en sevdigim filmlerden 50 kere falan izlemişimdir bir o kadar daha izleyebilirim..
mevsimlerin deiştigi sahne ve anna nın william ın dukkanına gelip ondan onu sevmesini istedigi sahne ve diyaloglar mukemmel..
12 kere seyrettimve bi 12 daha seyredebilirim şu an aint no sunshine ı dinliyorum yine belkide bu kadar sevmemizin nedeni filmin gayet basit kolay ve en önemlisi sonunun mutlu sonla bitmesiydi hayatımızda mutlu sonlara az rastlayıp çok aramamızdan doayıdır benim 12 kere izlememşliğimin nedeni başkalarının repliklerini ezberleyecekçesine sevmesi filmi
ömrümün sonuna kadar izleyebilirim...
vasat gereksiz bir flm.........
biz neden sevdik acaba türk filiminin ingiliz versionumu bu zengin şöhretli bir bayan fakir yada orta halli bir erkek burada ki tek fark erkekte aşırı gurur yok . e tabi bide flimin müziği sanırım tüm bunlar çekici kılıyor herşeyi bende bu filimden sonra aşık olmayı öğrendim ya da içimdeki aşkın karakteri değişti. bu filimi bende sevdim canım....
men go to bed with gilda but they wake up with me
4 mevsim geçiş sahnesi ve elvis costello'nun she şarkısı harika... julia roberts harika
filmin sonundaki suçlu ama özür dileyen hatun portresi harika...
filmde görüldüğü kadar güzel olmayan londra'nın bir semti
ii film
öncelikle filme nothing diyenlere ve öle bilenlere gcık oluorum.....
how can you mend a broken heart'ın çaldığı sahne filmin en damar anıdır kanımca.
şarkı zaten ezberledim,filmi de ama replikleri bile ezberliicem nerdeyse.bill withers a.n.sunshine söylerken huh ağbimiz pazarda yürüdüğü sahne süper.
Ain't no sunshine when she's gone.
It's not warm when she's away.
Ain't no sunshine when she's gone
And she's always gone too long anytime she goes away.
defalarca izledim yine izlerim anna scott'ın 'asking him to love her' sahnesi gerçekten harikadır.julia roberts bambaşkadır.
1958 yılında mod'lar ve rocker'lar arasında çok ciddi kavgalara sahne olan ingiliz şehri.
Benim için izlediğim en iyi filmlerden biri.
sounstracki when you say nothing at all haika bir şarkı. Arkadaş vasat demiş ama bu film oyuncu kalitesiyle bile vasatı aşar da aşar.
hugh grant ve julia roberts'ın oynadığı vasatın altında bir film.hiç bir işin gücün yoksa izleyebilirsin o kadar.
güzel bir yermiş. gidince görücem :)
filmin bitiş sahnesinde parkatki bankta william, kucağında yatan anna scott'a kitap okumaktadır. bir yandan da anna scott'in elini tutmaktadır. kitabın sayfasını tek eliyle çevirir, sırf anna'nin elini bırakmamak için...
"bir insanın sizi sevdiğini sarf ettiği sözcüklerinden değil, size olan tavırlarından anlarsınız" gerçeğini bana öğreten film.