sherbrooke'daki premiere moisson'a gidin, sokak iscileri ve ferrari kullananlarin bile ayni ortamda son derece kaliteli kahve ve corek yiyebildikleri yere. atwater'da ilkbahar'daki cicecilerin arasinda dolasin. butun sehiri paten ya da bisikletle araba altinda kalma korkusu olmadan dolasin. meshur tepeye tirmanip sehri izleyin. orada sincaplara seker cikolata, ekmek yedirin. ste. catherine'de chapters'ta oturup tezgahtarlardan firca yemeden kitap bitirin... st. hubert restoranlarindan birine gidip peynirli tavuklu patates kizartmasi "poutin" yiyin. provigo'dan alisveris yapin. dollarama'dan 1 dolara salyangoz konserversi alip arkadaslarinizi partilerde etkileyin... yaratici olun, montreal'desiniz...
mc-gill, peel, guy-concordia, atwater diye gider sehrin en merkezi metro istasyonlari. herhangi birinde inip, ste. catherine, sherbrooke ya da maisonneuve'de biryerlerde oturup montreal insanini izleyebilirsiniz. fransiz gibidirler ama fransizlar gibi burnu buyuk degildirler aslinda. sizin fransizca cabaladiginizi gorduklerinde yardim ederler, sicak kanli taraflarini gosterirler size. hatta sakarca araya ingilizce kelime bile sokustururlar ara sira. gidin old montreal'de tim horton's da bi kahve icin. icine nikotin karistiriyolar falan derler ama iyidir kahvesi. ucuzdur hem de. seker sut icin kasmayin, bi orta double-double deyin anlar onlar. bonjour, comment est que je peut vous aider (hata varsa affola) kelimesini yuzlerce kere duymaya alisin gittiginiz magazalarda, restoranlarda. plateau'da bi ev kiralayin. montreal sanatci-bohem tayfasiyla tanisin. gay villag'e gidin, en baba homofobige bile "ulan ne guzel erkek" dedirtecek tipler gorun. pazar gunleri tamtam partisine gidip high olup 80'lik dede - ninelerle tamtam dansi yapin. cok bunalirsaniz bi kilisenin bodrumunda yapilan alkolikler toplantisina gidin ve insanin dunyanin her yerinde ayni insan oldugunu bir kere daha gorun. ve derin bi nefes alin: montreal'desiniz. insanlarin irk, dil, inanis ya da cinsel secim gibi ozellikleriyle yargilanmadiklari yerlerden birinde..
7 sene yaşayıp acayip keyif aldığım, harbi soul muzisyenleri ile komşu olup beraber muzik yaptığım, yamaç paraşütü ve daha birsürü yapmayı öğrendiğim, İstanbul' dan sonra evimde hissettiğim şehir. Bir de fransızca için bu kadar kasmasalar!