toplam 3 kişi bulundu. 3 adedi gösteriliyor.
~10 ahkam var.
oglan kızı sever,kız oglanı sever bi bok olmaz.
işte bunun adı aşktır!
nazım hikmet kadınları sevmekle kalmamış onları hissetmiş
olacakları bütün gerçekliğiyle yazmış olanları ve olacakları onun aradığı aşk tutkusu daha çok .....
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.
Nâzım Hikmet
Ne güzel şey hatırlamak seni;
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak
koyu bir karanlık...
Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair
hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...
Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipek dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...
Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
Bu aşkın büyüklüğüne çok inanmışken nerden çıktı vera lar münevver ler? nazım hikmet beni hayal kırıklığına uğratmıştır,üzülerek söylemeliyim.(Ama bu onun büyük şair olduğu gerçeğini deiştirmez tabii)
nazım ile pirayenin mektuplarından öğrendiğim tek şey nazım hapiste umutsuz piraye sana aşığım modunda olur sonra bi umut olur veya dışarı çıkar sen benim dostumsun moduna girilir. Şiirlerinin hayranıyım ama kişilik biraz zayıfmış nazım üstad ....
Asıl adı: Hatice Zekiye Pirayende
Piraye, Nazım'ın yıllarca vefalı dostu, sevinç ve kederinin ortağı olmuştur.
"Kitap okurum:
İçinde sen varsın,
Şarkı dinlerim:
İçinde sen.
Oturdum ekmeği yerim:
Karşımda sen oturursun,
Çalışırım:
Karşımda sen,
Sen ki, her yerde "hazırı nazır"ımsın,
Konuşamayız seninle,
Duyamayız sesini birbirimizin:
Sen benim sekiz yıldır dul karımsın..."
Nazım Hikmet, Münevver'e aşık olur sonra.
"Piraye ile aramızdaki münasebetlerden bir tanesini, ancak bir tanesini ve zaten bilfiil mevcut olmayan bir tanesini kesmek lazım geldi. Yani kadın-erkek, karı-koca münasebetimizi... tahmin ettiğin gibi, bunun lüzumuna karar veren benim. Piraye'ye ve kendime -evet artık kendime de- o kadar saygım var ki, Piraye benim için öyle mükemmel, öyle yiğit, öyle iyi ve kendisine en güzel senelerimi, en iyi eserlerimi borçlu olduğum insan ve kadındır ki, ona yalan söyleyemezdim."
Ayrılır Piraye'den, hapishanede evlenirler Münevver ile...
Yeni sevgiliye şiir yazma zamanıdır artık:
"Anladın ya işin başımdan aşkın,
Beni lafa tutma gülüm,
Ben sana aşık olmakla meşgulüm."
nazım hıkmet kultur merkezi- pıraye kafe
gidip görunuz
Ali Suavi Sokağı (Sanatçılar Sokağı), No: 7,
Bahariye - İstanbul
"Bir tanem!
Son mektubunda:
'Başım sızlıyor yüreğim sersem! ' diyorsun.
'Seni asarlarsa seni kaybedersem;
diyorsun;
'yaşıyamam! '
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin
kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı. "
dedirten aşk