şarkılar söylediği camdan bi üklede çirkinliğin anlamını bilmeyen küçük bir kız bir elma ağacının altında ''dünya'' adında bir kitap okurmuş...

    zimbabvenian2   16 Eylül 2008 03:26   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    RAPUNZEL

    liebe   16 Eylül 2008 03:13   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş.
    Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki güzel çiçekleri ve sebzeleri seyrederken, kadının gözleri sıra sıra ekilmiş özel bir tür marula takılmış. O anda sanki büyülenmiş ve o marullardan başka şey düşünemez olmuş.
    “Ya bu marullardan yerim ya da ölürüm” demiş kendi kendine. Yemeden içmeden kesilmiş, zayıfladıkça zayıflamış.
    Sonunda kocası kadının bu durumundan öylesine endişelenmiş, öylesine endişelenmiş ki, tüm cesaretini toplayıp yandaki evin bahçe duvarına tırmanmış, bahçeye girmiş ve bir avuç marul yaprağı toplamış. Ancak, o bahçeye girmek büyük cesaret istiyormuş, çünkü orası güçlü bir cadıya aitmiş.
    Kadın kocasının getirdiği marulları afiyetle yemiş ama bir avuç yaprak ona yetmemiş. Kocası ertesi günün akşamı çaresiz tekrar bahçeye girmiş. Fakat bu sefer cadı pusuya yatmış, onu bekliyormuş.
    “Bahçeme girip benim marullarımı çalmaya nasıl cesaret edersin sen!” diye ciyaklamış cadı. “Bunun hesabını vereceksin!”
    Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları nasıl canının çektiğini, onlar yüzünden nasıl yemeden içmeden kesildiğini bir bir anlatmış.
    “O zaman,” demiş cadı sesini biraz daha alçaltarak, “alabilirsin, canı ne kadar çekiyorsa alabilirsin. Ama bir şartım var, bebeğiniz doğar doğmaz onu bana vereceksiniz.” Kadının kocası cadının korkusundan bu şartı hemen kabul etmiş.
    Birkaç haftasonra bebek doğmuş. Daha hemen o gün cadı gelip yeni doğan bebeği almış. Bebeğe Rapunzel adını vermiş. Çünkü annesinin ne yapıp edip yemek istediği bahçedeki marul türünün adı da Rapunzel’miş.
    Cadı küçük kıza çok iyi bakmış. Rapunzel oniki yaşına gelince, dünyalar güzeli bir çocuk olmuş. Cadı bir ormanın göbeğinde, yüksek bir kuleye yerleştirmiş onu. Bu kulenin hiç merdiveni yokmuş, sadece en tepesinde küçük bir penceresi varmış.
    Cadı onu ziyarete geldiğinde, aşağıdan “Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını !” diye seslenirmiş. Rapunzel uzun örgülü saçlarını percereden uzatır, cadı da onun saçlarına tutuna tutuna yukarı tırmanırmış.
    Bu yıllarca böyle sürüp gitmiş. Bir gün bir kralın oğlu avlanmak için ormana girmiş. Daha çok uzaktayken güzel sesli birinin söylediği şarkıyı duymuş. Ormanda atını oradan oraya sürmüş ve kuleye varmış sonunda. Fakat sağa bakmış, sola bakmış, ne merdiven görmüş ne de yukarıya çıkılacak başka bir şey.
    Bu güzel sesin büyüsüne kapılan Prens, cadının kuleye nasıl çıktığını görüp öğrenene kadar hergün oraya uğrar olmuş. Ertesi gün hava kararırken, alçak bir sesle “Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını !” diye seslenirmiş. Sonrada kızın saçlarına tutunup bir çırpıda yukarı tırmanmış.
    Rapunzelönce biraz korkmuş, çünkü o güne kadar cadıdan başkası gelmemiş ziyaretine. Fakat prens onu şarkı söylerken dinlediğini, sesine aşık olduğunu anlatınca korkusu yatışmış. Prens Rapunzel’e evlenme teklif etmiş, Rapunzel’de kabul etmiş, yüzü hafifce kızararak.
    Ama Rapunzel’in bu yüksek kuleden kaçmasına imkan yokmuş. Akıllı kızın parlak bir fikri varmış. Prens her gelişinde yanında bir ipek çilesi getirirse, Rapunzel’de bunları birbirine ekleyerek bir merdiven yapabilirmiş.
    Her şey yolunda gitmiş ve cadı olanları hiç farketmemiş. Fakat bir gün Rapunzel boş bulunup da. “Anne, Prens neden senden daha hızlı tırmanıyor saçlarıma?” diye sorunca herşey ortaya çıkmış.
    “Seni rezil kız! Beni nasıl da aldattın! Ben seni dünyanın kötülüklerinden korumaya çalışıyordum!” diye bağırmaya başlamış cadı öfkeyle. Rapunzel’i tuttuğu gibi saçlarını kesmiş ve sonrada onu çok uzaklara bir çöle göndermiş.
    O gece cadı kalede kalıp Prensi beklemiş. Prens, “Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını !” diye seslenince. cadı Rapunzel’den kestiği saç örgüsünü uzatmış aşağıya. Prens başına neler geleceğini bilmeden yukarıya tırmanmış.
    Prens kederinden kendini pencereden atmış. Fakat yere düşünce ölmemiş, yalnız kulenin dibindeki dikenler gözlerine batmış. Yıllarca gözleri kör bir halde yitirdiği Rapunzel’e gözyaşları dökerek ormanda dolaşıp durmuş ve sadece bitki kökü ve yabani yemiş yiyerek yaşamış.
    Derken bir gün Rapunzel’in yaşadığı çöle varmış. Uzaklardan şarkı söyleyen tatlı bir ses gelmiş kulaklarına.
    “Rapunzel! Rapunzel!” diye seslenmiş. Rapunzel, prensini görünce sevinçten bir çığlık atmış ve Rapunzel’in iki damla mutluluk göz yaşı Prensin gözlerine akmış. Birden bir mucize olmuş, Prensin gözleri açılmış ve Prens görmeye başlamış.
    Birlikte mutlu bir şekilde Prensin ülkesine gitmişler. Orada halk onları sevinçle karşılamış. Mutlulukları ömür boyu hiç bozulmamış.

    liebe   16 Eylül 2008 03:12   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    babamın uydurarak anlattığı masalları özlüyorum..

    kusburnu   29 Temmuz 2008 12:22   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    daha küçücüktüm öldüm
    ama ben masalmıda gördüm
    baba anneme söyle öldüm
    daha parlayabilirdim söndüm......
    ...........o...................

    orumcegin hatunu   05 Nisan 2008 09:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    aldandım gördüğüm masallara(second)

    stray   10 Mart 2008 23:11   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sabah ezanı hiç bitmeyen bir masaldır

    olulerinkayikcisi   08 Şubat 2008 06:09   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :kedik

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage