toplam 29 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | thebeat |
| tuttum | Drowning Man |
| tuttum | cigarette burns |
| tuttum | mulholland |
| tuttum | santrifuj |
| tuttum | marshal |
| tuttum | harnedjitef |
| tuttum | la divina |
| tuttum | beatiik |
| tuttum | kanat6 |
| tuttum | benfarinelli |
| tuttum | mias |
| tuttum | nerd |
| tuttum | fllinflash |
| tuttum | deranged |
| tuttum | grandmaster |
| tuttum | galapagosejderi |
| tuttum | binhuzunluhaz |
| tuttum | ali alisir |
| tuttum | it takes a million years to become diamonds so let |
~23 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
Bu ilacın edebi bir kafası var,böcek gibi hissediyorsun,kafka kafası.
Bir ajan en iyi homoseksüellikle kendini kamufle eder.William Tell olayıda süper,o boşalamaz eroin çaktı ben zevk alamam böcek ilacı çaktım vs.
Çıyan ciddi ciddi takip ettiğini anlayınca geri dönüp üzerine geliyor bu hayvan.
... ve aniden yourt göüslerinin arasına dökülü vermişti ... muzip ve davetkar bi ifadeyle erkeke baktı ... dudağını ısırdı ...
dünyanın en güzel naked diyen adamı robert plant bence..
o nekıd nekıd dedikçe benim soyunasım gelir..
ama gerçek olan şu kitabı okumadan yorumlamak yanlış,
ne kadar uyarlamalar asıl metinlere göre fiyasko olsa da
aynen katılıyorum tarantino nasıl katil doğanları kabul etmiyorsa,
beach filmi kitabından kat kat kötüyse ...
eleştirmek adına söylenmiş sözcükler değil arkadaşlar
sadece bence.
Burrroughs yazdıktan sonra artık onun değildir naked lunch
ve her insan onu aklının sınırlarının ötesine götürme hakkına sahiptir bence.
görsel zenginliğini yüksek dozda olan her defa izlemekten keyif aldığım bir başyapıt benim için.
-edebi bir kafa yapıyor.
-nasıl edebi bir kafa?
-kafka kafası;kendini böcek gibi hissediyorsun.
William S. Burrroughs ın aynı adlı romanından referans alan ama Cronenberg in bambaşka noktalara çektiği uçuk kaçık bir film.
Cansız varlıklara cinsel kimlik yükleme,et fetişizmi gibi croneneberg takıntılarını bolca görebiliyoruz filmde.Sanrılarla donatılmış olmasına rağmen çıkış noktasının gerçek hayat olması insanı dehşete düşürüyor.
Aslında filmde geçen şu cümle filmi özetliyor.
"Tüm rasyonel fikirler yok edilmelidir"...
cronenberg in en sevdiim filmlerinden
beat kuşağı ürün bir romandan uyarlama
yine kafka haklı çıkıyo
Muhteşem ve çarpıcı bir başyapıt.” San Francisco Examiner.
Mr. Roger Ebert neler demişti acaba?... Bilmiyorum ama, beyazperdeye aktarılması kesinlikle imkansız olarak bilinen Naked Lunch gerçekten de Muhteşem ve çarpıcı..
Başyapıt? Evet, kesinlikle. Cronenberg başyapıtların en sarsıcısı belki de. Özellikle böyle zor bir metni perdeye taşırken kaptırıp gidecek kadar sağlam bir Elliler atmosferiyle ve döneminin bugün bile “yaran” görsel efektleriyle Cronenberg filme kendini katarken, bizi yine o kendine özgü dünyasından selamlıyor...
Böcek ilaçlayıcısı olarak muhteşem! bir meslek sürdürüp yazar olmayı düşünen, aynı zamanda da kendisinden tırtıkladığı ilaçlarla kafayı yiyerek şanzımanı dağıtan ve halüsinatif bir dünyada uçan karısıyla da cebelleşerek önce çok fonksiyonlu mutfak robotu misali ortalarda gezinen bir William Tell iken, sonraları karısının fendiyle oyuna gelip böcektozu sayesinde aynı halüsinatif dünyada kendine yer bulan Bill’ in, inanılması bu kitabın perdeye uyarlanma sorunsalı kadar imkansız ama feci absürd hikayesi Naked Lunch..
Bill, bundan sonra sanrılarla dolu fantazyasında yaşar. En iyi dostları ordan burdan ce! deyip karşısına olur olmaz çıkan dev böcekler ve karısının onu boynuzladığını kulağına zikreden! daktilo makineleridir. Bu arada bu daktilo makinelerinin bir özelliği daha var; aynı anda hem daktilo hem de böcektir bunlar ve Bill’ in yeni gerçekliğine de cuk diye otururlar..
Tüm bu acayipliklere dayanamayıp sonunda kendisi de şanzımanı dağıtan Bill bir gün William Tell’ cilik oynarken boynuz kraliçesi midesiz karısını yanlışlıkla! öldürür ve film her Cronenberg filmi kadar tuhaf akmaya devam eder...
Beat kuşağının en önemli yazarı William S.Burroughs’ un karısını öldürdüğü bölümü gerçek, kalan kısmıysa yarı otobiyografik olan romanı iyi ki Hollywood tepelerinde çok gezmemiş. Yoksa ortaya çıkan iş böylesi orijinal, absürd ve keyifli olmazdı...
"her ajan bir gün kaçmak zorunda kalır ve her düşman eninde sonunda bilgi sızdırır. bunları bir yazarda yapar fakat onun tek farkı bunları rapor etmesidir." (gibimsi)
Burroughs eve gelir ve karısıyla Kerouac'ı birlikte olurlarken görür... Ginsberg de tepelerinde onlara şiir okumaktadır...
burroughs'un en ünlü eseri, dönem kuşağının kutsal metinlerinden...