mûsikî hakkında size bilmediğiniz bir şey anlataıyım mı ?
böyle tekrar yapınca sanırım , sevimli görünmüyoruz . onun için mevzuya girelim ;
efendim , eski yunan'da ( bu tâbiri nedense çok seviyorum ) musa denilen periler var . muse 'da herhalde burdan gelmiş ama imlâda hata yapmış olabilirim . neyse , işte müzik , musa'lara ait manasında . yâni , perilerin konuşduğu dil . sorun yok değil mi efendim ?
arapça nisbet eki î olduğundan ötürü , kelime arapçaya mûsikî diye geçiyor . burda da mesele yok . türkler evvelâ kök kelimesiyle karşılıyorlar bu mefhûmu ammâ göçerlerimiz geçtikleri memleketlerden kelime almaya başlayınca , kök unutuluyor , yerine mûsikî ikâme ediliyor . batılılaşmaya başladığımız vakit , her ne kadar göçerliğimiz kalmamışsa da , onların kelimelerini de almağa başlıyoruz ve aynı mânâdaki müzik'i de kullanmağa başlıyoruz . yalnız burda zurna zırt diyor , şöyle ki :
semiolog tâifesinin iddiâ etdiği üzere eğer iki tâne farklı gösteren varsa , iki tâne de farklı gösterilen vardır . hulâsa , tamâmen aynı mânâda iki kelime yokdur , kesin işin içinde bir bit yeniği ( doğru mu yazdım aceb ?) vardır .
bu iddia bu kelime de , zannederim , doğrulanıyor .
mûsikî kelimesini bugün , doğu müziği diye tavsîf etdiğimiz , klasik müziğimiz için kullanırken , müziği bütün çeşitler için müşterek bir ıstılah olarak kullanıyoruz . şindükk , mûsikî kulağa daha hoş geliyor , müziği hiç kullanmayalım dersek ve bütün karşılamaları mûsikî üzerinde yapalım dersek , semiologlar ve ben yanılmış mı oluyoruz ? bilemiyeceğim . iş karışık , hem öyle zorla kelime mi kabûl etdirilir yahu ? tdk filan hiç öyle iş yapar mı ? değil mi efem ?