muse ile ilgiliyim diyenler
toplam 1404 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
muse hakkında

~ ahkam var.
« sonraki sayfa
1 2 3 4 5 ... 18
önceki sayfa »
geçen sene rock'n coke da inletmişler ortalığı...
Yiğidi öldür hakkını yeme.. Güzel şarkıları var Bliss Hysteria, Muscle Museum gibi...
muscle museum seviyorum.. meodisi türk filmlerindeki film müziklerine benziyor.
fikirleri konuşmak konusunda haklısın tabi.. duruş konusunda radiohead'in dünya üzerinde çok çok ayrı bi yeri var ama muse'un de üzerinde durduğu şeyler farklı olmasının yanında live earth'e katılmayıp protesto etmeleri takdire şayandı.. radiohead daha gerçekçi sorunlarla ilgilenmekle beraber muse da matt bellamy'nin komplo teorilerine duyduğu ilgilerden -ki assassinde gizli lyriclerde ''aim, shoot, kill your leaders'' geçer, ufolara olan inanılmaz ilgisi -exo-politics- grubun yönünü çizio biraz da.. zaten lyriclerde de matt bellamynin gelişimini görüyoruz o yüzdendir showbiz daha lise aşkı sözleri modelinde takılırken origin of symmetry bilime, rüyalara kaymış absolutionla dünyanın sonu getirilmiş black holesla uzaya çıkılmıştır.. bi yazarın kitaplarını sevip sevmemeye benzio biraz da müzik; kimseye muse'u sevmediği için kızamaz kimse, muse'u neden büyüttüğü için de.. herşey herkesin kendi içinde..
muse açıkçası alternatif rock / indie denince aklıma gelen son grup olabilir ancak. muse'un last.fm sayfasına bakmışlığım var; oradaki similar artists'in hesaplanma algoritması, "bunu dinleyenler şunu dinliyor" şeklinde. muse'un radiohead'e benzetilme çabasını anlamlandıramıyorum bir türlü. radiohead'in kid a'den sonra yaptığı albümlerin hiçbirini beğenmesem de, öncü bir grup oldukları ve başarısız olduklarında bile kendilerine has bir duruşları oldukları ortada, muse'da ise o entelektüel duruşu, samimiyeti veya öncülüğü görmek mümkün değil. incubus konusunda ise katılıyorum, zira incubus müziğe hiçbir şey katamamış bomboş bir gruptur; 3 doors down, reamonn, crazy town vb gibi.
bu konuda pek anlaşayamayacağız anlaşılan, ancak buna gerek de yok. aslolan karşılıklı fikirleri belirtip bunları savunmaktır; karşı tarafa kabul ettirebilmek değil. söylediğim gibi, muse'u ilk albümlerinin çıktığı günlerde keşfetmiş ve bir süre severek dinlemiş biri olarak, artık yaptıkları müzikte samimi olmadıklarını ve müziklerinin kalıcı olmadığını düşünüyorum. onları alternatif bir grup olarak görmem mümkün değil, üzgünüm ama benim için çerez pop şarkıları yapan vasat bir gruptan daha ötesi değiller. glastonbury'ciler ve ingilizlerin bir kısmı böyle düşünmüyor olabilir ama dediğim gibi, bu onların sorunu (:
bazen diğer gruplara benzer işler yaptıklarını kabul ediorm (map of prob, invincible) ki bunların %90ı son albümdedir,fakat muse'un da imzası olarak nitelendirebileceğimiz şarkılarda yok değil; en başta micro cuts olmak üzere çünkü klasik müzik rock sentezine en yakın şarkı -ki bugün alternative rock müzik denince ilk akla muse gelmesinin temel nedeni budur, rock klasik müzik sentezi-, in your world, citizen erased, hoodoo, fury, new born, apocalypse,please, take a bow, thoughts of a dying atheist, city of delusion.. her albümden 2şer 3er şarkı var yani en az sayabileceğim..
kendine özgü değil demişsin ama muse'un last fm sayfasına bi girip bak lütfen, benzetilen gruplara.. en yakın radiohead ve incubus görülmüş ki en yakından alakası yok. ben senin muse hakkında yeteri kadar görüş sahibi olmadığın fikrine kapılıorm yawaş yawaş.. sadece knights of cydonia'yı time is running out'u görüosan normaldir keza..piyasada muse'e benzeyen bi sürü grup olsaydı zaten yeni muse damgasını yerdi bgne kadar, sen kabul etmesen de adamlar büyük grup sıfatına ulaştılar çünkü.. daha önce rhcp'nin ratm'in jeff buckley'nin headliner olduğu bi glastonbury'ye headliner olmaları benim için yeterince kanıtlar, ileride dediğin gibi bi u2 olamazlar belki ama bugünkü cure büyüklüğünde ve niteliğinde olsunlar beni tatmin eder..
çok satmanın müzikal başarı ile hiçbir ilgisi yoktur. U2 da çok satar, Spice Girls de. Ayrıca Brian Eno çok az satmıştır, keza bir sürü başarısız grup da.
Yaratıclık elbette önemli, hatta belki de yegane önemli şey; ancak Muse'un yaratıcı olduğu iddiasına da katılmıyorum; yaptıkları, biraz U2, biraz Queen, hadi biraz Black Sabbath alıp karıştırıp çorba pişirmeye çalışmak. Olmuyor bence böyle, buna yaratıcılık diyemiyorum ben. Arctic Monkeys'in ortaya koyduğu da yeni değil, Franz Ferdinand'ınki de. Ama bu gruplar şu ana dek yaptıklarını yapılabilecek en iyi şekilde yapmayı başardılar, bu yüzden kendilerinden beklentim yüksek (özellikle Franz Ferdinand'dan).
Aslında her şey yapılan müziğin ne kadar kalıcı olduğuyla ilgili. Ben sanmıyorum ki bundan uzun yıllar sonra bir gün çıkıp da muse dinlemek isteyeyim. Çünkü bunun yerine her zaman U2'yu veya Queen'i tercih edeceğim. Ama yıllar sonra bir gün Jay-Z dinlemek isteyebilirim, çünkü şu an piyasaya baktığımda Jay-Z'nin yerine koyabileceğim bir adam göremiyorum. Yaptığı müzik orijinal olmayabilir, tipsiz eciş bücüş dudakları olan, kliplerinde karılara pandik atan bir adam olabilir ama onun müziğini ikame edebilecek bir 2. adam yok piyasada. Ve bir sanatçı unutulmamak istiyorsa, bence kendisine böyle bir hedef belirlemeli öncelikle: Eşsiz olabilmek. Yoksa, güzel şarkılar yapmak o kadar da zor değil, önemli olan bunları kendine has bir havada yapabilmek. Guns n roses orijinal bir grup muydu? Hayır. Ama kim welcome to the jungle gibi bir şarkı daha yapabilir ki? Peki Muse'un orijinal bir şarkısı var mı? Veya kendine has bir müziği? Çalmaya başlayınca "Aha bu Muse işte!" diyebiliyor muyuz? Öncelikle bunu başarabilmeli bence bir sanatçı. Keane konusunda katılmıyorum ama Franz Ferdinand şimdiden bunu başarmış gibi gözüküyor bana. Muse da önce ne istediğine katar vermeli ve unique (kendine has) bir müzik icra etmeye yoğunlaşmalı bence, aksi takdirde "cover yapmayan cover grubu" görüntülerini sürdürecekler. Evet, şarkı değil, grup coverlıyor gibiler ve bir grup için bundan daha kötü bir şey düşünemiyorum
çuvallamış bi grup olsalardı bütün albümlerinden fazla satmazlardı dimi.. nası muse'un kötüye gittiği fikri sadece 1-2 insanın fikriyse arctic monkeys'in bişeye benzemediği de benim fikrim.. yaratıcılıktan uzak müzikleri sevmiyorum, aynı ritmin üzerine değişik melodiler verip formüllü şarkılar sürüolar bakalım nereye kadar.. en büyük avantajları genç olmaları ve alex gibi mütevazı bi frontmane sahip olmaları.. büyük olurlar o ayrı ama bu kadar tantanaya değecek bişey yok ortada.. strokes bile bu kadar patlamamıştı.. ki gidişatları aynı yönde..
son 10 yılda düzgün grup çıkmamış demişim de tekzip ediim kendimi, muse'un yanına franz ferdinand ve keane ekliim bi de kurtarayım kendimi..
arctic monkeys konusuna gelince: ilk albümleri o kadar şahane, mükemmel falan olmasa da, bence muse'un şu ana dek yaptığı her şeyden daha iyi. ayrıca, 18 yaşında olduklarını da hesaba katınca, şayet arctic monkeys'i overrated olarak göreceksek (ki değiller), muse'un abartılmasını tanımlayacak kelime bulamam ben. coldplay'se 2. albümü (a rush of blood to the head) dışında bir hayal kırıklığıdır gözümde, artık iyice rutin ve sıkıcı olmayı başarmışlardır. muse'un konserlerinin sold-out geçmesi, biletlerin kısa sürede tükenmesi, muhteşem bir konser grubu olmaları (ki katılmıyorum), müziklerinden daha önemli değil. müzikte yeni şeyler denemeye açık olmaları takdir edilesi bir şey olsa da, bunu yaparken çuvallamaları halinde gözüm kapalı arkalarında duramam, böyle düşünüyorum ben
ben de diorm ki muse overrated ise arctic monkeys overoverrateddır, hatta coldplay veya son 10 yılda çıkmış istediğiniz grubu söyleyin muse'den daha overrateddır. wembley için 30 dakkada 68 bin bilet sattıran, 2 gece soldout çalan grup abartılmışsa 2 günde onları orada izleyen 150 bin kişi cahil cüheladır, dergilerin gazına gelip en az 40 pound dökmüşlerdir, yurtdışından giden fanları ise tam öküzdür, bi de uçak parası mı verilir onlar için taa japonyadan bilmemnereden. allahtan şanslıymışım da uçak bileti bulamayıp gidememişim. saol önerin için.
dergiler konusunda son bişey söyleyim ben de.. origin'i ilk 100e alan dergi Q veya rolling stone olması lazım, 77. sıradan soktular hatta, ok computer 1 numaraydı yine. dediğin de haklısın belki, origin kusursuz değil belki ama 23 yaşındaki bi grubun gösterebileceği en iyi performanslardan biriydi ve o potansiyel hala içlerinde var onların.. originden sonra değişmelerinin bi nedeni de büyük albüm değil büyük şarkı yapma hırsı olabilir tahminimce, hysteria'ya tiro'ya stockholm'e cydonia'ya baktğmz zaman hepsi büyük hitler ama albüm içinde karman çorman kaldılar. bu da prodüktörlerinden kaynaklanıo olabilir, ışıklarının söndüğüne inanmıyorum.. zamanında ben de deli gibi blue jean okurdum ama şu farkediliodu ki bi yazar ki bnm çokça okuduğum zamanlar ayhan ve özlem çokça yazıodu, bişeyleri beğenmediği zaman yerin dibine sokup fanı olduğu zaman da abartıodu.. bunları da atlamamak lazım. nokta. :)
u2'nun "pop"u kötü bir albüm değildi, bu yüzden bu albümü aşağılayan dergilere karşı bir soğuma hissetmiştim, evet. bugünden bakıldığında "pop" bir başyapıt olmasa da, hatta belki de u2'nun "october"dan sonra en zayıf albümü olsa da, en azından "iyi" bir albüm olduğu ortada. ancak şu açıdan da bakalım: müzik dergilerini, "müzik"lerin değerini zamanında algılayamadıkları, geleceği göremedikleri için gerçekten suçlayabilir miyiz? hmm, en azından samimiyetsiz olanları, evet. blue jean dergisi, "pop"a zamanında 5 yıldız vermişti. aynı derginin radiohead'in "ok computer"ını müzik tarihinin en iyi 10 albümü arasına koyduğunu hatırlatırım (bence de top 10'u zorlardı bu albüm), ancak çıktığı dönem bu albüme 4 yıldız vermişti blue jean. son bir not: blue jean'in tarihi boyunca 5 üzerinden 6 yıldız verdiği tek bir albüm vardır: pet shop boys'un "very"si, yani zayıf pet shop boys albümlerinden biri.
tüm bunları niye anlatıyorum? müziğe önem veren birisiyim. benim için, müziğe, ilk çıktığı an hak ettiği değeri verebilmek önemli. bunu yapabilenlere saygı duyarım. amacım övünmek ya da saçma bir şekilde hava atmak değil ama, gerçekten şahane olan ve müzik tarihine damga vurabilecek kalitede bir albümü dinlediğimde hemen tanıyabildiğime de inanırım. muse, şu ana dek öyle bir albüm yapmadı; 10 üzerinden 7.5 notunu sapına kadar hak ettiğini düşündüğüm, iyi albümleri origin of symmetry dahil. bu yüzden bu albümü gelmiş geçmiş en iyi albümler arasında gösteren bir listeye ciddi gözle bakamam, çünkü bir albümün gelmiş geçiş en iyi albümler arasında sayılabilmesi için gözüm kapalı kusursuz diyebileceğim seviyede olması gerekir ki, origin of symmetry tüm samimiyetine ve "başarı"sına rağmen, asla öyle bir albüm değil. ancak muse'un ulaştığı en yetkin nokta olduğu ve daha iyisini de yapabileceklerine dair bir umut ışığı barındırdığı da bir gerçek. (heyhat, o ışık, dediğim gibi, şimdilik sönmüş gibi gözüküyor)
önceki postlardan birinde "insanlar yaşlandıkça yenilikleri kabullenmeleri zorlaşıo sanırım, bi de bu var tabi." diyerek, muse'un müziğine getirdiği yeniliklerden dolayı onların müziğinden soğumuş olabileceğime dair bir görüşte bulunmuştun. katılmam mümkün değil, çünkü benim için sabit müzik sıkıcıdır. sanatçılar, değişebildikleri ve kendileriin geliştirebildikleri ölçüde başarılıdırlar. rock'tan elektroniğin en uç noktalarına, punk'tan oldskool rap'e, ambient'tan klasik müziğe dek aklına gelebilecek hemen her tür müziği sevmemde, müzikte durağanlıktan çok değişime ve çeşitliliğe duyduğum sevginin payının büyük olduğuna inanıyorum; bu yüzden muse'u eskisi gibi sevmememde, tarzlarında değişiklik yaratmış olmalarının bir etkisi yok: bu değişim, benim gözümde, olabilecek en olumsuz şekilde sonuçlandı ve bunu ellerine yüzlerine bulaştırdılar. aksi takdirde, onları ederdim takdir de (işte sonunda bir şiirle son verebildim sözlerime)
u2'yla muse'u karşılaştırtığım konu 'pop' konusuydu, u2 benim gözümde dünyanın en büyük grubudur ayrıca. bahsettiğin kaliteli dergilerin u2'yu pop zamanlarında aşağıladıkları da bir gerçek.. -ki bnm o albümlerde bile çok sevdiğim işler vardır-
bnm bahsetmeye çalıştığım burada bir çok derginin -bununla alakası yok gerçi de türkiyede en adult müzik dergisi roll sanırım, onlar bile muse'a ilgi gösteriolar zaman zaman- gelmiş geçmiş en iyi albümler arasına origin of symmetry'yi de alması, aynı zamanda black holes'u da boş görmeyip muse'un yaptığı pop müziği kabullenmesidir.. u2'nun 25-30 senelik harika kariyerini aşağılamak kimseye düşmez, muse'un da o yola gelebileceği tarih için 2020'yi gösterdim, şu anki halleriyle elbet karşılaştırılamaz..
ileride muse köklerine döndü diye yorumlar yapılacak albümlerinde kökleri olarak elbette origin of symmetry kastedilecektir.. o zaman da tadından yenmeyecektir muse, çünkü müzik konusunda içlerinde kalmış bişey olmayacaktır, popsa pop elektronikse elektroniği bile tatmış olacaklardır. absolution'a ve black holes'a o gözlerle bakıyorum ben ve içlerinde city of delusion, ruled by secrecy, fury gibi değerli muse hazineleri de buluorm elbet. tek atımlık barut olsalar bgne kadar biterlerdi, öyle sanıp sadece mtv sayesinde hysteria'yla muse coşkunluğu yapanları da hor görmemek lazım, ne kadar sevmesem de mükemmel bas riffleriyle yazılmıştır..
bnm muse sevgimin geçeceğini düşünmüyorum pek, çünkü onların absolution sonrası muse glastonbury sahnesindeyken dom'un babasının yüksek ses yüzünden ölümünden sonra dağılma aşamasından nası döndüklerini ve yaşadıkları bunalım sonrası black holes'un içine karanlık tek nota koymak istemediklerini biliyorum ve onlara bu yüzden çok saygı duyuyorum.
kastettiğin taş gibi muse albümü için daha en az 1-2 albüm beklemememiz gerekecek, yeni albümde dev bi orkestrayla çalışacaklarını söylemiş matt, yani klasik müzik ağırlıklı bi albüm olacak yeni albüm. muse fanları muselive'ı takip ediosa showbiz'de yapılmış işlerin taş gibi alternatif versiyonlarını göreceklerdir, grup boş durmuo yani..
muse kainatın en kötü grubudur etiketindeki ironiyi anlamış olduğunu tahmin ediyorum. elbette ki muse'dan daha kötü gruplar var, etiketin demek istediği, muse'un döneminin en overrated grubu olduğu. bazı müzik dergilerinin muse'u pohpohladığından bashetmişsin: henüz çıktıkları sene oasis'i beatles'a, suede'i smiths'e, coldplay'i u2'ya rakip olarak gösteren dergilerin bir grubu pohpohlaması/övmesi iyiye işaret değildir bence. benim "nitelikli ve kendisiyle çelişmeyen" duruşa sahip olduğunu düşündüğüm çoğu müzik dergisi/platformu ise muse'u bu kategoriye bile dahil etmemekte; çünkü muse'un müziğini önemsenmeyecek bir seviyede görmekte. senin muse'u samimi bir şekilde sevdiğini hissettim ve buna saygısızlık etmek istemem. ama bu konudaki görüşüm, elbet bir gün yanlışlardan döneceğin şeklindedir, bunu da illaki söylemem lazım evet.
u2'nun 30 yıllık tarihine baktığımda ben senin aksine rock tarihinin en başarılı grubunu görüyorum. her biri kendi döneminin en iyi albümleri olan joshua tree, achtung baby gibi albümlerden bir tane bile yapmak bir grubu ölümsüz kılmaya yeter kanımca, u2 ise bunu bir seferden fazla yaptı. pink floyd kadar sofistike olmayabilirler, ancak rock tarihinde beatles ve pink floyd kadar öncü olabilmiş yegane gruptur bence u2. ve u2'yu muse ile kıyaslamak bile bence u2'ya saygısızlık olur. her grubun/sanatçının bir diğerinden daha iyi olduğu yönleri olabilir, bu normaldir de. mesela bakıyorum: beatles muhteşem pop şarkıları yapmıştır, bob dylan en güzel sözleri yazmış, pink floyd en uçuk müzikleri yapmıştır, grateful dead'in sahne performansları ölümcüldür vs.. böyle birçok özellik sayılabilir sanatçılara ait. ve aklıma hepsini birden getirmeye çalışıyorum: muse'un herhangi bir konuda u2'ya bırak üstünlük sağlamasını, yaklaşmasının bile mümkün olmadığını görüyorum; u2 gibi rock grubu tanımını popüler müzik tarihi boyunca üstünde en iyi taşımış olan bir grupla kıyaslandığında geride kalmış olmak bir grup için elbette utanç kaynağı falan olamaz, ancak böyle bir grubun u2'dan daha iyi olduğunu/olacağını iddia etmek desteksiz sallamakla aynı anlama çıkıyor.
son olarak: benim düşüncelerimi değiştirip değiştiremeyeceğini sorgularken bir şeyi gözardı ediyorsun: bunlar, benim düşüncelerimin değişmiş hali zaten. muse'u eskiden severdim; son iki albümlerinde gerçekten çok kötü şarkılar yapmış olduklarını düşündüğüm için sevmiyorum artık. mevzunun yaşla bir ilgisi yok. yani bu demek değil ki yeniden sevemem onları; ama böylesine büyük hayalkırıkları yaşattıktan sonra yeniden dinleyebilmem için ortaya ciddi manada yapıcı/yaratıcı/özgün/iyi bir şey çıkarmaları gerekir ki, bugünden bakıldığında bu pek de olası gözükmemekte.
muse kainatın en kötü grubudur etiketini açmış biriyle yazışmanın ne kadar doğru olduğunu düşünüyorum bi yandan, bi yandan acaba düşüncelerini az da olsa deiştirebilir miyim diorm..
20-25 yıllık u2 tarihine baktığımız zaman, pop döneminde batırmış bi grup görüoruz. sonradan köklerine dönüp toparlanmış bi grup. muse black holes and revelations gibi pop üstü bi albümle yoluna büyük bi hız katarak devam ederken muse'u hayatının en büyük düşmanı haline getirmiş insanlar için onlar pis ve kaka işlerin en büyüğünü yapmışlardır.
büyük bir origin of symmetry hayranı olarak absolution ve bhar'da zaman zaman sevmediğim taraflar buldum tabii ki. ama içinden hiç bir zaman dahilik pırıltıları eksik olmadı bu albümlerin. hatta absolution'un en sevmediğim 2 şarkısı time is running out ve hysteria'dır, geri kalanlara bakarsak (stockholm syndrome dışında) en sert şarkıları olmasına rağmen albümün. illa tarz sınıflandırmasına girip rocktan yavaş yavaş kopmalarına da kızabilirsiniz, normaldir. ama ben senelerdir aynı haltı yiyen sıkıcı bon jovi yerine heyecan duyduğum bi grubu dinlemeyi tercih ederim, bu kadar açık ve basit.
insanlar yaşlandıkça yenilikleri kabullenmeleri zorlaşıo sanırım, bi de bu var tabi. 18 yaş altına hitap edio demek de bunun bariz göstergesi, müziğe hükmeden kitle genelde onlar oluyorlar. muse gibi onların ilahı olmuş bi grubu aşağılamak sadece yaşınızın ilerlediğini gösterio, sizin 18 yaşında iyi bulduğunuz şeyleri dinlemeye devam etmeniz gerekiyor artık, 10 yıl sonra onların jenerasyonunda yeniliğe açık olmayanların black holes dinleyip yeni gruplar iğrenç diyeceği gibi. bi de şu var sakarya caddesinden 3 kişi getirin de izleyelim cidden 3 kişi sahneye çıkıp glastonbury headlinerı olsunlar efendim u2'nun rhcp'nin önünde en iyi canlı grup ödülleri toplasınlar.
ne hoş. hiçbişey değiştiremedim değil mi. haha.
99'un sonları ve 2000'in ilk günleri gibiydi. radyo 5'ten hakan tamar sağolsun, muse'u onun sayesinde keşfetmiştik. showbiz güzel albümdü, entelektüel açıdan ileri seviyede değildi belki ama beğenmiştik işte, güzel pop-rock şarkılarıydı bunlar.
ikinci albüm origin of symmetry'yi daha bile çok sevdim ben. zorlayıcıydı, ileriye bir adımdı. heyhat, bundan sonra bon jovi'ye benzemeye başlayacaklarını kim bilebilidi?
muse'un 3. albümü absolution, ki sanırım hayranları tarafından baştacı edilen bir albümdür, hayatımdaki en büyük müzikal hayalkırıklığını yaşattı bana. bomboş(k) ve özenti bir müzik, 13 yaşındaki ergen adaylarından bile beklenmeyecek seviye(sizlik)te sözler ve 10 üzerinden kocaman bir 0'ı hakeden rezalet. sadece bu albüm bile muse'u gözümde suede, placebo vs. noktasından çok aşağılara düşürmeye yetti. öylesine kötüydü.
aşağıdaki postta "u2'dan, stones'dan kat kat büyük olacaklarına şüphe yok" gibi talihsiz bir yorumda bulunulmuş. sakarya caddesinde muse'dan daha iyi gruplar var, her zaman da olacak. muse, u2'nun kötü bir taklidi dahi olamaz, olsa olsa rock müziği adı altında gitarlı kalitesiz pop'u 18 yaş altına sevdiren linkin park türevi bir grup olabilir (görüyorum ki olmuş bile)
deliler gibi dinlemesem de hoşuma giden grup. sing for absolution guzel parca. ayrıca solist matthew bellamy harbiden guzel calıyo
muse'un bir de diğer taraftan özetini çıkarmak gerekirse.
şu an muse'u olumsuz eleştiren 'entellektüel!' arkadaşların büyük ihtimal sinir oldukları taraf muse'un mtv, nme, q tarafından pohpohlanarak olduğu yere gelmesini düşünmelerindendir büyük ihtimalle.
origin of symmetry'yi amerikan plak şirketine sktiri çekerek tek notasına dokundurtmayan elemanlardan bahsediyoruz, amerikada yayınlatmama pahasına. eleştiri yapmanın da bi adabı vardır yani. ingilizlerin pohpoladığı bi grupmuş.. adamların en az tanındığı ülke şu an ingiltere büyük ihtimalle. ki matt bir konuşmasında ingilizlerden tiksinir gibi konuşup, bu uyuz müziği sevmiyoruz, ingiltereden çatır çatır rock yapan bi grup çıkabileceğini göstereceğiz demesi de adamların ülkesine ne kadar bağlı hissettiğinin göstergesi..
matt bellamy'nin o sihirli notaları olmasa, piyanoyu bu kadar iyi kullanamasa, bir frontmane göre süper gitar çalma yeteneği olmasa, sözlerde ve müzikte bu kadar çeşitlilik ve yaratıcılık kullanamasa,grup olarak canlı bu kadar iyi çalamasalar, sahnelerei bu kadar spektekular olmasa şişirme eleştirilerinizi kabul edeceğim belki.. ama hayır.. önce önyargısız dinleyin sonra bi daha konuşun..
muse gibi bi grubun 2001den beri fan'ı olmaktan gurur duyuyorum ayrıca... büyümesini izlemekten keyif alıyorum her saniye..2020de u2'dan rolling stones'dan kat kat büyük olacaklar bundan da şüphem yok...
hysteria,butterflies and hurricanies,stockholm syndrome ve time is running out playlist e konur sonra da tekrar başa dönülür.Bu arada benden bu gidişle hiç bi şey olmiicak diye düşünülür.
muse u sevmeyen ölsün.
 |
bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz. |
|
|