toplam 33 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | atardamar |
| tuttum | 1Zeynep |
| tuttum | ozgurluksokakta |
| tuttum | takamadim |
| tuttum | Arcass |
| tuttum | brecht21 |
| tuttum | hell is other people |
| tuttum | elephantgun |
| tuttum | madnil |
| tuttum | Drowning Man |
| tuttum | Symphony X |
| tuttum | streetstyler |
| tuttum | Satrpialo |
| tuttum | rastafarian61 |
| tuttum | guzelbosluk |
| tuttum | zebaniinsaat |
| tuttum | roxelanne |
| tuttum | aslu |
| tuttum | dusperisi |
| tuttum | ekimm |
~31 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
"...Ve nasıl haykırıyorum bilseniz
Nasıl haykırıyorum avazım çıktığı kadar
Buradan
Bitirmek üzere olduğum şu sayfadan:
Boşuna karıştırma ilerki sayfaları!
Dirilmeyi hakkeden sadece ben varım!"
Tapılır dı belki kendisine zorlasaydım biraz..
Pelteleşmiş beyninizde kirden parlayan bir kanepede yan gelip yatan semiz bir uşak gibi.Hayal kuran düşüncenizi ,kanlı bir yürek parçasıyla tedirgin edeceğim,dalga geçeceğim,geberesiye küstah ve zehir dilli.
sen gittin, diyorlar, yukarlarda bir dünyaya
belki de uçtun…sence ne güzel bir dağılma
ne borç var bize, içki ne de
ayılma.
dizelerini daha sonra tekrar elden geçirmiştir.
sen gittin diyorlar, yukarlarda bir dünyaya
sonsuzlaşma-
uçuyorsun, parıldayan yıldızlara çarparak
ne borç var artık bize, içki ne de
ayılma.
nazım hikmet'in kendisinden çok ilham aldığı bilinir.
paris'te ölebilirdim moskova diye bir kent olmasa
dizelerinin de sahibidir.
ataol bahramoğlu da
baku'de ölebilirdim istanbul diye bir kent olmasa
demiş ve dizelerinin adını da "mayakovski gibi" koymuştur.
nazım hikmetle kıyaslanır baya bi. tarzları aynıdır zaten hemen hemen...
güzel şiirleri olmasına rağmen bazı rivayet düşünce ve davranışlarını çok saçma buluyorum bu şairin
gittiniz
hani derler ya,
boşluk...
uçuyorsunuz,
dalarak yıldızlara.
ne parasızlık
ne birahane.
tam bir ayıklık.
''bundan sonra şiirini okumayı sürdüremedi kalabalık lanetler savuruyordu.şair sakince bekledi öfke dalgası dindiğinde yeniden başladı okumaya yeniden tamamlatmadılar
ancak üçüncü kez yukarıdakileri izleyebilen dizeleri söyledi''
hayır yesenin,
niyetim yok
alay etmeye...
''salonun uğultusu dindi,şiirin son dizeleri alkış kasırgasıyla son buldu.
mayakovski hangi yanda olduğunun ilk dizeleriyle açıklık kazanmaması için özellikle bilinçle kurmuştu ''sergey yesenin'e..''
bende;
14 yaşında,
ağzındaki papirosuyla
her önümdeki beyaz duvarla;
kırmızı.
(mayakovski'nin 1930 yılında(37 yaşında) ölmeden önce yazdığı mektup-şiiri)
hepinize!..
işte ölüyorum. kimseyi suçlamayın bundan ötürü. hele dedikodudan, unutmayın ki merhum nefret ederdi.
anacığım, kardeşlerim, yoldaşlarım! bağışlayın beni. iş değil bu, biliyorum (kimseye de öğütlemem), ama benim için başka bir çıkar yol kalmamıştı.
lili, beni sev.
hükümet yoldaş! ailem: lili brik, anam, kız kardeşlerim ve veronika vitoldovna polonkaya'dan ibarettitir; yaşamalarını sağlarsan, ne mutlu bana...
bitmemiş şiirleri brik'lere verin, ne lazımsa onlar yapar.
"bir varmış bir yokmuş"
derler hani:
aşkın küçük sandalı
hayat ırmağının akıntısına kafa
tutubalir mi!
dayanamayıp parçalandı işte sonunda
acıları
mutsuzlukları
karşılıklı haksızlıkları
hatırlamağa bile değmez:
ödeşmiş durumdayız kahpe felekle.
ve sizler mutlu olun
yeter
mayakovski
PİYANOLARI SOKAKLARA SÜRÜKLEYİN,
DAVULLARI PENCERELERDEN ATIN,
İSTEDİĞİNİZ GİBİ OYNAYIP ZIPLAYIN,
AMA BEN FIRTINA GÜRÜLTÜLERİ İSTİYORUM...
Mayakovski 37 yaşında intihar ederek yaşamına son vermiştir.
İntiharı için yazdığı mektubunu şu dizeleriyle bitirir;
"İş işten geçmiş ola
derler ya hani
günlük yaşamın akıntısına çarparak
parçalandı
aşk teknesi de.
Yaşamaktan alacağım ne kaldı ki?
Artık anımsamak boşuna
acıları
felaketleri,
karşılıklı haksızlıkları.
Sizler mutlu yaşayın yeter."
lütfen Lili
sev beni...
son mektubunda yazan ve bana göre en vurucu cümle...
mayakovski bir düştür.mayakovski rüzgarın elleri gibidir.hızlı seri ritmik ve sonsuz...ruh devriminden düşleridi hayatı.ama henüz ideallerinin vatanı buna hazır değildi.bir mektup seri kırılgan şiirler ve yeryüznün lanetlilerine bakışlarını bıraktı...
Susun ey politikacılar!
Susun ey söz ustaları!
Bir sen konuş mavzer yoldaş:
Sola! Sola! Sola!
7 ya da 19 Temmuz (Ne annesi, ne babası, ne de kendisi tam olarak bilmiyor) 1893'te Gürcistan'ın Kutais kentinden 20 verst uzaklıktaki Bağdadi köyünde doğdu. Babası Vladimir Konstantinoviç Mayakovski Bağdadi bölgesi orman işçisi idi ve Luda ve Olya adında iki kız kardeşi vardı. Ona kendi aralarında Volodya olarak hitap ediyorlardı. Kızkardeşi Luda'nın anılarına göre, aile, Gürcü geleneklerine bağlı bir hayat yaşayan ancak Rusça'yı da korumaya özen gösteren mutlu bir ailedir. Aile bir süre sonra Kutais kentine taşınır ve Mayakovski burada 1900 yılı sonunda Kutais Lisesi'ne gitmeye başlar. Okulda çok başarılıdır, hatta okulun en iyisidir. Bu dönemde kurmaca romanları özellikle de Jules Verne'i çok sever. Öğretmeni onu bir sanatçı olarak kabul edip onunla özel olarak ilgilenmeye, dersler vermeye başlar.
Mayakovski ve ailesi
Mayakovski ve ailesi
Mayokovski bu dönemde politikaya da ilgi duymaya başlar. 1905 başarısız devrim girişimi sırasında kızkardeşi gizlice Moskova'ya gider ve onu devrim ile tanıştıracak bazı belgeler getirir. Bu sıralarda Kutais de Bolşevik Partisi'nin yeraltı eylemlerinin merkezlerinden biri olmuştur. Bu dönemden sonra şiir ve devrim onun için bölünmez bir bütün haline gelir. Bir süre sonra babası kesik parmağından kaptığı bir enfeksiyon sonucu ölür.
Moskova yılları [değiştir]
Bu ölümden sonra aile Kuatis'den Moskova'ya göçer. Moskova'da bır sure büyük bir yoksulluk içinde yaşarlar. Annesi çalışmaya başlar. Mayakovski ise sosyalist arkadaşlar bulur ve kendini bir sanatçı olarak Moskova’da tanıtmaya çalışır. Tekrar okula başlar. Derslerde felsefe kitapları okumaya, düşünmeye başlar. Marksizm onu büyüler. Sosyalist devrim hayalleri ile yaşamaya başlayan Mayakovski'nin dersleri artık eskisi gibi iyi değildir. Bu dönemde sadece 14 yaşındadır. Annesi anılarında bu dönemi şöyle anlatır.
“ ...Okula gitti ancak zamanının çoğunu derslere vermek yerine propagandaya ayırdı. Daha 14 yaşında idi ancak 19 yaşında biri gibi davranıyordu ve çok ateşli idi. Parti üyeleri onunla görüşmeye geliyor, onunla buluşuyor ve devrim için ondan faydalanıyorlardı. Vlademir adeta yaşlanmıştı. ”
Mayakovski'nin çalışma odası
Mayakovski'nin çalışma odası
Mayakovski bir olaydan sonra okuldan atılır. birçok kez tutuklanır. Bolşevik partisinde propagandacı, örgütçü ve yazıcı olarak faaliyet göstermeye başlayan Mayakovski’nin evi 29 Mart 1908'de polis tarafından basılır ve Mayakovski tekrar tutuklanır. Bu esnada gizli bilgilerin de yazıldığı not defterini yutar. Parti bu dönemden sonra ona daha fazla bağlanır. 15 yaşında bir daha dönemeyeceği evinden polislerce alınır ve bilinmeyen bir yere götürülür. İlk girdiği hücrede 12 ay geçirir. Bu dönemde 3 yıl aradan sonra tekrar kurmaca romanlar okumaya ve yoğun bir şekilde yazmaya başlar. Bu Mayakovski'nin okuduklarından ziyade kendi özgün fikirlerini yazdığı bir dönem olarak tanımlanabilir. Hapis yıllarından sonra bu sefer Moskova Resim ve Heykel Okulu’na kaydolur. Burada özgün ve halktan olan çalışmaları ile diğer öğrencilerden farklılaşır. 1911'de fütürist harekete katılır ve Fütürist Bildiri'ye imzasını koyar. Burjuva göreneklerine meydan okuyan ve sığ kamu beğenisini sarsan edebi ürünler verir.
Öğretmenlerini eski dünyanın temsilcileri olarak görmekte ve devrimle kurulacak yeni dünyaya ilişkin resimler yapmaktadır. Bu çalışmalarının Rus fütürizminin başlangıcı olduğu söylenebilir. Bir zamanlar elden ele dolaşan Puşkin'in şiirlerinin yerini Mayakovski'nin şiirleri almaya başlar. Bu arada polis tekrar Mayakovski'nin peşine düşer. Şair, trajedi adlı oyununu St. Petersburg'da bir parkta sahnelemeye başlar. Bu oyundan sonra ünü iyice yayılır. 1913 kışında Korni Çekovski'de bu oyunu izler ve oyun hakkında yazar. Ona göre bu oyunda bizzat Mayakovski vardır. Oyunda ortada bir adam ve çevresinde değişik kılıklarda onu yok etmeye çalışan birçok insan vardır. Çekovski, bunun gerçekten bir trajedi olduğunu ve bunun için şairin bir büyük bir ün yapacağını söyler. Gorki'nin eşi Maria ise anılarında Mayakovski hakkında şöyle der:
“ ...1918'de Mayakovski'yi sahnede izledim. Bana göre o eğer bu meslekte ilerlese idi müthiş bir oyuncu olabilirdi. ”
I. Dünya Savaşı ve Ekim Devrimi yılları [değiştir]
Mayakovski
Mayakovski
1914 yılında I. Dünya Savaşı patlak verir. Mayakovski başlarda oldukça heyecanlıdır ve zafer kazanma duygusu ile başı dönmüştür. Ancak ilk meydan savaşından sonra tanık olduğu şeyler fikirlerini değiştirir. 1915 yılında Pantolonlu Bulut adlı şiir kitabını yazar. Maksim Gorki bu şiirini çok beğenir ve şairle ilgili övgü dolu yazılar yazar. Gorki'nin eşi anılarında Gorki'nin Mayakovski hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getirmiştir:
“ ...Eşim Mayakovski'ye çok önem verirdi. Onun şiirde bir yerlere gelmesini istiyordu. Çünkü her ikisi de aynı şeyleri düşünüyor ve aynı şeyin peşinde koşuyordu. Onun günün birinde hakkında çok konuşalan biri olacağını çok iyi biliyordu. ”
Mayakovski'ye göre bulut çağdaş sanatın birleştiği bir değerdir. Bunun yanında cehennem şiddet ve bireycilik gibi şeyler de yeni bir anlam kazanmıştır. 1915-1917 yılları arasında Lili Brik ile büyük bir aşk yaşar, yıllarca bu aşkın etkisinde kalır. Mayakovski'nin Moskova'nın fütürist sanatı kabul edeceğine dair en ufak bir şüphesi yoktur. Ona göre devrim onun devrimidir ve devrim gerçekleştiğinde tüm düşleri gerçek olacaktır.
Bu duygularla 1917 Ekim Devrimi'ni çoşkuyla karşılar ve devrimin başlıca sözcülerinden birisi olur. Devrim sonrası çıkan iç savaşta Mayakovski bu sefer sanatını propaganda afişlerinde göstermeye başlar. Artık duvarlarda, direklerde binalarda Mayakovski'nin hazırladığı propaganda afişleri vardır. Ekim devrimi ile Rusya'da fütürizmin gelişmesinin aynı döneme denk gelmesi nedeniyle fütürizm bir tür komünist fütürizm olarak algılanır ve bir araya gelen fütürist sanatçılar halka seslenmeye başlar.
Şair 35 Gazete ve 57 dergide yazı yazmıştır. Dergi ve gazetelerde yazdıkları siyaset ve propaganda koksa da onu diğer köşe yazarlarından ayıran birçok şey vardır.
Mayakovski'nin hazırladığı afişlerden biri
Mayakovski'nin hazırladığı afişlerden biri
Şairin İzvestya'da yayımlanın politik şiirlerini okuyan Lenin şöyle der.
“ ...Mayakovski'nin şiirlerinden pek bir şey anlamıyorum ancak onun meydanlarda savaşacak bir uzman olduğunu hissediyorum. Onun yazdıkları siyasi açıdan belki tartışılabilir. Şiirlerinde çok fazla politik bir şey yok, insanları bir şeye davet eder bir hava yok. Şiiri komünistleri birleştirmeye yetmez. Ama politik bakış açısının doğru olduğuna inancım sonsuz. ”
Lenin Mayakovski'nin dobra dobra konuşmasından fazlası ile hoşlanır ve bu nedenle özellikle propaganda da ondan faydalanmaya çalışır. Mayakovski de Bolşoy Tiyatrosu'nda Vilademir İlyiç Lenin adlı şiirini okur.
Yeni Lef dergisini (1922-1923) yeniden yaşatmaya çalışır (Новый леф, 1927-1928). Kağıdın yetişmediği, basımevlerinin çalışmadığı, savaşın yıprattığı dönemlerde; halkın gazete ve mizah dergileri yerine kullandığı ROSTA (Rusya Telgraf Ajansı) Pencereleri adlı pankartları hazırlar. 1925'te yazdığı bazı taşlamalar yüzünden İngiltere'ye girişi engellenir. ABD'ye dolaylı olarak, Meksika'dan geçerek girer. Aynı yıl yakın dostu Sergey Yesenin Leningrad'da İngiltere Oteli'nde intihar eder. Yesenin, son şiiri; "Elveda dost, elveda"yı damarını açarak, kanıyla yazmıştı. Buna karşılık hemen bir şiir yazıp, okumaya başlar, fakat zamanın devrimcilerinden büyük tepki görür. Bu olaydan tam 5 yıl sonra; 1930'da Lili Brik'i ve ailesini SSCB hükümetine emanet ettiğini belirten bir mektup bırakarak silahla intihar eder. Ölümünden sonra doğduğu köy olan Bağdadi'ye şairin adı verilir.
kaynak : wiki
Nazım'ın Mayakovski'den etkilendiğini söyler Ahmet Haşim
bize de bunu Mina Urgan Söyler.
Az mı ? Çok mu ?Buruyorum elleri ve parmakları,
kopmuş yapraklar,yel alıp götürürüyor onları.
İşte böyle sökülür çıkarılır gizleri
Mayıs ayında keçiyolu papatyalarının.
Ustura ve makas bırakın diken diken olsun gümüş telleri saçlarının.
Bırakın tınlasın gümüş yığını yılların.
Umutluyum,inanıyorum ki:Hiçbir zaman
dize getiremeyecek beni utanç...