toplam 380 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
nazım hikmet hakkında

~ ahkam var.
1 2 3
önceki sayfa »
nazım hikmet hayin diyen ya ipnedir yada buşt
Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum... Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum, durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:
sırrını her gün bir parça veren fakat hiç bir zaman büsbütün teslim olmayacak olan...
Ben, bir insan, ben, Türk şairi komünist Nâzım Hikmet ben, tepeden tırnağa iman, tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret ben...
SON ŞİİRİ
(Nazım'ın son şiiri....)
Gelsene dedi bana Kalsana dedi bana Gülsene dedi bana Ölsene dedi bana
Geldim Kaldım Güldüm Öldüm
NAZIM HİKMET RAN
VATAN HAİNİ
"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
NAZIM HİKMET
ran
GÖZLERİ SİYAH KADIN
Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki Çok sevdiğim başına yemin ediyorum ben Koyu bir çiçek gibi gözlerin kapanırken Bir dakika göğsünün üstünde olsa yerim Ömrümü bir yudumda ellerinden içerim Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki.
NAZIM HİKMET
Vatan haini
BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM
Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin Fedakarlığımı anlıyorsun vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yaşarız külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? İçimden bir şey : belki diyor.
NAZIM HİKMET
insan olduğun için; insan olmayan yeni edebiyat hocamızın olumsuz eleştrdği; savunduğumuz için de dersten kaldığımız büyük insan; iyi ki vardın; iyi ki varolacaksın....
memleketimden insan manzaraları
Mor Menekşe,Aç Dostlar ve Altın Gözlü Çocuk
Abe şair, bizim de bir çift sözümüz var
«aşka dair.» O meretten biz de çakarız
biraz..
Deli çığlıklar atıp avaz avaz
burnumun dibinden gelip geçti yaz
sarı
tahta vagonları
ter, tütün ve ot kokan
bir tren gibi. Halbuki ben
istiyordum ki gelsin o
kırmızı bakır bakracında bana
sıcak süt getiren gibi... Fakat neylersin,
yaz böyle gelmedi,
yaz böyle gelmiyor,
böyle gelmiyor, hay anasını... şey!..
EEEEEEEEEY...
kızım, annem, karım, kardeşim
sen
başında güneşler esen
altın gözlü çocuk,
altın gözlü çocuğum benim; deli çığlıklar atıp avaz avaz burnumun dibinden gelip geçti de yaz, ben, bir demet mor menekşe olsun
getiremedim
sana! Ne haltedek,
dostların karnı açtı
kıydık menekşe parasına!
seni düşünmek güzel şey ümitli şey dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey fakat artık ümit yetmiyor bana ben o şarkıyı dinlemek değil söylemek istiyorum
özledim istanbul seni...
'kırmızı kırmızı' 'birazdan açar' 'ufak iş bizimkisi' 'geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı' 'sevgilim,sevgilim' 'havayı dinliyorum' 'nabız yavaşladı' 'büyük öfkemizin içinde' 'benim bağırasım gelir' 'sonbahar bitti bitecek' 'ölesim geldi'
en güzel deniz: henüz girilmemeiş olanıdır. en güzel cocuk: henüz büyümedi. en güzel günlerimiz: henüz yasamadıklarımız ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür....
istanbulu sevdiren şair
28/05/1934
Karıcığım,
Mektubunu aldım.Bir şeye dikkat ettim.Seninle karşı karşıya,göz göze,diz dize olduğumuz zamanlar kırmızı dudakların kilitleniyor ve yüreğinden gelen seslerin çıkmasını bırakmıyor.Halbuki birbirimizden uzaklaşınca dudaklarının mührü çözülüyor.Yüreğinden gelen sesleri satırların kalıbına döküveriyorsun.Mesela bana doyamadığını yazıyorsun,ben bunu senin gözlerinin içinde okudumdu.Fakat dudakların bana bunu söylemediler.Hatta senin resmini yapmam için ricalarıma bile şöyle bir geçiştirme yapıverdindi.Halbuki mektubunda…Düşündüm bu niçin böyle diye ve anladım ki sen hala bir genç kız gibi çekingen ve utangaç ,bir eski zaman kahramanı gibi sertsin.Fakat bütün bu geldiğim neticelerin bir neticesi daha var ki,beni seviyorsun…Öyle bahtiyarım ki…Kafamı kazıttım.Pişmiş kelleye döndüm bu gün ayın 25’i,duruşma ayın 31’inde.Ümit dünyası bu…
Nazım Hikmet
Şehrime ulaşamadan bitirirken yolumu;bir gül bahcesinde dinlendim senin sayende.
Bir tanem! Son mektubunda: 'Başım sızlıyor yüreğim sersem! ' diyorsun. 'Seni asarlarsa seni kaybedersem; diyorsun; 'yaşıyamam! ' Yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı. Ölüm bir ipte sallanan bir ölü. Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Fakat emin ol ki sevgilim; zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nazıma!
Ben, alaca karanlığında son sabahımın dostlarımı ve seni göreceğim, ve yalnız yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim...
Karım benim! İyi yürekli altın renkli, gözleri baldan tatlı arım benim: ne diye yazdım sana istendiğini idamımın, daha dava ilk adımında ve bir şalgam gibi koparmıyorlar kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver. Bunlar uzak bir ihtimal. Paran varsa eğer bana fanila bir don al, tuttu bacağımın siyatik ağrısı, Ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı. NAZIM HİKMET
 |
bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz. |
|
|