sosyomat benim max richter evimi ne yapsın değil mi? bir yazıyı okuduktan sonra akılda sıralanabilecek sınırsız sıfatı bir küfürle savuşturduktan sonra geriye yalın bir max richter ismi kalıyor. bu bir insan. hani bir evde bir stüdyoda bu şarkıları besteleyen birisi olmalı. saçları dökülmüş hafif, boğazlı kazak giyiyor olduğunu biliyorum. memroyhouse'la düşünceyi rusya'ya götüren, blue notebooks'la beni dışarıda yağmurun yağdığı bir evin sandalyesinde elimde kafka'nın notlarıyla bırakan birisi. sosyal olan kanlı bir arenaysa hani o zaman izole edilmiş duvarların içinde çınlayacak müzik herhalde. cadde, ağaç ve ancak eskinin artık ruhunu kazanmış hüznüdür dışarda olan. avrupa da olmalı işin içinde. gelecekte yapılmış geleceği unutturan şarkılar, en güzeli de bu olsa gerek zaten.
songs from before havalarda dolaşıyor, memoryhouse'a yakınlaşıp uzaklaşıyor beynimde. yani tek kişilik bir max richter bu ne denilebilir.