Franz Kafka ve Milena Jesenska, 1919 yılının bir sonbahar günü Prag kentindeki bir kafeteryada tanışırlar. Yüzeysel bir tanışmadır bu… Daha sonra Kafka’ya bir mektup yazan Milena, ondan yayınlanmış eserlerini Çek diline çevirmek üzere kendisine göndermesini rica eder. Bu mektuba verdiği yanıtta Kafka, talep edilen iletişimi kabul ettiğini ancak buna özel bir anlam yüklenmemesi gerektiğini belirtir.
Ertesi yılın Nisan ayında Kafka, beş haftalık yıllık iznini hastalık izni ile birleştirerek Meran kentindeki sanatoryuma gider. Oraya varmasının hemen ardından Kafka, Milena’ya yazmaya başlar. Milena da bu mektuplara derhal yanıt verir ve aralarında kısa sürede bir güven ortamı oluşur. O sıralarda Kafka 38, Milena ise 24 yaşındadır. Milena, kendisini sürekli başka kadınlarla aldatan oldukça yaşlı bir adamla evlidir ve Viyana’da yaşamaktadır. Milena mektuplarında sorunlarından, sadakatsiz eşinin kendisine verdiği acılardan ve kendisini tren garında bavul taşıyarak para kazanmaya kadar iten, sık sık karşı karşıya kaldığı mali sıkıntılardan söz eder. İlerleyen zaman içerisinde Kafka Milena’ya, eşinden ve Viyana kentinden ayrılmasını önerir. Kısa süre sonra Milena bu konuda gerekli inisiyatifi eline alarak Kafka’yı, Prag kentine dönerken Viyana üzerinden geçmesi konusunda ikna etmeye çalışır. Kafka bu öneriyi ilk zamanlarda aşağıdaki sözlerle reddeder:
"Benim oraya gelmem kesinlikle söz konusu olamaz, ancak kendime korkunç bir sürpriz yapar da Viyana’ya gelecek olursam, orada kahvaltıya veya akşam yemeğine değil, ancak bir süre üzerine uzanabileceğim bir sedyeye ihtiyacım olacaktır."
(Kafka'dan Milena'ya, Meran, 31 Mayıs 1920)
Bunun ardından Kafka, Meran kentindeki ikametini bir süre daha uzatmış ve gerçekten de dört günlüğüne Viyana kentine gelmiştir.
Evet, anlaşılan odur ki;
Milena Kafka’nın değil, Kafka Milena’nın sevgilisidir...