narcissus::.Karaburun denince insanların aklına hemen, yarımadada kışın yetişen, olağan üstü güzel kokusuyla, sarı-beyaz narin Nergis çiçeği gelir. Nergis çiçekleri aralık ve ocak aylarında köylüler tarafından bahçelerden tek tek toplanıp, büyük şehirlerde satılır ve evlerde güzel kokularıyla baharın yakın olduğunu hatırlatan bir hava yaratırlar...
Nergis çiçeklerine adını veren genç ve güzel delikanlı Narkisos’un (lat. Narcissus) mitolojik efsanesi kimi yazarlara göre Mimas Dağı’nın eteklerinde geçmiştir....Narkisos, Irmaklar Tanrısı Cephissus ile Peri Liriope’nin oğlu olarak dünyaya gelmişti. Kâhin Tiresias, Narkisos’ un annesi ve babasına “Narkisos’un kendini hiçbir zaman görmemesi şartıyla, çok uzun bir hayat yaşayacağını” söyleyen bir kehanette bulunmuştu. Narkisos delikanlı olduğunda, güzelliğiyle bütün perilerin ve genç kızların kalbini fethediyordu. Fakat Narkisos hiçbirine bakmıyor ve Mimas Dağı’nın eteklerinde avlanarak, tatlı ve sorumsuz bir hayat sürdürüyordu.
Ne var ki perilerden bir tanesi, Echo, Narkisos’a aşık olmuştu ve Narkisos’a yaklaşmaya çalışmıştı. Narkisos ise Echo’yu da diğer periler ve ölümlü kızlar gibi umursamamıştı. Echo ise bu karşılıksız aşkın acısıyla yavaş yavaş sönüp, sesi zor duyulan bir fısıltıya dönüşmüştü. Tanrıça Nemesis zavallı Echo’nun bu halini görünce Narkisos’u cezalandırmaya karar vermişti. Ve bir gün Narkisos yine avlanırken su içmek için bir pınarın üstüne eğilerek, kendini gördüğünde, sudaki ve başkasına ait olduğu sandığı resme delice aşık oldu.
Narkisos bir türlü erişemediği o güzeller güzeli delikanlıya erişebilmek için her gün o pınara gider oldu. Haftalar, aylar geçti ve Narkisos’un o meçhul ve bir türlü bulamadığı oğlana olan aşkı gittikçe büyüdü. Sonunda Narkisos onu bir alev gibi yok eden bu aşkı yüzünden yemekten içmek kesilirek, pınarın başında sessizce öldü. Ve o gün, o pınarın kenarında çıkmaya başlayarak, Narkisos’u hatırlatan mis kokulu nergis çiçekleri bütün Yarımadayı kapladı...
mynemosyne:hafızayı temsil eder
savunma
kahraman:sokrates
sokrates uzun bir savunma ve yargılanmadan sonra cezası verıldıkten sonra.halkın içinden geçiriliyo,ve halk hep bir ağızdan asılacak adam seytanın çocuğu cezası neyse verılsın derken kalabalığın içinde karısı çıkıyor ve'socrates seni haksız yere götürüyolar haksız yere öldürücekler' diyor,ve socrates karısına dönerek şu sözleri söylüyor.HAKLI YERE GÖTÜRSELER DAHA MI İYİYDİ. diyor benım için son noktadır bu sözler
paylaşmak istedim tessekkurler
bi tane de benden olsun bilene bilmeyene
Simurg, bir masal kuşudur.
Uzun boynunda beyaz bir halka bulunan, safran tüylü, güzel sesli, insana benzer kocaman bir kuş...
Kuşların sultanıdır.
Kaf Dağı’nın ardında yaşar.
Efsaneye göre, kuşlar, sultanlarını bulmak üzere toplanıp yola çıkarlar bir gün...
Yol uzun, yolculuk zorludur.
"Aşk Denizi"nden geçerler önce...
"Ayrılık Vadisi"nden uçarlar...
"Hırs Ovası"nı aşıp, "Kıskançlık Gölü"ne saparlar...
Kuşların kimi Aşk Denizi’ne dalar, kimi Ayrılık Vadisi’nde kopar sürüden...
Kimi hırslanıp düşer ovaya, kimi kıskanıp batar göle...
Yolculuk bittiğinde, Kaf Dağı’nın ardına sadece 30 kuş varabilmiştir.
Sultanları Simurg’u bulamazlar orada...
Sonunda sırrı, sözcükler çözer:
Farsça "si", "otuz" demektir.
...ömurg" ise "kuş"...
"30 kuş", anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir.
Ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.
mitoloji deyince neden yunanlılar akla geliyor.. mesela bir iskandinav mitolojisi var tanrı odin en büyüğü bir mısırmitolojisi var horus gökler tanrısı bir türk mitolojisi var ki bizden albız ve göktengri çatışması var bunlar unutulmamala..
doğa üstü olayları ve kavramları sonsuz bir hayal gücü ile vurgulayan entrikalarla dolu olan karmaşık ama okumaktan keyif duyduğum efsaneler
Elektra, Yunan mitolojisinde, Agamemnon ile Klytaimestra'nın kızıdır. Babaları öldürüldüğünde, kardeşi Orestes'i uzaklaştırarak yaşamını kurtarır. Orestes döndüğünde, annesiyle sevgilisinin öldürülmesinde ona yardım eder, daha sonra Orestes'in arkadaşı Pylades ile evlenir.
Sophokles'in Elektra'sını çok sevdim.
muhteşem bir yaratıcılık.
olimpos dağı
Lethe'den bir yudum içip arınmak isterdim.. Bir o arındırırdı sanırım kirlenen ruhlarımızı..
İLK KADININ YARATILMASI
Prometheus'un kurnazlıkla çalarak insanlara verdiği akıl onları şımartınca Zeus o zamana kadar yalnız erkeklerden ibaret olan insan topluluğuna ceza vermek istedi ve onlara kadını gönderdi. Zeus , oldukça başarılı bir usta olan oğlu Hephaistos'tan kadını yaratmasını istedi. Hephaistos babasının isteği üzerine çamuru su ile yoğurdu ve görenleri şaşırtacak güzellikte bir kadın vücudu yarattı.
Olympos'ta oturan tanrıçaların en güzeli olan ve kendi karısı olan Aphrodite'in vücudunu model olarak kullanmıştı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine bir kıvılcım koydu. O zaman heykelin gözleri açıldı. Kolları bacakları kıpırdamaya ve dudakları konuşmaya başladı. Onu süslemek için bütün tanrılar ve tanrıçalar yardım ettiler. Herkes kendisinden ona bir şey armağan etti ve ona Rumca "bütün armağan" anlamına gelen Pandora adını taktılar. Athena ona güzel bir kemer, süslü elbiseler verdi. Letafet perileri Kharites beyaz göğsüne parlak altın gerdanlık taktılar. Aphrodite başına güzellikler saçtı. Güzel saçlı Horalar ilkbahar çiçekleriyle onu süslediler. Hermes Pandora'nın kalbine, hıyanet ve aldatıcı sözler yerleştirdi. Zeus da ona esrarlı bir kutu armağan etti ve ona dediki; Sakın verdiğim kutuyu açma, içindeki iyi şeyler uzaklara kaçar ve onların yerine fenalıklar gelir, seni rahatsız ederler. Bu kutuyu iyi sakla bütün insanların saadeti ve felaketi bu kutunun açılıp açılmamasına bağlıdır. Böyle dedikten sonra baş tanrı ilk kadını yeryüzüne indirdi ve Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a gelin olarak gönderdi.
Prometheus kardeşine Zeus'dan hiç bir şekilde hediye kabul etmemesini tembih ettiği halde Pandora'nın güzelliğine hayran kalan Epimetheus öğüdü tutmadı ve onunla evlendi.
Pandora da tıpkı tüm kadınlar gibi doğuştan meraklı olduğunda dünyaya gelir gelmez kutunun içinde ne olabileceğini düşünmeye başladı ve Zeus'un uyarısını unutarak kutuyu açtı. Kutunun içindeki hastalık, keder, ıstırap, yalan, riya gibi insanları rahatsız edecek ve onları felakete sürükleyecek ne kadar kötülük varsa hepsi açılan kutudan kuşlar gibi uçuştular. Pandora hatasını anlayarak biraz sonra kutuyu kapadı ancak kutuya kapatılan kötülüklerin arasında, insanları yaşatacak, teselli edecek "ümit" te vardı. Fakat ümit dışarı çıkamamış kutuda kalmıştı.. Böylece Zeus ilk kadını beraberinde kötülüklerle dolu bir kutuyla yeryüzüne yollayarak insanlardan intikam almıştı.
=))))
dünya tarihinin en aydınlık döneminin ürünü
Dionysus tam ortamlar adamıdır,köprüaltı şarapçılarını olmazsa olmazıdır,severiz kendilerini...
Age of Mythology ise oynanası ve müthiş keyifli bir oyundur,hydra,minatour ve ya cyclops gibi yaratıkları yönetebilmenin keyfi hiç bir şeye değişilmez.Odysseus ve Ajax gibi karakterleri bizzat görme zevkini söylemiyorum bile(ki söylemiş bulundum opps:))...
ne sokratesmi dediniz... sokarım onun tezine bea yaww:)hehehehe
Orpheus
Tam bir kahraman olmasada mitolojide çok anlatılan bir kişidir
Hayvanlarında çok sevdiği bir ozan müziğiyle herkesi büyüler Trakyalıdır Karısı Euridikeyi kaybettiğinde baş vurduğu çareler en önemli mitoslardır
Euridike ormanda yürürken otların arasında saklanan bir yılan onu ısırıp öldürür Orpheus çok üzülür insanları ve hayvanları bu kadar etkileyen bir ozanın üzülmesine dayanamayan tanrılar ona yardım etmeye karar verir Hadesten eşini alıp çıkarmasına izin vermişler Orpheus hadese gitmiş ancak kkural gereği arkasına dönüp bakmaması gerekmektedir. Hadeste lirini çalarak ruhları etkiler. Euridike kısa bir süre sonra orpheusun yanına gelir orpheus hadesin çıkışına giderken karısını çok özlediği için dönüp bakar Euridike tekrar hadese döner. Orpheus delirir ve çılgınca ormanlarda yürür Orpheusu gören bakhalar çılgınlık anlarında onu parçalar ve böylece karısının yanına gider. orpheustan sonra orfik felsefe akımı ortaya çıkar (müziği herkesi etkilediği için doğanın sırrını çözdüğüne inanılıyor) Bu felsefe ve inanç Hristiyanlığı etkilemiş
Orpheus Frig başlığı ve pantolonla tasvir edilir vahşi hayvanları sakinleştirirken gösterilir (antik dünyada en çok sevilen konulardan biri)
Alemin kralı Zeus tur. destur.
Daidalos ve Ikarus
Daidalık antik sanatçılar döneminin değerli sanatçılarından biri çeşitli mekanik eşyalar yapmış Atinada çalışırken yanına çırak olarak çalışan aynı zamanda yeğeni Telos yılan dişlerinden testere yapınca onu kıskanıp akropolisin tepesinden atmış. Mahkeme Daidalosa ceza olarak girit kralı Minosun yanında çalışmasını emretmiş Giritte çalışmaya başlamış insan yien minotourosu bir yerde saklayabilmek için kral minos büyük bir labirent yapmasını istemiş Daidalos labirenti yapmış Minotaurostan böylece kurtulmuşlar. Diadalos Theseusa yardım ettiği için Kral Diadalosu ve oğlu İkarusla labirante hapseder Daidalos çeşitli yollar düşünür balmumundan kanat yapıp uçarak kaçmak ister. Kanatları yapıp kurtulur ancak güneşe çok yaklaşma diye oğlunu uyaran Daidalosu oğlu dinlemez ve düşüp ölür Daidalos ise sicilyaya kadar uçar minos hala takip etmektedir. Daidalos sicilya kralının yardımıyla minostan kurtulur ve burda kral için bir sürü güzel şey yapar
pandora
zeusun yarattığı ilk ölümli kadın tüm tanrıların kendinden bişi kattığı eşziz güzellik
en sevdiğim tanrı ise DİONYSOStur.
bu yüzden sevdiğim hoşlandığım hatunlara ariadne derim ara sıra..