Beterböcek'i korkarak izlediğim dönemler geliyor aklıma:(((((
yavuz turgul'un gonul yarasi adli filmi bu filmle buyuk benzerlikler tasir. sagir dilsiz bir kiz cocugu, pavyonda calisan yersiz yurtsuz annesi, bu kadina asik erkekler... lakin masumiyet hem daha once cekilmis olmasi hem de salya sumuk aglatmak yerine dusundurmesi ve turk sinemasina yapici bir katkisi olmasi sebebiyle daha dikkat cekici. gonul yarasini da sevdik lakin, masumiyet baska, bambaska.
''haluk bilginer'in 7 dakikayı aşan tiradıyla unutulmazlar arasındaki yerini almıştır. bekir* bir yandan cigaralağını çeker, bir yandan hastalıklı bir aşkın ve hayatın geride bıraktığı 20 seneyi anlatır yusuf'a *. olağanüstüdür... tek kelimeyle olağanüstü...''
alıntıdır..
masum yoktur
masumu yatağına alıp sevişen vardır
ben hiç bişey yapmadımkii
Masum değiliz hiçbirimiz... Belki bir an bir tebessüm belki ,,bir de hayvanlarda var ama insan evladı masum değil...
denedim şyenildim,yine denedim yine yenildim,...daha en iyi şekilde yenilmedim...
masumiyet die bişi yoktur...insanoğlu hiç bizaman masum olmamıştır amk
bir Zeki Demirkubuz harikası...
kaybetmekten korkmalı gecenin bu saatinde ağızdaki 20nci sigara gibi..
hiçbirimiz masum değiliz
o kadar yok ki bir müzede sergileniyor..
artık müzelik
asım'ın neslinin ideali.
kaybedeli çok oldu artık aramıyorum.
herkez masumdur demi hepiniz kendinizin katilisiniz bırakınn bu masum rollerini ben masum falan değilim valla heçç kendimi kandıramam
el yakar seflliktir.
sığınabilecek, peşinden gidebileceğimiz yegane emanettir masumiyetimiz..
üçüncü şahsın şiiriyle masumiyet arasında bir köprü oldugunu düşünen sadece benmiyim acaba..?