Hakkında yazılmış kitabın adı, "the doors of perception" olup, müzik grubu The Doors, ismini bu kitaptan esinlenerek almıştır. Kitapta huxley, meskalin alarak beyine giden glikoz miktarını artırdığını ve bu şekilde algı kapısında bir delik açarak daha fazla bilgi akışı olmasını sağladığını anlatıyor. Bravo diyoruz fakat asıl ilginç gelen şey, huxley maddeyi aldıktan sonra bir iskemleye saatlerce bakıyor ve maddenin etkisinin geçmesinden saatler sonra bir markette van gogh un bir portresinde çizmiş olduğu iskemleye bakıyor. Kafası güzelken baktığı iskemleyle portredeki birebir aynı olmasından dolayı bu durum huxley'i ressamların (en azından van gogh un) algı kapısının normal insanlardan daha geniş olduğu sonucuna ulaştırıyor. (Evet bende dedim acaba "van gogh'da kafası güzelken iskemleyi çizmiş olamaz mı?" diye).
algı kapıları'nı okuyunca hakkında fikir sahibi olup,bi süre sonraysa ulen natural born killers'taki kertenkele muhabbeti bu muydu yoksa diye ayıktığım,sonra ne üdüğünü tamamen özümsediğim şeker şey :)
afrika'da ve güney amerika'da voodoo,kara büyü vs. ile uğraşanların bu kadar inandırıcı olmalarının sebebini meskalin ve türdeşlerinden biliorum..
kaldı ki akoerdeon del diablo die bi film izlmeiştim(şeytanın akordeonuydu türkçesi,orjinal ismi de işe öle bişidi)orda,colombia'da yaşayan bi yaşlı akordeoncunun etrafında dönen olaylar anlatılıodu..neyse adam öyle bi tripler anlattı ki dedim tamam! bunların hepicii meskalin,lsd,vs vs ne bulurlarsa kullanıolar sülalecek.yep