bu okulun önüne okul boyunda kitap yığmak, sözlük ahalisi olarak boynumuzun borcudur.
oturmuşuz bilgisayarın başına, bir elimizde de bira keyif yapıyoruz. istediğimize istediğimiz anda ulaşuyoruz, internet denen hededen.
bazen bir cafede otururken okuduğumuz kitabı masada unutup gidiyoruz; sonra aklımıza geldiğinde ''zaten okumuştum'' diyerek yolumuza devam ediyoruz. o kitap belki çöpe atılıyor, belki yakılıyor. hepimizin istediğimiz zaman bir kitap alabilecek kadar paramız var. okuduğumuz kitabı bir köşeye bırakıyoruz, o kitap aylarca, belki yıllarca duruyor öylece. sonra da kaybolup gidiyor.
şu sözlükteki herkes en azından liseyi okumuştur. %90'ımız da öss denen hergeleyle içli dışlı olmuştur. ve eminim hepimiz hergeleyi aşıp öğrenim hayatımıza devam etmek için onlarca soru bankası bitirmişizdir. şimdi onlar kıyıda köşede bekliyordur.
işte miniklerin bu kitaplara ihtiyacı var, hemde fazlasıyla. okuyacaklar adam olacaklar. hepsi birer sartre, rousseau, camus, freud olacaklar ilerde; bizim yardımlarımızla. türkiye'yi daha yaşanır bir hale getirecekler; kimi maliye bakanı olacak, kimi savunma bakanı, kültür ve turizm bakanı... siz emekli olmuş olacaksınız onlar bu mevkilere ulaştığında. emekli maaşlarınızı bu minikler belirleyecek, ülkenizi bunlar savunacak. ve emin olun sırf sizden yardım alarak o mevkilere geldikleri için, sizleri (halkı) daha çok sevecekler, sizlere kendilerini borçlu hissedecekler. işlerine iki elle sarılıp, sizin onlara yaptığınız bu yardımın karşılığını vermek isteyecekler. onlar zor şartlar altında okumuşlar, hiç başkalarının da zor şartlar altında okumasını isterler mi? okullar yapacaklar, kütüphaneler kuracaklar, eğitim üzerine yatırımlar yapacaklar.
bu çocuklar bizim geleceğimiz, emeklilikteki huzur kaynağımız olacaklar. ve ben eminimki şimdi bu sözlükteki bütün yazarlar, ellerinde bir poşet alıp evdeki, ihtiyaç duymadıkları bütün kitapları toplayacaklar. hatta çevredeki insanlardan bu konuda yardım isteyecekler, onları da sıkıştıracaklar.
-upuzun hint fakiri