pan adamımdır... pan benim... çıldırın hüleee...
haldun dormen'in amphitryon 2000'iyle kendini sevdirmiş şey..
götten iyi alır
sadece pyske ye benziyorum o kadar...
medusa
lan bu etiket nası eklendi bana?
Gerizekalının önde koşanı...
bu tikkymikky salak mı :S
bir etiket altında abuk subuk, aptal bir yorum da görmesem şaşardım zaten..
joseph campell bu işin tarihçesi, mitolojiyle bağlantılı alt beynin üst beynin her şeyini anlatan nacize insanın kaynakları okunmalı
Persephone'nin kışın yeraltına inmesi ve halkın yaktığı ağıtların, baharda ise yeryüzüne çıkmasından dolayı yapılan dansların, eğlencelerin tiyatronun simgesi olan ağlayan ve gülen maskenin temeli olabilir.
Ah be Thetis yenge, Styx ırmağında oğlunu yıkarken kuru yer kalmasaydı keşke
narcissus::.Karaburun denince insanların aklına hemen, yarımadada kışın yetişen, olağan üstü güzel kokusuyla, sarı-beyaz narin Nergis çiçeği gelir. Nergis çiçekleri aralık ve ocak aylarında köylüler tarafından bahçelerden tek tek toplanıp, büyük şehirlerde satılır ve evlerde güzel kokularıyla baharın yakın olduğunu hatırlatan bir hava yaratırlar...
Nergis çiçeklerine adını veren genç ve güzel delikanlı Narkisos’un (lat. Narcissus) mitolojik efsanesi kimi yazarlara göre Mimas Dağı’nın eteklerinde geçmiştir....Narkisos, Irmaklar Tanrısı Cephissus ile Peri Liriope’nin oğlu olarak dünyaya gelmişti. Kâhin Tiresias, Narkisos’ un annesi ve babasına “Narkisos’un kendini hiçbir zaman görmemesi şartıyla, çok uzun bir hayat yaşayacağını” söyleyen bir kehanette bulunmuştu. Narkisos delikanlı olduğunda, güzelliğiyle bütün perilerin ve genç kızların kalbini fethediyordu. Fakat Narkisos hiçbirine bakmıyor ve Mimas Dağı’nın eteklerinde avlanarak, tatlı ve sorumsuz bir hayat sürdürüyordu.
Ne var ki perilerden bir tanesi, Echo, Narkisos’a aşık olmuştu ve Narkisos’a yaklaşmaya çalışmıştı. Narkisos ise Echo’yu da diğer periler ve ölümlü kızlar gibi umursamamıştı. Echo ise bu karşılıksız aşkın acısıyla yavaş yavaş sönüp, sesi zor duyulan bir fısıltıya dönüşmüştü. Tanrıça Nemesis zavallı Echo’nun bu halini görünce Narkisos’u cezalandırmaya karar vermişti. Ve bir gün Narkisos yine avlanırken su içmek için bir pınarın üstüne eğilerek, kendini gördüğünde, sudaki ve başkasına ait olduğu sandığı resme delice aşık oldu.
Narkisos bir türlü erişemediği o güzeller güzeli delikanlıya erişebilmek için her gün o pınara gider oldu. Haftalar, aylar geçti ve Narkisos’un o meçhul ve bir türlü bulamadığı oğlana olan aşkı gittikçe büyüdü. Sonunda Narkisos onu bir alev gibi yok eden bu aşkı yüzünden yemekten içmek kesilirek, pınarın başında sessizce öldü. Ve o gün, o pınarın kenarında çıkmaya başlayarak, Narkisos’u hatırlatan mis kokulu nergis çiçekleri bütün Yarımadayı kapladı...
mynemosyne:hafızayı temsil eder
savunma
kahraman:sokrates
sokrates uzun bir savunma ve yargılanmadan sonra cezası verıldıkten sonra.halkın içinden geçiriliyo,ve halk hep bir ağızdan asılacak adam seytanın çocuğu cezası neyse verılsın derken kalabalığın içinde karısı çıkıyor ve'socrates seni haksız yere götürüyolar haksız yere öldürücekler' diyor,ve socrates karısına dönerek şu sözleri söylüyor.HAKLI YERE GÖTÜRSELER DAHA MI İYİYDİ. diyor benım için son noktadır bu sözler
paylaşmak istedim tessekkurler
bi tane de benden olsun bilene bilmeyene
Simurg, bir masal kuşudur.
Uzun boynunda beyaz bir halka bulunan, safran tüylü, güzel sesli, insana benzer kocaman bir kuş...
Kuşların sultanıdır.
Kaf Dağı’nın ardında yaşar.
Efsaneye göre, kuşlar, sultanlarını bulmak üzere toplanıp yola çıkarlar bir gün...
Yol uzun, yolculuk zorludur.
"Aşk Denizi"nden geçerler önce...
"Ayrılık Vadisi"nden uçarlar...
"Hırs Ovası"nı aşıp, "Kıskançlık Gölü"ne saparlar...
Kuşların kimi Aşk Denizi’ne dalar, kimi Ayrılık Vadisi’nde kopar sürüden...
Kimi hırslanıp düşer ovaya, kimi kıskanıp batar göle...
Yolculuk bittiğinde, Kaf Dağı’nın ardına sadece 30 kuş varabilmiştir.
Sultanları Simurg’u bulamazlar orada...
Sonunda sırrı, sözcükler çözer:
Farsça "si", "otuz" demektir.
...ömurg" ise "kuş"...
"30 kuş", anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir.
Ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.
mitoloji deyince neden yunanlılar akla geliyor.. mesela bir iskandinav mitolojisi var tanrı odin en büyüğü bir mısırmitolojisi var horus gökler tanrısı bir türk mitolojisi var ki bizden albız ve göktengri çatışması var bunlar unutulmamala..
doğa üstü olayları ve kavramları sonsuz bir hayal gücü ile vurgulayan entrikalarla dolu olan karmaşık ama okumaktan keyif duyduğum efsaneler
mühehe amma çok copy-paste var yahu pıf
Elektra, Yunan mitolojisinde, Agamemnon ile Klytaimestra'nın kızıdır. Babaları öldürüldüğünde, kardeşi Orestes'i uzaklaştırarak yaşamını kurtarır. Orestes döndüğünde, annesiyle sevgilisinin öldürülmesinde ona yardım eder, daha sonra Orestes'in arkadaşı Pylades ile evlenir.
Sophokles'in Elektra'sını çok sevdim.