1959'dan beri orada olan, parkın karşısında, çay bahçesi yanında kuruyemiş satan pala dayısını da 7 mayıs 2008'de kaybetmiştir. hep durduğu yerde şimdi vazolarda çiçekler ve vefatına dair bir not var.
çocukluk anılarımı saklayan istanbul semti.
insanın kendisini restart edebildiği huzur dolu semt.
bahar gelsede çay bahçesine gitsek
moda:akıllılar yapar,deliler takip eder:P
sanki kızılay dağıtıyomuş gibi aynı şeylei giyen tiper...
yakışandır ama uymakta gerekir
pasaklı büzüş gibi dolanmanın anlamı yok
coni insan evladlarinin cekirdek+çay+sigara triosu eşliğinde en cilgin analizlerini yaptiklari güside mekanimiz olur kendileri ki ne kadar tayfa bi yer oldugu yolda park edilmiş vosvoslarin sayisindan da belli degildir de nedir..
off bence berlin2008 koleksiyonu süpper modacılar tavsiye edrim girin bakın değişikk..
Umumi. Kapısında wc yazar. İşinizi görün çıkın....
Moda ? Tasarım ? Eğitim ?
:)
Ocak ayı itibariyle
www.ima-destek.com
şimdi bilgi için google groups'da "istanbulmodaacademy"
açılış partisi resimleri için http://www.facebook.com/group.php?gid=6377261307
yok illa yerinde zamanında bir bilene danışıcam diyen için, Sadrazam Sait Paşa Konağı, Teşvikiye Cad. 158/A, İstanbul Moda Academy.
gelip,geçicidir...
moda düşkünü insanlar arttıkça ürünler sürekli ucuzlar(modası geçti diye!!).
moda düşkünü olmayan hatta s.kmişim modayı dünya benim lan diyenler bunun kaymağını çok güzel yer(iz)
< tasarım okudum
moda hakkında tez yazma sürecinde ömrümü yiyen olgudur. insanın kendisine yakışanı değil bedenine uygun olanı giymesidir.
nefes alabildiğim bir kaç yerden biri..
bu semt olmasaydi istanbul; new york'ta sonbahar yahut paris'te son tangoydu şimdi.
bu semt olmasaydı ve bir deniz kenarı bir apartmandan çıkıp üç sokak ötede başka bir deniz kenarı apartmandaki atölyesine giden baykuş logolu kadın olmasaydı her sabah.
ve her akşamüstü geri dönmeseydi aynı yoldan. beklemeseydim onu dondurmacıların yol üstü masalarında, karşılaşmasaydık rastlantıyla aynı lokantaların ayrı masalarında başka sevgililerle.
reddetmeseydik makul nedenlerle saman alevi dokunuşları ve zaman zaman eski mahzenlerde unutulmuş şaraplar gibi eskitmeseydik birbirimizi.
kutsamasaydık her karşılaşmamızda düşünceli ve hüzünlü yüzlerimize yayılan kocaman ve unutulmaz gülümseyişleri ve tedirgin "merhaba"ları.
kaybettiğimiz eski sevgililerimize adadığımız eserler kondurmasaydık şovale yahut yazı masalarına ve gazete tarayıcılarına kurban vermeseydik adlarımızı.
her gün "bu sefer tamam" diyerek dönmeseydik bu semte ve aceleyle aynı yollardan geçmeseydik, gecesinde yarım kalmış bir aşkın hüznüyle uyuyacağımızı bile bile.
istanbul ben gamlı hazandı şimdi.
ayaklarımın istemsizce beni götürdüğü moda çay bahçesinde saatlerce oturup 2 çayla kalmama sağlayan..saatlerce nerdeydin sorularına verceğim en berbat cevap ise çay bahçesindeydim (olmaz efendim orası sadece çay bahçesimi lütfen cennetten bi köşedeydim moda modadır.)
modayi monopolyde gormek istiyorum
moda, hayatinda hic modaya gelmemis bir insani buraya getirince cok guzel bir yerdir. moda hayatini surekli modada gecirmis ya da sık sık modaya ugramis bir kisi icin de cok guzel bir yerdir; ama modadan ilk defa adalari goren yelkenlileri izleyen kisinin heyecanina tanik olurken moda cok daha guzeldir. aramiza bir modasever daha kattigim icin gururluyum efendim. madalyami evime gonderin.
yessssssssss. sonunda mantıklı bir cümle kurdurmayı başardım...teorime göre artık susmalı...