ufaktım okuduğumda içim acımıştı hala aklıma gelir her mavi saçlı kız gördüğümde.
kendini bi an için onun ya da onunla aynı kaderi paylaşanların yerine koyduğunda insan herşeyin değerini daha iyi anlıyo.
bazılarımızın fırlatıp attığı bu hayata onlar sımsıkı sarılıyolar çünkü.
Yaşam ve ölüm arasındaki çizgi bazen çok incelebilir. Bu çizgide yaşanan hayatlar vardır. Can yıkıcı hayatlar.
Emek emek büyütülen sevgiler vardır. Cesaret olmadan tek adım atılamayacak tehlikelerin içine sokar insanı. Acıya beklenmedik faturalar çıkarır. En umulmadık anda, renkler değişir.
Küçücük bir yaşamın ardında kalan, insanın kendisinden büyütüp sevdiği, korumaya yazgılı olduğu bağlılıklar vardır.
Burçak Çerezcioğlu,16 yaşında lösemiden öldüğünde, cesareti, sevgiyi ve yaşamı tanıyordu.
Bu kitapta, kısa bir yaşamın kederini, güzelliğini, acısını, bir savaşı okuyacaksınız.
Ne yazık ki kurmaca olmayan bir hayatın öyküsünü.
Bir babaya, bu dizeleri yazdırmış bir hayatın.
Sabahları
Hasta uyanmanı istiyorum
Hastaysan eğer
Bir babaya şu dizeleri yazdıran kitap.
"Bu sabah hasta uyanmadını beklerdim
Hastasysan yaşıyorsun demektir..."
bu bir mahvoluşun simgesi gibi geliyor düşüncelerime...
Burçak Çerezoğlunun günlüğünden yapılan kitap...
"Biliyormusun günlük ben kansermişim, inanamıyorum ama doğru" yazdığı bölüm insanın gözlerini dolduruyo.Mekanı cennet olsun..