1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

nick cave ile ilgiliyim diyenler

toplam 484 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.


nick cave hakkında nick cave

~122 ahkam var. 1 2 3 ... 7 önceki sayfa »

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    hıhı

    NoQuarteR   24 Eylül 2008 03:23   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    masaüstünde nick cave olan bi adam vardı.fildi.

    michelle binoche   24 Eylül 2008 03:21   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    jesse james'i ost'de ortalığı dağıtmış. böyle tematik bir çalışma görmemiştim daha önce. klas.

    Liquefied   12 Eylül 2008 01:43   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    muhteşem insan, adam resmen uyuşturucu üretiyor ama kimse durduramıyor.

    yagmur ann crawley   02 Eylül 2008 13:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    gıcık tipi var sesi iyi

    Fratti   28 Ağustos 2008 17:14   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sesine kurban olduğum

    sweetlorraine   04 Temmuz 2008 11:48   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Nicholas Edward Cave, 22 Eylül 1957’de Avustralya Warracknabeal’da doğdu. Eğitimi için Melbourne’a gittiğinde Cave, daha sonra ilk gurubu olacak “The Boys Next Door”un üyeleri Mick Harvey, Tracy Pew ve Phil Calvert’le tanıştı. Ayrıca burada daha sonra hayatının aşkı olduğunu söylediği Anita Lane ile de tanıştı. Ve onun için ilk romanını yazdı. Önceleri “The Boys Next Door” kolejlerde konserler verip oldies parçalar çalan bir grup olarak biliniyordu.

    Fakat bu şöhretlerini 1979 yılında guruba, Rowland S. Howard katılmasıyla birlikte yazdıkları ‘World Panic and Masturbation Generation’ gibi parçalarla sağlam bir temele oturttular. Bu parçayla büyük bir ilerleme gösteren grup aynı zamanda çıkartacakları ilk albümlerinin stüdyo çalışmaları için de zaman kazanmış oldu. Fakat, “Brave Exhibition” hiç bir zaman piyasaya sürülmedi. 1979 Mayıs’ında grup, henüz müzik piyasasında yeni olduklarının bir göstergesi olan, içinde pop şarkılarının bulunduğu “Door Door” albümlerini çıkardı.

    Grup üyeleri, albümün canlı performansını sergilemek için verdikleri konserlerde gösterdikleri dengesiz davranışlarla, çaldıkları kulüplerden atılıp, polis tarafından uyarılmaya başlandı. Bütün bunlara rağmen grup üyeleri, yeni ve daha fazla parçalar yapıp 1979 Aralığında yeni albümleri “Hee Haw”u çıkardı. Bu albümle birlikte punk melodileri grubun parçalarına iyice yerleşti. Ayrıca Nick Cave’in soloları, onun büyük bir özelliği olan kısa hikayelere dönüştü. Grup, bu albümden sonra daha iyi ve başarılı çalışmalar yapmak için Avustralya’dan Londra’ya taşındı. Burada adlarını kendi yaptıkları bir parçadan esinlenerek “The Birthday Party” olarak değiştirdiler.

    The Birthday Part’nin ilk albümleri 1981’de çıktı. “Prayers on Fire” hayranlarının ve eleştirmenlerin onlardan bekledikleri başarıyı yakaladı. Fakat bu başarının getirilerini yaşayamadan, İngiliz resmi yetkilileriyle grup arasında gerginlik arttı ve bazı üyeler hakkında alkol ve uyuşturucu soruşturması açıldı. Yaptıkları bir kaç başarılı albümden sonra aralarında anlaşmazlıklar ortaya çıktı ve beklenen ayrılığın çok yakında gerçekleşeceği anlaşıldı. Berlin turnesinde grup “Einstürzende Neubauten” adlı bir grubun başarılı performanslarının farkına vardı. Nick, grubun geri vokalinde bulunan Blixa Bargeld’le tanıştı. Nick ve Bargeld, birlikte başarılı çalışmalar yapabileceklerini anladılar. Böylece “The Birthday Party” Berlin’e taşındı ve burada son albümleri “Mutiny”i kaydetti.

    Avustralya turnelerinden hemen önce Mick Harvey gruptan ayrıldı. Bu ayrılıkla birlikte Nick Cave ve Rowland Howard arasındaki gerginlikte gitgide arttı. Ve grup dağıldı… Uzun bir aradan sonra 1984 yılında Nick Cave, “Nick Cave, Man or Myth?” adında bir dizi sahne şovu düzenledi. Sahnede Cave’e Mick Harvey, Blixa Bargeld ve Barry Adamson da eşlik etti. Mayıs ayında ilk singleları ‘In The Ghetto’ piyasaya çıktı. Bu parça Nick Cave’in her geçen gün daha fazla taptığını söylediği eski bir Elvis Presley parçasıydı. Single’ın B-yüzünde ise ‘The Moon ıs The Gutter’ vardı. Single “Nick Cave and The Bad Seeds” kaydı olarak piyasaya çıktı. Böylece Nick Cave sonuna Bad Seeds takısını da almış oldu. Böylece grup oluştu. Grubun üyeleri kendi projeleri üzerinde çalışmaya devam ettiler. Grubun devamlı üyeleri olarak ise Mick ve Blixia gösterildi.

    1984 yılında ilk albümleri “From Here To Eternity” çıktı. 1985 yılında ise ikinci albümleri “The Firstborn is Dead” piyasaya sürüldü. Bu albümden çıkan ‘Tupelo’ adlı parçada, Cave’in 1989 yılında çıkartacağı kitabı “And The Ass Saw The Angel” dan alıntılar bulunuyordu. 1986 yılında grubun 2 albümü çıktı. Bunlardan ilki “Kicking Against The Pricks”, blues ağırlıklı bir albümdü. Albümde Tracy Pew ve Rowland S. Howard’ında katkıları bulunuyordu. Diğer albüm ise iki EP’den oluşan “Your Funeral…My Trial” oldu. 1988 yılında Wim Wenders’ın filmi ”Der Himmel Ueber Berlin” (Wings Of Desire)’da, Nick Cave’in ‘The Canny’ ve canlı olarak söylediği ‘From Here To Eternity’ parçaları, filmin soundtrack’inde bulunuyordu.

    Nick Cave ayrıca Wim Wenders’ın “Until The End Of The World” ve “Far Away So Close” filmlerinin soundtrackleri içinde parça hazırladı. Grubun bir sonraki albümleri “Tender Prey” 1988 yılında piyasaya çıktı. Bu albümden sonra Cave, Berlin’den Brezilya, Sao-Paolo’ya gitti. Burada, turne sırasında Viviane Carneiro’yla tanıştı. Cave, Brezilya’da 1990 yılında “The Good Son” adlı albümünü çıkardı. Brezilya’da çıkardığı bu albümde; Cave’e, Brezilyalı müzisyenler Kid Congo Powers, Bad Seeds olarak eşlik etti. 1989’da, senaryosunu ve soundtrack’ini yazdığı ve aynı zamanda rol aldığı “Ghosts…of the Civil Dead” vizyona girdi. Film hapisanede geçen bir öyküyü anlatıyordu. Uzun bir süre albüm çıkarmayan Nick Cave, bu sessizliğini 1992 yılında “Henry’s Dream” adlı albümüyle bozdu. Albümün çıkışından sonra bir dünya turnesine çıkan Nick Cave & The Bad Seeds’in üyelerinde de değişiklik oldu. Grup; Nick. Blixia, Mick, Thomas, Martyn P. Casey ve Convey Savage olarak dünya turnesine çıktı.

    1993 yılında çıktıkları turnede grubun ilk canlı performansları kaydedildi ve “Live Seeds” olarak piyasaya sürüldü. Bad Seeds’in geçmiş 10 yılının izlerini taşıyan albüm, Peter Milne’ın fotograf kitabıyla birlikte satışa sunuldu. Kitapta, grubun 1992/1993 yıllarında çıktıkları turnelerden çekilmiş fotografları bulunduruyordu. 1993 yılında Nick Cave tekrar Londra’ya yerleşti. Burada Bad Seeds’in dokuzuncu albümleri “Let Love In”in kayıtları yapıldı. 1996 yılında “Murder Ballads” piyasaya çıktı. Bu albümde konu olarak, cinayet olgusu işleniyordu. Albümde Nick Cave’in; PJ Harvey ve Kylie Minogue’la yaptığı düetler de bulunuyordu. Albümde diğer adı geçen sanatçılar ise Shane Mc. Gowen ve Warren Ellis. Bütün bunların dışında Nick Cave, televizyon dizisi X-Files’ın müziklerinden oluşan “Songs In The Key Of X” toplama albümünde ‘Red Right Hand’ adlı parçayı seslendirdi.

    Nick Cave, 1996 MTV Müzik Ödüllerin’de en iyi erkek sanatçı ödülünü kazandı. Fakat Cave bu ödülü, sanatın ödüllerle kısıtlanamayacağını düşündüğü için kabul etmedi. 1997’de yeni albüm “The Boatman’s Call” piyasaya çıktı. Bu albümde, Bad Seeds olarak, Warren Ellis ve Jim Sclavunos vardı. Müzik tarzlarıysa bu albümle radikal bir değişim gösterdi. Hatta bazı şarkılarında dinsel öğelerin bile bulunduğu söylenebilir. Kısaca bu albümle birlikte Cave, duygularını daha iyi anlatabiliyordu diyebiliriz. Albümün hemen ardından, Nisan ayından Temmuz ayına kadar süren ve Fransa’da başlayan bir Avrupa Turnesi gerçekleşti. Bunu Kasım ayında kısa bir Avustralya turnesi takip etti. 1998 yılında bir kaç parçanın klibininde yer aldığı “The Best of Nick Cave and the Bad Seeds” albümü yayınlandı. Albümdeki parçalar, Bad Seeds üyesi Mick Harvey tarafından seçildi. Tabii ki Harvey’e, bu seçimlerinde diğer Bad Seeds üyeleride katkıda bulundu. Albümde bonus parçalar olarak 1997 yılında Royal Albert Hall’da verdikleri konserlerinden canlı performans kayıtları bulunuyordu. 1998 Eylül’ünde Nick Cave and The Bad Seeds turne için 7 yıl aradan sonra tekrar Amerika’ya gitti.

    Nick Cave And The Bad Seeds’in “No More Shall We Part” albümünden çıkan ilk single ise 19 Mart’ta piyasaya sürülen ‘As I Sat Sadly By Her Side’ oldu. Bu albümde yer alan Bad Seeds üyeleri: Mick Harvey, Blixia Bargeld, Thomas Wydler, Martyn Casey, Conway Savage, Jim Sclavunos ve Warren Ellis. Nick Cave And The Bad Seeds’in Şubat 2003’te yayınlanan albümü Nocturama oldu. 2005 ‘te ise Abbatoire Blues the Lyre of Orpheus’ yayınlandı.

    Trans Nonain   01 Temmuz 2008 12:12   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    güzel ses...

    beLirsiz   12 Haziran 2008 01:34   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Grandelakes   07 Nisan 2008 11:30   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    dig lazarus dig çok hasta bir albüm olmuş.baya baya.

    anevrizma   25 Mart 2008 21:53   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    tip maymundan farksız sesi idare eder

    tikkymikky   04 Mart 2008 14:04   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    where the wild roses grow

    darktranquillity85   23 Şubat 2008 17:01   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    cool tarifi

    Turnthepage   04 Şubat 2008 02:09   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Tapılası herif.

    anevrizma   04 Şubat 2008 02:06   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bir erkeğin sesi nasıl olmalıdır ?
    Nick Cave ve Leonard Cohen'in sesi gibi olmalıdır.
    ikisininde birbirinden harika şarkıları vardır.
    hangi birini sayacaksın ki ?

    cinnovaro   22 Ocak 2008 16:42   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bu herif,tom waits ve yanlarında melek gibi kalıcak leonard cohen bir erkeğin en depresif anında önce süründürüp sonra da sizi ordan söküp alabilicek meziyetteler

    Lunaticisonthegrass   31 Aralık 2007 15:00   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    istanbul konserinde arka tarafta sarkılarına eslik edenleri, sahne önüne cagırıp vip nin önüne dizen ve "göremiyorsanız sizde ayağa kalkın" diyen saygımı kazanan insan..

    john g   19 Aralık 2007 03:07   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sweetheart come ile stagger lee parçaları ilginç bi kutuplaşma göstergesidir...severim amcayı..uzun boyludur melankoliktir, belli bi ışık altında belli açıdan yakışıklı gözükür...nocturama albümü ingilizce tabirle underrated olmuştur, babe I'm on fire gibi bi punk klasiği daha yapılmaz kanımca uzun vakit...öyle işte...iyi adam lan bu...böyle mahallenin oturaklı abisi, neutral büyücü!

    Rippin Corpse   19 Aralık 2007 02:44   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    babe im on fireee

    Hit me up, baby, and knock me down
    Drop what you're doing and come around
    We can hold hands till the sun goes down
    Cause I know
    That you
    And I
    Can be
    Together
    Cause I love you

    sylvan    17 Aralık 2007 20:24   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ortak bir noktamız var

    ins   11 Aralık 2007 13:22   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :marlon

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.