çok iyi olur dostum, ilgin için teşekkür ederim
Dostum... Eline sağlık.
Ben de boş bir yerlere fırsat bulursam Ahlakın Soykütüğü kitabının 2.bölümünün özetini duyurmak istiyorum kulakları olana -elbette!
Bunun dışında şu düşünce dolayısıyla: Senin Nietzsche ilgin dolayısıyla bir şekilde "iletişim" kurabilme imkanımız olursa "iki kişilik bir körlük" daha iyi olabilir. Ne dersin?
işin gücün yokmu
Nietzsche TAN KIZILLIĞI
Ahlaksal önyargılar üzerine düşünceler
İmge Kitabevi 3. baskı
Çevirenler: Hüseyin Salihoğlu ve Ümit Özdağ
Kendi önsözünden:
Sabırlı dostlarım, size, kolaylıkla bir anma konuşması, bir ölüm töreni nutku olabilecek bu gecikmiş önsözde aşağıda ne yapmak istediğimi gerçekten anlatmak istiyorum. Çünkü ben geri geldim – Paçayı kurtardım. Sizi de aynı tehlikeli girişime zorlayacağımı sanmayın! Ya da sadece aynı yalnızlığa! Çünkü kim kendine bu yolu seçerse, hiç kimseyle karşılaşmaz: Bunu da “kendi yolları” ortaya çıkarıyor.
Bu güne değin iyi ve kötü üzerine en berbat düşünceler ortaya kondu. Bu, her zaman çok tehlikeli bir şey oldu.
Vicdan, iyi bir şöhret, cehennem; duruma göre polisin bizzat kendisi önyargısızlığa izin vermiyordu ve vermiyor. İşte günümüz ahlakı üzerine, her otorite karşısında alınan tavırda olduğu gibi, düşünmemek, pek de konuşmamak gerekiyor. Burada itaat edilir! Dünya var olduğundan bu yana hiçbir otorite eleştiri konusu yapılmasına istekli görünmemiştir…
(Kant’ın “aklın eleştirisi” kitabını aşağılayıp onun Alman ahlakı üzerindeki etkisinden bahsediyor) …Kendi ahlak diyarına yer temin etmek için kendini ispatlanamaz bir dünya, mantıksal bir “öbür dünya” kurmak zorunda hissetti… İşte bunun için kendi saf aklının eleştirisine ihtiyacı vardı! Başka şekilde ifade edersek: Eğer bir şey onun için her şeyden daha önemli olmasaydı, buna ihtiyacı olamazdı, “ahlak diyarını” akıl için saldırılamaz, daha da iyisi dokunulamaz yapmak için…
Bu kitapta ahlaka güvenden vazgeçiliyor… Peki neden? Ahlaklılık yüzünden!
Boşuna filolog olmadım, belki de hâlâ öyleyimdir, yavaş okumayı öğreten demektir bu…
Sabırlı dostlarım, bu kitap kendisi için yetkin okurlar ve filologlar diliyor: Beni okumayı öğrenin!
Birinci kitap
Bütün çağların insanlarının neyin iyi, neyin kötü, neyin övgüye değer ve neyin yergiye layık olduğunu bildiklerine inandıkları konusunda bilgeler doğru bir yargıda bulunmuşlardır. Ama “biz şimdi geçmişte herhangi bir zamandakinden daha iyi biliyoruz”, görüşü, bilgelerin önyargısıdır.
Bilim, bizi basit nedenselliklere olan inancımızdan vazgeçirmeye zorlar. Hem de bunu her şeyin tam kavranabilir gözüktüğü yerde ve bizim görünüşün soytarısı olduğumuz durumda yapar. Ve en basit şeyler çok karmaşıktır… Doğrusu bu konuda yeterince şaşırmamak insanın elinde değil!
Özgür insan ahlaksızdır çünkü o her bakımdan geleneğe değil, kendisine bağlı olmak ister.
İnsan ırkının eğitimini bugüne kadar sanki gardiyanlar ile cellâtlar yönetmiş gibi görünüyor!
Hemen hemen her yerde yeni düşüncelere yol açan, saygı duyulan bir geleneğin ya da batıl inancın büyüsünü bozan bir çılgınlık var. Bunun neden çılgınlık olması gerektiğini kavrıyor musunuz?
(Hıristiyan ahlakının kurulmasında etkisi olan kişilerin çılgınlıklarından bahsediyor.) …“Ah siz ilahi varlıklar, bana çılgınlık verin artık! Çılgınlık verin ki sonunda kendime inanabileyim! Hezeyanlar ve çırpınmalar, ani aydınlıklar ve karanlıklar verin, korkutun beni hiçbir faninin hissetmediği şekilde ateş ve buzla, gümbürtü ve etrafta dolaşan şekillerle, ağlatın ve inletin beni, bir hayvan gibi, süründürün yerlerde: Yeter ki ben inançlı biri olayım! Şüphe yiyip bitiriyor içimi. Yasayı öldürdüm, yasa beni, bir cesedin canlı birini korkuttuğu gibi korkutuyor: Eğer ben, yasanın daha fazlası değilsem, o zaman dünyanın en alçak insanıyım. İçimde olan yeni ruh, eğer sizden gelmiyorsa, nereden geliyor? Size ait olduğumu ispatlayın bana.” Bu tutku amacına en iyi şekilde ve çabucak ulaştı: Hıristiyanlığın azizlere ve çöl münzevilerine en zengin bir şekilde verimli olduğunu ispatladığı ve kendisini bu sayede ispatladığını sandığı zamanda, Kudüs’te büyük tımarhaneler vardı; bunlar en son tuz tanelerini bu uğurda teslim etmiş olan başarısız azizler için yapılmıştı.
…uygarlığı başlatan büyük önermeyi vurgulayalım: Her gelenek geleneksizlikten daha iyidir.
…Vahşet, insanoğlunun yaptığı en eski şenliklerdeki neşe kaynaklarından biridir. Dolayısıyla tanrılara dehşet manzarası sunulunca onların da ferahladıkları ve neşelendikleri sanılır…
Töre, eski insanların yararlı ve zararlı sanılan deneyimlerini yansıtır. Ama töre (ahlaklılık) duygusu bu tür deneyimlerle değil, ahlakın eski oluşuyla, kutsallığıyla, tartışılmazlığıyla bağıntılıdır. Ve bu duygu böylelikle insanın yeni deneyimler oluşturmasına ve gelenekleri düzeltmesine karşı koyar. Yani ahlaklılık yeni ve daha iyi geleneklerin ortaya çıkmasına karşı direnir: aptallaştırır.
…tarih, hemen hemen sadece bu, sonradan kendilerinden iyi olarak söz edilen kötü insanları konu eder.