toplam 113 kişi bulundu. 13 adedi gösteriliyor.
~153 ahkam var. « sonraki sayfa 1 ... 4 5 6 7 8 önceki sayfa »
çok güzel bir film. bayıldım. herkes gitmeli, izlemeli. süperdi ya.
Ülkemiz de türk sineması adına güzel işler de yapılıyomuş dedirten film olmuş.En son babam ve oğlumdan sonra ilaç gibi geldi.Böyle filmler beni tekrardan türk sinemasını sevdirtmeye başlıyo.Kısacası satın aldığım biletin her kuruşunun hakkını veren bir film olmuş..Özgü Namal'ın oyunculuğu göz dolduruyo,saf köylü rolü ve konuşmaları cuk oturmuş rolüne(özellikle cemalle balık yeme sahnesinde epey gülmüştüm)
Cemal rolünde ki Murat Han Bey de((: mükemmel oyunculuğuyla rolünün fazlasıyla hakkını vermiş..Kendilerini yakınen görmüş biri olarak o paçoz haliyle bile gayet sevimliydi,yaptığımız röportaj da kendi ayakları üzerinde buralara geliş hikayesiyle gözüm de on kaplan gücünde karizma yaratmıştır..Mükemmel göz,dudak ve ten uyumu var adamda.Ses tonu da akıl alıcak boyutta.çok çok takdir edilesi ve beyefendi biri(şeytan smiley gülüşü)..
dün seyretmeye fırsat bulduğum film
hem güldürdü hem ağlattı(ben biraz duygusalımdır)
beni derinden etkiledi geçişleri biraz kopuk olsada sevdim :)
istenince iyi şeyler yapılabildiğinin bir başka kanıtıda olabilir
kitabı okudum filme henüz gidemedim.ancak daha gitmeden özfü namalı izleyecek olma gerginliğinie kapıldım .sizde bıkmadınızmı bu kısık sesli yer cücesinden yaw??
(Filmine dair...)
Senaryosunun Zülfü Livaneli'nin, Remzi Kitabevi'nden yayımlanan, aynı adlı kitabından uyarlandığı bir Abdullah Oğuz filmi...
*
Meryem'in (Özgü Namal) can acıtan mutluluğunun filmi...
Cemal'in (Murat Han) can acıtan kişisel tarihinin filmi...
İrfan'ın (Talat Bulut) can acıtan modern sıradanlıktan, kişisel kaçışının filmi...
*
Abdullah Oğuz'un görsel anlatım açıdan kendini üste taşıdığı filmi...
Görsel zenginiliğin ve duyumsal dengenin içinde ne kaybolacak kadar silikleşen, ne de ilgiyi tamamen kendi üstlerine toplayacak kadar sıyırılan oyuncuların filmi...
*
Ancak...
İzleyenlerin büyük kısmının görüşlerinin aksine, "Son dönemlerin en iyi Türk filmi" diyemediğim de film.
Evet, son dönemki yapımlarla kıyaslandığında iyi bir film. (Ki, Mavi Gözlü Dev'in akabinde izlenince, daha da iyi anlaşılıyor.) Yönetmen iyi, oyuncular iyi, görüntü iyi, müzikler fena değil, kurgu çok güzel. Ama, en iyi de değil.
Zira, kendi içinde bazı sorunları da var. En büyüğü de karakterlerin ruhsal durumlarının ve durumlar arasındaki geçişlerinin tam olarak aktarılamıyor oluşu.
Romanı okumadan, Cemal'in bastırılmış cinselliğini, komando iken dağda, en yakın çocukluk arkadaşının peşine düşmüşlüğü ve yaşadıklarını anlamak, bu yaşamışlıklarının üzerine kurulu cümleleri fark etmek güç.
Veya, İrfan'ın tam olarak da neden kaçtığını bilmek zor. Örneğin, " PKK militanları bir köyü basıp herkesi öldürmüşler. Geride yaşlı bir kadınla, yaşlı bir adam kalmış. Bir militan Kalaşnikof'unu doğrultup nişan almış, kadını öldürmeden önce, "Senin adın ne?" diye sormuş. Zavallı kadın titreye titreye, "Ayşe!" demiş. Bunun üzerine militan kendi anasının adının da Ayşe olduğunu söyleyip, "Anamın hatrına seni öldürmekten vazgeçtim," demiş ve silahı doğrulttuğu yaşlı adama, "Peki senin adın ne?" diye sormuş. Adamcağız da titrek bir sesle, "Vallahi benim adım Ahmet ama köyde bana herkes Ayşe der," demiş. " # gibi rezil, iç sızlatan bir fıkranın(!) anlatılıp gülüşüldüğü arkadaş ortamından ve benzeri bayağılıktan uzaklaşmak istediği anlaşılamıyor çok fazla filmde.
Evet, filmin süresi de müsade etmez belki bunları aktarmaya. Fakat böyle olunca da, anlamsız geçişler oluyor. Karakterlerin, anlamladıramadığınız sözler söylediğini düşünüyorsunuz.
Soruyorsunuz, "Bu Meryem, nasıl oluyor da onca olanları atlatıyor? Travma geçirmiş, intihara teşvik edilmiş, ölüme sunulmuş, ama olanların hemen ardından da düzgün cümleler kurabilmiş, düzgününü bırak, cümle kurmuş?"
Oysa romanda böyle değil. Geçişler daha anlaşılır. İzleyebiliyorsunuz hallerini.
*
Bunların ardından, bunlara istinaden, şunu son olarak belirtmek gerekir ki, senaryo ile roman parelel gitmiyor. Roman, geçtiği zamanın manzarasını aktarma çabasının üzerine kurulmuş: Politikası, insanları, olayları hakkında bir şeyler sunmak istiyor. İstediğini aktarmayı hedeflemiş ve karakterleri üzerinden anlatmış da. (Sıradan bir üslupla olsa da.) Film ise, roman karakterleri üzerinden kişisel acıları örüntülemiş ve sunmak istemiş. Mutluluğun bireyselliğini vurgulamaya yönelmiş. Bunu da, örneğin, romanki önemli bir karakteri (Büyükelçi) bakşa bir karaktere aktararak, bazı olayları çıkartarak ve yeni olaylar ekleyerek, sinemanın kabul edeceği "tesadüfilikleri" ve "Nasıl oldu da oldu?" sorusunu biraz da hiçe sayarak yapmaya çalışmış. Böyle olunca da, az önce yukarıda değindiğimiz ruhsal kayıplar oluşmuş.
*
Nihayetinde... İzlenmeye değer bir film olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Hem (görece) beğeni kazanmış bir romanın uyarlaması, hem konusu, hem de yönetmenin anlatımı açısından izlenip eleştirmeye değer bir film...
----
#Kitaptan, noktalama işaretlerine dahi dokunmadan, aynen alınmıştır. 39. basım, sayfa 57.
Kendi etrafında döne döne yollarda turlama isteği. Zıplamak. Oturduğun yerde zıplamak. İçinden zıpladığının dışardan da görülüp görülmediğini düşünmek. Gözlerden, kulaklardan kendi dışına taşmak. Biraz daha zıplamak içinden, döne döne..
kavramsal .......
livaneli'nin kitabından sinemaya uyarlanansa..; süper arkadaşlar...
gidin ve keyfini çıkarın
sözlükte veya sosyomatta anlatılamayacak durum..Gidilir izlenir ve mutlu olunur..
film hiçte kitabın altında kalmayarak iyi film olduğunu ispatlamıştır.kitap nasıl okunuyorsa filmide öyle izleniyor.kitap gibi film diyebiliriz.tavsiye edilir.
filmin sonlarına dogru kitaba baglı kalınmamı$ pek ama bu hali de beni hüngür hüngür ağlattı. hatta sinemadan çıkarken bi tek ben bi ağlıyorum bende bi terslik mi var diye dü$ünmedim de değil :) sinemada yeni bi yüz görmek cok iyi geldi, özgü namal ve talat bulut zaten bitirmi$ler olayı. özgüye hayranım.
zülfü livaneli'nin aynı isimli romanından beyaz perdeye yansıyan eser.. filmin görselliği oldukça güzel, oyuncular başarılı, konu kesinlikle sürükleyici. gidilesi yeni nesil türk filmi.fakat kitabı okumuş olanlar için tatmin olamama sorunsalı yine yaşanabilir..herşeye rağmen gidin, görün..
prof. irfan:
insanın genci yaşlısı olur, rüzgarın olmaz çocuklar...
Mutluluk'tan...
-Sen kirlendin Meryem. Günahın büyük. Töreyi biliysen. Artık Allah affetsin...
ana sayfamda teaserını izleyebileceğiniz abdullah oğuz filmi... Yakında sinemalarda
*Mutluyum.
-Neden?
*Neden mi?
Zaten nedenini sorarak mutluluğu bilmediğini kanıtlıyorsun.
-Bende mutlu olmak istiyorum.
*Mutluluk istenmezki
-Naapılır?
*Hissedilir
-Nasıl hissedicez peki
*@Q%&[@!!!!!!!