1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

mulholland dr ile ilgiliyim diyenler

toplam 16 kişi bulundu. 16 adedi gösteriliyor.


mulholland dr hakkında mulholland dr

~10 ahkam var.

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    laura (esmer olan laura harring) kardeşimizin dvd röportajında gayet akıllı mantıklı ortamı süzmüş sağmış yorumlar yaptığını görmek sadece güzel olmasının yetmediğini anlamağa yetmekte bu filmde.

    ejaculation   3 saat önce   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Mulholland Drive

    David Lynch bilindigi gibi sinema tarihinin en zor yönetmenlerinden biri. Aslinda bunun nedeni dogrudan Lynch ile alakali degil. O, ne ise o. Kendi istedigi ve içinden geldigi gibi film çekiyor. Kendisini zor yapan sey ise onun gibilerin az bulunmasi. Sinema tarihi düz veya sofistike "hikaye anlatan" filmlerle dolu. Sinemaya gitmeyi ya da film seyretmeyi aliskanlik haline bir kisinin hayati boyunca karsilastigi yüz filmin doksan dokuzu da bu tip filmler. Bir süre sonra durum seyircinin aliskanliklarinin bizzat bu ana akim filmler tarafindan belirlenmesi sürecine giriyor. Yani bütün mesele David Lynch üstadin, seyirci aliskanliklarina aykiri filmler yapmasi. Bunu kasten ya da inat olsun diye böyle yapmiyor elbette. Neticede Amerikan klisesiyle "faturalarini ödemesini" saglayan bir isten söz ediyoruz. Roland Emmerich gibi her türlü negatif yakistirmayi hak eden bir adam bile yaptigi her filmden 60-80 milyon dolar kazaniyor. Lynch ise caninin istedigini yaptigi için para bulmakta hep zorlaniyor, bulsa bile türlü mizmizlara katlanmak zorunda kaliyor, az para kazaniyor ama ne gam! O yine bildigini okuyor. Peki istese digerleri gibi yüz film çekebilecekken neden çekmiyor? Yaptigi tercihin ödülü ne? Ödülü yillar sonra bile hatirlanmak ve sinema tarihine geçmek. Bundan on yil sonra hiç kimse "ID4" ya da "Godzilla"yi hatirlamayacak ama "Mulholland Drive" sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olarak kutsanacak, bu kesin. Bugün hâlâ "Eraserhead" ya da "Blue Velvet" gibi bir film seyredebilmek için inlemiyor muyuz?

    Daha fazla uzatmadan (çünkü bitmez bu konu) "David Lynch ne kadar aykiridir?" sorusuna gelelim. Genel kanaatin aksine bakildiginda aslinda Lynch filmlerinde de bir hikaye var. Ama tam da o genel kanaat dogrultusunda son kertede o hikayenin anlattigi bir sey yok! (ki seyircinin en sevmedigi seydir bu) Ana akim filmlerde basi sonu belli düz bir hikaye, içi bos karton karakterler, iyi-kötü, dogru-yanlis gibi çatismalar ve bunun sonucunda dogan had safhada bir özdeslesme vardir. Hikaye yazilir, bunun resimleri aranip bulunur. David Lynch ise hikayeden önce kafasindaki imajlari yaratiyor. Birbiriyle ilgili ilgisiz kafasinin içinde fink atan bu görüntüleri toparlayip ondan sonra bunlara "bir hikaye ariyor".

    Nihayet gelebildigimiz Mulholland Drive filminde ise bakildiginda (kismen de olsa) basi ve de sonu belli bir hikaye var. Zihinleri açma yolunda faydasi olur diye bir özet yapalim (herkesin özeti kendine elbette): Hollywood'a oyuncu olma hayaliyle gelmis olan Diane, yine bir oyuncu olan Camilla ile tanismis ve sevgili olmustur. Seçmelerine katildigi ve çok istedigi bir rolü sevgilisi Camilla'ya, Camilla'yi da söz konusu filmin yönetmenine kaptirmistir. Sevgilisi onu (tuz-biber hesabi) terk edince de hafiften siyirmis ve bir kiralik katil tutarak onu öldürtmüstür. Tüm bu süreçte yasanan olaylar sonunda onu intihara kadar sürükler.

    Bu hikayeyi neye dayanarak çözüyoruz peki? Elbette ilk bir buçuk saatini teskil eden Diane'in rüyasindan. Lynch önce Diane'i intihar asamasina kadar getiren olaylari onun bilinçaltindaki yansimalariyla gösterip sonra Diane'in durumuna geliyor. Simdi düsünelim: Bir ana akim yönetmeni bu filmi nasil çekerdi. Bir kere bu rüya (kabus?) falan ortalikta olmazdi. Böylece biz bu süreçte Diane'in gerçekten ne hissettigini, neler düsündügünü asla bilemezdik. Bunun kismen de olsa anlayabilmemiz için yönetmen ne yapardi? Her aciz meslektasinin yaptigi gibi Diane'in ruh halini, onun için yazilan bir takim diyaloglarla "edebî" yoldan anlatirdi. Diyelim ki o rüya illa ki olacak. O zaman da sinema tarihinde rüya-sinema iliskisini içeren binlerce filme bakarak yönetmenin muhtemel tavrini öngörebiliriz. Rüya sanki gerçek hayatmis gibi (üstelik kurmaca ve sunî bir gerçek hayat) sadece olaylarla dogrudan ilgili seyleri görürdük. Giris-gelisme-sonuç izlekli bir olaylar silsilesinden baska bir sey olmazdi görecegimiz. Oysa hepimiz biliriz ki rüyalar böyle degildir. Rüyalarda örnegin bir yere gidiyorsunuzdur, yürürken aslinda arabayla gittiginizi görürsünüz. Biriyle uzaktan selamlasirsiniz, yanina gittiginizde baska biridir vs. Bunun gibi milyonlarca abuk sabuk sey düsünün. Yani rüyalar bilinçaltindan gelen bir kolaj, bir paket gibidir. Ve sinema tarihinde bir rüyayi bu film kadar iyi anlatan baska bir film daha oldugunu sanmiyorum. Üstelik bunu sekil olsun diye ya da keyfinden yapmiyor. Diane'in bütün bu olaylar boyunca ne düsündügünü, ne hissettigini de bilinçaltindan gelen baska imajlarla (ki bunlarin çogu ilk bakista ilgisiz gibi görünüyor) kusursuz biçimde yansitarak bir tasla iki (üç, bes...) kus vurmus oluyor.

    Simdi o rüyanin anlattiklarini ve imgelerini çözümleyelim biraz. Önce insanin tüylerini diken diken eden ilk ayrintiya bakalim. Diane'in rüyasindaki adi Betty. Peki niye? Betty kim? Betty Diane'in restoranda gördügü garson kizin adi. Diane isim kartina sadece söyle bir bakiyor. Ve herhalde söyle düsünüyor: "Ne güzel bir isim, keske adim Betty olsaydi". Ve yalnizca bir an süren bu duyguyu bilinçaltina atiyor. Bu kadarcik, sadece bu kadarcik küçük bir ayrintinin rüyaya olan etkisine bakin, bütün rüya boyunca biz Diane'i Betty olarak seyrediyoruz! Önemli olanin Betty isminin kendisi olmadigi da çok açik. Diane belki baska bir gün ayni seyi Elisabeth isimli biriyle karsi karsiyayken düsündü ve baska bir rüyasinin yarisinda adi Elisabeth, öbür yarisinda Brigitte idi. Hatta baska bir rüyasinda adi George bile olabilir. Ya da olmaz. Her neyse! David Lynch ustanin ne yaptigi-yapmak istedigi bu kadar ufak bir ayrintiyla bile ortaya çikiyor. Bu dehanin karsisinda egilmemek olanaksiz.

    Rüyadaki bir diger önemli nokta da gerçekte Diane'in yasadigi olaylari rüyada kendisiyle de birlikte ayni zamanda Camilla'nin yasamasi (bu arada Camilla'nin rüyadaki adi önce yok, sonra Rita, en son Diane o ayri mevzu). Yani Diane'in rüyasi, kendi yasadiklarini hem Betty hem de Rita üzerinden anlatiyor. Sebep ne olabilir? Önce Diane'in Camilla'yi kendisiyle özdeslestirecek, onun bir bütünün kendisiyle beraber diger parçasini olusturacak kadar çok sevdigini çikarabiliriz. Bunun tam tersi bir yorumla ise yaptiklari yüzünden Camilla'ya duydugu "madem ben yasadim, sen de yasa" gibi bir öfkenin rüyadaki yansimasi oldugu söylenebilir. Ikisi de olabilir. Sonra isleri daha da karistiracak baska bir ayrinti daha var: Camilla'nin adi rüyada baska ise, kimin adi Camilla? Içler dislar çarpimi yapinca ortaya bir kiz çikiyor. O kiz gerçek hayattaki Diane'in hayatini tamamen yikan partide Camilla ile öpüsüyor (belki de beraber olmuslardir). Yani Camilla Diane'in istedigi rolü aliyor, o kiz ise Camilla'yi. Ve rüyada bu ikisi birleserek kizin adinin Camilla olmasina neden oluyor. Sirf bu mevzu üzerine bile yarim saat boyunca düsünüp uçabilir insan.

    Filmin basinda Rita'nin yasadigi kazanin yerine dikkat edelim. Daha sonra görüyoruz ki orasi Camilla'nin Diane'i çagirdigi partinin oldugu yer. Diane arabadan indikten sonra partiye gidiyor ve orada yönetmen ile sevgilisinin nisanlandigini ögreniyor. Diane'in sürüklendigi bunalimin baslangiç noktasi burasi. O haber Diane için bir kaza ile esdeger bir darbe oldugundan aslinda orada yasanmamis bir kazayi görüyoruz. Ondan sonra kiz hafizasini kaybediyor, LA sokaklarinda bir yabanci gibi dolasip Betty'nin evine kadar geliyor.

    Bu arada Betty Diane'in LA'e oyuncu olma hayaliyle ilk günlerdeki hevesli, heyecanli hali olurken, Rita ise Diane'in LA'de bir süre geçirdikten ve Camilla ile iliskisini yasadiktan sonraki hali ve bu ikisi evde karsi karsiya geliyor. Diane'in bu sonraki halini Camilla'nin vücudunda görmesi de enteresan bir ayrinti.

    Rüya içinde bir rüyada olmasi gereken pek çok anlamsiz sey de var bu arada. Diane kiralik katil ile konusurken bir an için gördügü bir adam, restoranin arkasinda yine Diane'in bir an için gördügünü düsündügüm (çünkü bu gösterilmiyor) yasli bir adamdan ne kadar korktugunu anlatiyor. Bi korku (dozu ayni olmasa da) süphesiz ki Diane'e ait.

    Bunun yaninda anlamli bir sey de var. Yönetmen Adam Kesher, sevgilisini elinden aldigi için muhtemelen Diane'in nefret ettigi bir kisi. Ve rüyasinda Diane bu düsünceleri dogrultusunda onu adeta rezil ediyor. Adam önce yapimcilarla görüsmesinde isinden oluyor, karisi tarafindan boynuzlaniyor, buna karsi gösterdigi tepkisi esnasinda ise karisinin asigi tarafindan dövülüp (!) evden atiliyor (!!!) bir insan bundan daha fazla sopara dönemez herhalde. Beri yandan yönetmenin filminde Camilla'yi oynatmasi için gördügü baski da manidar. Bu da yine Diane'in, kendisinin degil de Camilla'nin seçilmesi olayina kendi bilinçaltinda getirdigi bir "yorum".burada yine basa dönerek bir ayrintiyi hatirlayalim. Seçilen kizin ismi Camilla Rhodes oldugu halde cisminin bir baskasina ait olmasi meselesi de yine inanilmaz bir yoruma dayaniyor. Her ne kadar kendisini terk etse de, kendisinin talip oldugu rolü kapmis olsa da, kariyer olarak kendisini ezmis görünse de Diane Camilla'dan hâlâ nefret "edemiyor". Ona o durumda bile ölesiye bir tutku ve ask ile bagli. Bu yüzden ismi Camilla olsa da cismi bir baskasina, Diane'in nefret ettigi bir kisiye ait. Üstelik nefret sebebi de Camilla'yi Diane'den almasi. Baska söze ne hacet...

    Inanin bu örnekler sayfalar boyu çogaltilabilir. Hadi bir tane daha: Kiralik katil meselesi. Diane onu rüyasinda tipki yönetmende oldugu gibi rezil, aciz ve komik bir durumda görüyor. Bu da yine Diane'in bilinçaltinda o katille ilgili izlenimlerinin tamamini seyirciye anlatiyor. Klasik bir ana akim filminde ise olay söyle olurdu: Diane birisiyle konusur ve "ya bu adami tuttuk ama çok becerikliymis gibi görünmedi bana. Acaba bu isi kotarabilir mi?" gibisinden bir sürü "edebî" diyalogla görüslerini açiklardi. Ama David Lynch bir makale, hikaye ya da roman yazmadiginin, "sinema" hem de "saf sinema" yaptiginin fazlasiyla farkinda. Dolayisiyla filmde anlatmak istedigi hiçbir seyi sinema disinda bir araçla anlatmiyor.

    Mavi kutu ve anahtar, Diane'in teyzesi ve onun kocasi oldugunu sandigimiz garip çift, Silenzio meselesi gibi pek çok olay da bu dogrultuda incelenip çözülebilir. Geriye çözülemeyen pek çok sey de kalabilir. Bu önemli degil. Zaten onlarca kere görülmesi gereken bir film var karsimizda ve her izleyiste yeni açilimlar yapacaktir seyircinin kafasinin içinde, yeni kapilar açacaktir.

    Lynch'in hem dramatik hem de görsel yapisi bütünüyle "sinematik". Ve üstad bu filmle bir kez daha sinema tarihinin en devrimci yönetmenlerinden biri oldugunu kanitliyor. Öyle bir film yapmis ki, sinema tarihinde rüya durumunu en iyi anlatan ve kullanan ama bunun yaninda asla esinlenilemeyecek, sadece taklit edilebilecek bir film bu. Yani bu filmden yola çikarak yeni bir "rüya" yorumu içeren bir film yaparsaniz ister istemez taklit olacaktir. Yani film ayni zamanda bu kadar özel.

    Her zamanki gibi kisisel görüsle yaziyi bitireyim: "Mulholland Drive" sahsi kanimca su an zaten sinema tarihinin gelmis geçmis en iyi 20 filminden biri. Ama en geç on bes yil içinde bu durumun benim kisisel kanaatim olmaktan çikip dünyadaki tüm gerçek sinefillerce de kabul göreceginden eminim.

    SINEFIL
    28.05.2003
    sinefil@veezy.com

    sabazius   3 saat önce   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    kız'ın uyuduğu ve uyandığı anlara dikkat.

    TheTurn   20 Haziran 2008 21:36   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    belki işinize yarar

    ozgurerman   07 Haziran 2007 17:02   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    gecikmeli olarak taze seyretmiş bulunuyorum ilk yorumum şudur..

    ilk defa başıma geliyor :) doğru sonuç mu çıkardım bilmiyorum ama.. ... kesin yanlış sonuçtur :))

    poink   26 Nisan 2007 20:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    anlatılır mı diye durdum düşündüm ama yok yani. ve ben nedense ısrarla bu adamın filmlerini iq kasarak çözmek mümkünmüş gibi davranıyorum. oysa dimi

    pheri   04 Şubat 2007 01:40   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    biri bana anlatsın!

    Churchill   04 Şubat 2007 01:38   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    aka

    ozgurerman   09 Ekim 2006 00:48   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    david lynch in süperlerinden biri.

    vorki   18 Eylül 2006 09:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ha manderlay!

    starkrak   25 Ağustos 2006 00:43   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :Phenomena

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.