1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

ney ile ilgiliyim diyenler

toplam 315 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.



ney hakkında ney

~127 ahkam var. « sonraki sayfa 1 2 3 4 ... 7 önceki sayfa »

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    çünkü ney üflenir ... nasılki kıyafet giyip aksesuarları takıyorsak ... gözlük giyilmez takılırsa ... buda öyle birşey ... ney üflenir çalınmaz ...

    lokjuh   01 Haziran 2008 00:21   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    her ney çalınır lafından sonra "ney çalınmaz ney üflenir" diyenlerden gına geldi. ney üflenir denir. ama ney aynı zamanda bir enstrümandırda genel olarak bakarsak. enstrümanlar çalınır doğal olarak. sözlere neden takılır insanlar bu kadar ? kimi ney çalar kimi ney üfler. önemli olan manadır

    naranjaman   21 Mayıs 2008 05:28   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    tam şu sıralarda saba meltemi eserken saba makamından yalvarmak. sevgilinin saçlarında gezip bizi kıskandıran, sevgiliden haber getirdiği için bizi sevindiren bu makam, neye en yakışan makamdır.

    naranjaman   21 Mayıs 2008 05:25   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bu muhteşem bişidir, kutsallığı var bu sesin sanki!

    TotalEclipse   21 Mayıs 2008 05:16   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ney üflemeyi özledim...:((

    scordatura   06 Nisan 2008 12:18   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    üflenir mi çalınırmı çırpılır mı İNLETİLİRMİ bilmiorm ama ölmeden çalacağım sonların müzikleri gibi son nokta..

    psydelicalien   21 Mart 2008 01:19   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    10 dk üflemeyle anca korku filmi fonlarındaki yaratık sesini çıkarabildiğim yüce müzik edevatı=)

    orion2685   14 Mart 2008 17:06   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sazla napılır tıngırdatılırmı =Pp

    Krl   11 Mart 2008 00:23   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sonuçta ney çalınmaz üflenir ... birçok türk sazıda zaten çalınmaz ...

    lokjuh   11 Mart 2008 00:19   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    tamam peki
    a:efe ney üflüyo
    b:ney üflüyo?
    a:evet baya iyi hemde

    Krl   11 Mart 2008 00:16   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ney çalınmaz üflenir ...

    lokjuh   11 Mart 2008 00:14   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    a:efe ney çalıyo
    b:ney çalıyo?
    a:evet baya iyi hemde

    Krl   11 Mart 2008 00:11   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ney çalınmaz üflenirr...

    nefem   11 Mart 2008 00:00   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Neyim varki NEY'den başka...

    tedofurido   10 Mart 2008 23:57   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ney?

    primat   21 Şubat 2008 17:46   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    gerizekalı ney hocam asılmasaydı bana şimdi bi hayli ilerlemiş olacaktım...:(((
    şimdi evde sadece bakışıyoruz neyimle...

    kmnst   21 Şubat 2008 17:37   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Türkiye'nin farklı illerinde çalışan polis memuru arkadaşlar tarafından çıkarılan 'SON iSTASYON' adlı kültür sanat ve edebiyat dergisininin ilk sayısında neyzen veysel VARCAN İLE YAPTIĞI söyleşiyi sizlerle paylaşmak istedim.... güzel bir NEy'leşi...yoğun iş temposunda bize zaman ayırıp sorularımızı samimiyetle cevapladığı için veysel hocama tekrar teşekkür ederim....

    Yasin Kara
    _

    Neyzen, Veysel Varcan ile Neyleşi.

    “Aşığın, bir tane sevgilisi olur”.

    Son İstasyon ekibi olarak yıllardır Kızlarağası hanında feryat eden sesi: Ney’i merak ettik.
    Bu dertli sesi yüreğinden gelerek üfleyen, neyzen Veysel Varcan ile bir Neyleşi yapmaya karar verdik.Kendisi de bizi kırmayıp iş yoğunluğunun arasında tebessüm ve samimiyet eşliğinde sorularımıza yanıt verdi. Öyle ümit ediyorum ki bu içli ses daha uzun yıllar feryat etmeye devam edecek.Sizin de yolunuz İzmir’e düşerse bir gün, Kızlarağası’na uğrayıp eşsiz sesten nasibinize düşeni gönlünüzün bir kenarına koyun. Daha fazla söze gerek yok. Bakalım Veysel Varcan ile nasıl Neyleşmişiz.

    Yasin Kara: Hocam, ney nedir?
    Veysel Varcan: Güze bir soru . Ney hayattır. Ney benim hayatımdır. Hayal dünyası, düşünce ve fikrin aktarıldığı bir sazdır. Neyin ayrı bir gizemi var. Doğal bir saz. Neyde icrayı kolaylaştırıcı bir uzuv yok. Nefesle icra edilmesi etkileyici bir özelliği.Yüreğinden üfleyerek icra edilen bir saz olması daha da etkileyici olmasını sağlıyor

    Yasin :Kara: Ney’in tarihsel gelişimi hakkında bilgi verir misiz?
    Veysel Varcan: Bugünkü bilgilerle 3-4 bin yıllık bir tarihi var. Eski Sümerlerden beri Ney kullanılıyor. Anadolu’da Mevlana ile yaygınlık kazandı. Dünyanın bir çok yerinde icra ediliyor. Bizde farklı bir yorumla incelik kazanmış. Günümüze kadar gelişinde ufak tefek değişiklikler olmuştur. Yirminin üzerinde Ney akordu vardır. Başlangıç için ‘Kız’ ve ‘Mansur’ Ney tavsiye ediliyoruz.

    Yasin Kara: Peki sizin Ney ile tanışmanız nasıl başladı?
    Veysel Varcan: Ben, çocukluğumdan beri müzikle ilgileniyorum.
    Ney ile ilk tanışmam fiziksel olarak 22-23 yaşlarımda , İskenderiye Kitaplığı’nın sahibi Mustafa Kaylı ve Ebru hocası Nuri Pınar sayesinde hocam Sencer Derya ile tanışmam ile başladı..Allah onlardan razı olsun. Sencer Derya hoca bir çok öğrenci yetiştirmiştir. Emeğini hiçbir zaman ödeyemem. Kendisi İzmir’in Ödemiş ilçesinde yaşamaktadır. Usta çırak ilişki içinde meşkettik. Ney benim içimde bir uhdeydi. Aile ve ortam bunu geciktirdi. Keşke daha önce tanışsaymışım.
    Yasin Kara: Ney, artık birçok müzik ile icra ediliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
    Veysel Varcan: Ney, teknik açıdan ortalama 3 oktavlık ses genişliğine sahip. Bu yönüyle artı bir özelliği var. Doğal bir saz olduğu için elde etmek istediğiniz bütün sesleri bulabiliyorsunuz. Sınırlama yok. Dudak açısı ve parmak açıp kapama ile sesleri elde etmek mümkün.Yaşadığı coğrafya itibariyle, İran’da, Arap ülkelerinde ve bizim topraklarımızda bir takım farklı yorumlarla icra edilmektedir.
    Evrensel bir saz. Avrupa’da yaygınlaşıyor.Ben, üretim ve satışı ile ilgilendiğim için dünyanın her yerinden talep var.Sazın özelliği itibariyle dünyada bütün müziklerle icra edilebiliyor.

    Yasin Kara: Mercan Dede hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Veysel Varcan : Kendisiyle tanışmadım. Fakat yaptığı çalışmaları takip etmeye çalışıyorum.
    Neye küçümsenemeyecek kadar faydası olmuştur. Mercan Dede gibi yaşamaya çalışan insanlar aynı zamanda ney ile tanışıyorlar. Bu beni sevindiriyor. Ben, burada bunu somut olarak yaşıyorum. Ben şekilci bir insan değilim. Kılık ve kıyafete önem veren bir insan değilim. Mercan Dede’nin Neye faydası olmuştur. Benim öğrencilerimden çoğu Mercan Dede
    İsmi ile giriyor. Bu görmezlikten gelinemez.

    Yasin Kara: ‘Yansımalar’ için neler söyleyebilirsiniz?
    Veysel Varcan: Birol Yayla ve Şenol Filiz Ney ile alakalı güzel işler yapmaktadırlar.Neye büyük ölçüde katkıları olmuştur.Evrenselliği ortaya koyma adına çalışma yapanları takdirle izliyorum.

    Yasin Kara: Ney sazı sizi hiç heyecanlandırıyor mu?
    Veysel Varcan: İcra ile üretimi, yani ney açkısını birlikte yaptığım için, açtığım her kargıda ilk sesi ben duyuyorum.Bu beni heyecanlandırıyor. Her defasında aynı heyecanı duyuyorum.
    Neyin ortayı çıkışı da beni çok heyecanlandırıyor.

    Yasin Kara: Neyzen deyince aklınıza ilk gelen isimleri söyleyebilir misiniz?
    Veysel Varcan: Vefat edenlerden başlayabilirim: Aka Gündüz Kutbaş, Selami Bertuğ, Halil Dikmen, Emin Dede, Aziz Dede. Hayatta olanlardan aklıma gelenler ise: Niyazi Sayın, Sadrettin Özçimi, ve Ahmet Şahin. Tabi ki bu isimleri çoğaltmak mümkün ama şimdilik bu isimleri verebiliyorum.

    Yasin Kara: Ney’e yeni başlayanlar için neler söyleyebilirsiniz?
    Veysel Varcan: En önemlisi doğru bir Ney ile başlamak. Sesleri akortları doğru bir Ney.
    Ve işin ehli bir hocadan ders almak. “Ben bir deneyeyim” diye başlamamak lazım. Böyle dersek sadece denemiş oluruz. Ama “ ben bunu yapacağım” diye başlamak en doğrusu. Böyle düşünürsek başarılı oluruz. Zor bir saz ama imkansız değil.

    Yasin Kara: Ney derslerini kimlerle ve nasıl yapıyorsunuz?
    Veysel Varcan: Meşk geleneğini takip ediyoruz. Birebir ders veriyorum. Prensip olarak süreklilik olmasını istiyorum. . Derslerime önem veriyorum. Derslerimi aksatmam. Her yaş ve kesimden öğrencim var: Bürokrat, esnaf, memur, öğrenci. 9- 10 yaşlarından tutun 50 ve üzeri yaşlarda öğrencilerim var. Bu aşk işi.Bu aşk insanın gönlüne düştüğü zaman yaş tanımıyor.Türk musikisi dersleri veriyoruz. Adabı usulü ile yapıyoruz. Ney bir kültürdür.
    Onu da aktarmaya çalışıyoruz. Musikimiz çok zengin. Çok aceleci davranmamak gerekiyor. Kısa sürede sonuça ulaşılmaz. Ben hemen neyzen olayım denilmez. Ney ve müziğimiz çok zengin. Kısa bir zamanda olacak işler değil. Sabırla çalışan Ney icra edebilir.

    Yasin Kara: Ney dersleri dışında neler yapıyorsunuz.
    Veysel Varcan: Ney açkısı ile ilgileniyorum .Atölyede çalışıyorum. Onun dışında konserler gidip ney icra ediyorum. Tasavvuf dini müzik formatında sesimle çalışma yaparım.Okuyuculuk yaparım. Yine dini müzik formatında beste çalışmalarım var.

    Yasin kara: Bu alanlarda yaptınız çalışmalarınız var mı?
    Veysel Varcan: Ney sazı ile ilgili ve Tasavvuf müziği ile ilgili olan okuyuculuk şeklinde hazırlıklarım var. İnşallah çıkar. Bunları hatıra olsun diye yapmak istiyorum.

    Yasin kara: Ney yapımı basit midir? İsteyen herkes ney açabilir mi?
    Veysel Varcan: Ney, görünümün basitliğinin aksine zor olan bir sazdır. Nasıl olsa bunun üzerinde 6-7 tane delik var bende yaparım demek yanlış olur. Bu, yanlış saz üretmeye sebep oluyor. Böylece insanlığa büyük bir zarar veriliyor.Saygılı olmak gerekiyor.Ney üretimi bilimsel bir hadisedir. Tecrübe ve bilgi ile doğru bir ney üretilir

    Yasin Kara: Ney dışında başka bir sazı icra ediyor musunuz?
    Veysel Varcan: Hayır.başka bir sazı icra etmiyorum.Sencer Derya hocam ile meşk ettiğimiz ilk dönemde aynı zamanda bağlamaya da merakım vardı.Bir bağlama aldım kendimce öğrenmeye çalışıyordum.Hocam, bir gün beni bağlamayla uğraşırken gördü..”Bu bağlamayı istersen birine ver, istersen sat. Hem Ney ile ilgilenip hem de bağlama ile ilgilenmek olmaz. Aşığın bir tane sevgilisi olur” dedi..Bende bu yüzden sadece Ney sazını icra ediyorum.

    Yasin Kara: Kaç yıldır Kızlarağası Hanında bulunuyorsunuz?
    Veysel Varcan: Yaklaşık 4 yıl oldu.

    Yasin Kara: Kızlarağası Hanında çalışmak nasıl bir duygu?
    Veysel Varcan: Tarihi bir atmosfer var. Burada huzur buluyorum

    Yasin Kara: 2007 yılının UNESCO tarafından Mevlana yılı ilan edilmesini nasıl buluyorsunuz.?
    Veysel Varcan: UNESCO ile ilgi bir şey. Biz Mevlana’yı her zaman anıyoruz. Her zaman hatırımızda. Mevlana yılı ilan edilmesi tabi ki güzel bir şey. Hz Mevlana’yı tanımamızda yaygınlık kazanacak. Bizim kültürümüzde her hangi bir şeyi ön plana çıkarma, bir gün tahsis etme yok.
    Mevlana unutulmamalıdır. Dünyada herkesin okuduğu ve takip ettiği biri. Bunu burada anlatmak da zor.UNESCO’NUN böyle bir çalışma yapması çok güzel.

    Yasin kara: Veysel Varcan kimdir?
    Veysel Varcan: 1967 Erzurum doğumlu, ilk öğretiminden itibaren İzmir’de yaşayan, kendi kültürüne kendi değerlerine hizmet etmeye çalışan, musiki ile yoğrulan, ön planda olmayı sevmeyen biri. Bizde var olanların hepsi Allah’ın bir lütfu. Ona her zaman şükür içerisinde olmak zorundayız

    Yasin Kara: Çok hoş bir Neyleşi oldu.Ben keyif aldım.Yoğun işlerinizin arasında bize vakit ayırıp sorularımızı cevapladığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak, Son İstasyon ekibine neler söylemek istersiniz?
    Veysel Varcan: Her şey den önce çalışmalarınız takdir ediyorum. Bizim kültürlerimize ve zenginliklerimize hizmet ettiğiniz için teşekkür ederim. Ciddi işlerler ilgileniyorsunuz. Bizim ilgi alanımızda olan bir çalışma ile ilgilendiğiniz için teşekkür ederim. Bende keyif aldım. Bundan sonraki çalışmalarınızda başarılı olmanızı diliyorum..

    Son İstasyon, ,….. ………

    tarhanakokanadam   31 Ocak 2008 16:56   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ney gibi ol ki sana üfleyen olsun.

    ahmetan   18 Ocak 2008 20:19   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Ney'in Tarihçesi

    NEY SÖZCÜĞÜNÜN ETİMOLOJİSİ VE NEY’İN TARİHÇESİ

    Sümerce’ den Farsça’ ya geçen “ nâ ” veya “ nay ”, kamış, kargı anlamlarına da gelen bu çalgının en eski adıdır. Arap toplumunda üflemeli çalgıların hemen tümü için kullanılan “ mizmâr ” sözcüğü, (nefes borusu, ses organı anlamında) ney için de kullanılmıştır. Türkçe’ de ise hemen her zaman “ ney ” olarak anılmıştır. Çeşitli Avrupa ülkelerinde de benzer adlarla (örneğin Romanya’da “ naiu ” adıyla) adlandırılmıştır.

    Farsça çalan, icrâ eden anlamına gelen “ zeden ” sözcüğünden takılanarak oluşturulan “ neyzeden ” bozularak, ney icrâcısı anlamında günümüzde de kullanılan “ neyzen ” e dönüşmüştür. Aynı anlamda Arapça kurallarına göre oluşturulan “ nâyî ” sözcüğü de kullanılmıştır.

    Sümer toplumunda MÖ 5000 yıllarından itibaren kullanıldığı sanılan bu çalgıya ait elimizdeki en eski bulgu, MÖ 2800-3000 yıllarından kalan bugün Amerika’da Phledelphia Üniversitesi Müzesi’ nde sergilenen neydir. Çalgının o dönemlerde de dinsel törenlerde kullanıldığı sanılmaktadır. Assomption rahiplerinden Thibaut’ un “esrârengiz, cezbedici, tatlı ve âhenkli bir ses” diye tanımladığı ve şu şekilde şiirleştirdiği ney sadâsı, her dönemde insanları derinden etkilemiş, özellikle dinsel duyguları çağrıştırmıştır:

    “ Kamışların üzerinden geçerken,

    Kuşları uyandırmaya korkan tatlı bir meltemin kanat çırpınışları”.

    Sadâsından gelen bu özellik neyi, ilişkide bulunduğu her toplumda önemli bir çalgı haline getirmiştir. Türklerin İslâmiyeti kabûl ile birlikte kullanmaya başladıkları ney, Xlll. yüzyıldan itibaren İslâm tasavvufunun sembolü haline gelmiştir. Bunda bu yüzyılda yaşamış büyük mutasavvıf, filozof , şâir ve velî Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî ’nin rolü büyüktür.

    XV. yüzyılda yaşamış bir gezgin olan Hoca Gıyaseddin Nakkaş’ ın seyahatnâmesinde kendilerine mahsus bir nota yazısı geliştirip kullandıklarını da bildiğimiz Hıtay Türkleri’ nin hâkanlık sarayında gördükleri oldukça ilginçtir:

    “ Sadinfu şehrindeki hâkanlık sarayının önünde üçyüzbin kadar kadın ve erkek toplanmıştı. İkibin kadar sâzende sazlarını aynı sese düzenleyip (akord edip), hep bir ağızdan hâkana duâ ettiler. Köslerin iki yanlarında kemençe, ney, mûsikâr ve diğer sazlarla hânendeler oturmuşlardı. Neyzenlerin bazıları neyi bilindiği üzere çalıp, bazıları ortasındaki deliklerden üflüyorlardı.”

    Mûsikîde çok ileri gittikleri bilinen Hıtay Türkleri’ nin neyi, Orta Asya’ da eskiden beri kullandıkları ve hatta onu tıpkı bir yan flüt gibi de üfledikleri anlaşılmaktadır.

    Tarihte Nây-ı Türkî, Hoş Nây (veya Koş Ney), Kurre Nây gibi adlarla anılan bugün yapısını ve özelliklerini tam olarak bilemediğimiz ney adından türemiş pek çok çalgı bulunmaktadır. Ancak birer meydan sazı olarak kullanılan bu çalgıların bugünkü formundan çok farklı olduğunu sanıyoruz.

    NEY’ İN TÜRK TASAVVUF DÜŞÜNCESİ’ NDEKİ YERİ

    Türklerin İslâmlaşma süreci X. yüzyılda başlamıştı. İslâmiyet ile birlikte zaten toplumda var olan mistik düşünce ve anlayış islâmî bir kimliğe bürünerek, Türk tasavvuf anlayışının temellerini oluşturdu. Hoca Ahmet Yesevî, Hacı Bektâş-ı Velî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî bu anlayışın Türk toplum hayatına yerleşmesini sağlamışlardı.

    Türklerin İslâmiyetten önceki dinleri olan Şamanizm, Animizm ve Totemizmde de mûsikînin çok önemli rolü vardı. Bu dinlerin tümünde törenler müzik eşliğinde yapılırdı. Örneğin çoğunlukla hâkim olan Şamanizmde kam, baksı veya şaman denilen din adamları ellerinde kopuz ile dolaşır, dînî mesajlarını mûsikî yardımıyla iletirlerdi. İslâmiyette de mûsikîye karşı bir cephe mevcut değildir. İslâm Peygâmberi Hz.Muhammed, Kuran’ ın güzel sesle ve kâideye müstenîd âhenkle okunmasını öğütlemiştir. Tecvîd ve Kıraat işte bu rağbetin sonucunda doğmuştur ve mûsikî ile yakın ilişkileri vardır.

    Türklerin dînî hayatlarında mûsikî her zaman yer almıştır. Özellikle tekke hayatında, âyin ve diğer dînî törenlerde (cem, zikir, deverân vs.) mûsikînin rolü büyükse de bir çok tarîkatin törenlerinde telli çalgıların yer almasına cevâz verilmemiştir. Ancak hemen hemen bütün tarîkatlerin törenlerinde bendir ile birlikte ney yer almıştır.

    Bilhassa Mevlevîlikte neyin önemi çok büyüktür. Hz. Mevlânâ Mesnevî’ sine şu sözlerle başlamıştır:

    “ Bişnev ez ney çün hikâyet mî küned

    Ez cüdâyîhâ şikâyet mî küned

    Gez neyistân tâ merâ bübrîde end

    Ez nefîrem merd ü zen nâlîde end

    Sîne hâhem şerha şerha ez firâk

    Tâ begûyem şerh-i derd-i iştiyâk ”

    “ Dinle neyden, zirâ o birşeyler anlatmada

    Ayrılıklardan şikâyet etmededir.

    Ney der ki: Beni kamışlıktan kopardıklarından beri,

    İniltim kadın - erkek herkesi ağlattı.

    Ayrılık bağrımı delik deşik eylesin,

    Tâ ki aşk derdini anlatabileyim.”

    Hz. Mevlânâ’ ya göre mûsikî Allah’ ın lisânıdır. Yüce yaratıcı Bezm-i Elest’ te ruhlara mûsikî ile seslenmiştir. Bu sebepten hangi milletten, hangi dilden olurlarsa olsunlar, insanlar mûsikî ile aynı duyguları paylaşabilirler. Hiçbir sanat insan rûhuna mûsikî kadar doğrudan doğruya ve içinden kavrayacak şekilde nüfûz edemez. Mûsikî, son derece değerli bir mânevî temizlenme, ferahlama ve yücelme vâsıtasıdır. Rûhu kir ve paslardan temizlediği gibi, ona batmış olan dikenleri de ayıklayarak tedâvi eder. Mûsikî ile temizlenmeyen rûh yükselemez, aksine yerdeki bayağı ihtiraslara bulaşarak kirlenir ve körelir. Gerçek mûsikî insana hayvânî hisleri hatırlatmak şöyle dursun, ona “sonsuz varlık” ı hissettirir, sezdirir. Bu sezgiyle onu O’ na yaklaştırır ve nihâyet ulaştırır. Bunda en etkili ses ise ney sadâsıdır.

    Hz. Mevlânâ’ nın fesefesinde ney, “insan-ı kâmil” in (yani bir takım merhalelerden geçerek olgunlaşmış insanın) sembolüdür ve aşk derdini anlatmadadır. Benzi sararmış, içi boşalmış, bağrı dağlanarak delikler açılmış, ancak Yüce Yaratıcı’ nın üflediği nefesle hayat bulan, tıpkı insan gibi geldiği yere özlem duyan ve delik deşik olmuş sînesinden çıkan feryâd ve iniltileri ile insanlara sırlar fısıldayan bir dosttur. Bu sebeple ney, mevlevîlerce kutsanmış ve “ nây-ı şerîf ” diye anılmıştır.

    “ Ney hadîs-i râh-ı pür hûn mîküned

    Kıssahâ-yı ışk-ı Mecnûn mîküned ”

    “ Ney, kanla dolu bir yoldan bahsetmede,

    Mecnûn’ un aşkından hikâyeler anlatmadadır.”

    “ Âteş-i ışkest ke’ender ney fütâd

    Cûşiş-i ışkest ke’ender mey fütâd ”

    “ Aşk âteşi ki neyin içine düşmüştür,

    Aşk coşkunluğu ki meyin içine düşmüştür.”

    “ Hem çü ney zehrî vü tiryâkî ki dîd

    Hem çü ney demsâz ü müştâkî ki dîd ”

    “ Ney gibi hem zehir, hem panzehir,

    Ney gibi hem hemdem, hem müştâkı kim gördü? ”

    --------------------------

    Kaynak : www.turkmusikisi.com

    kinslamer   09 Aralık 2007 04:48   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    hu !

    naranjaman   13 Kasım 2007 01:07   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :QuaSSy

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.